Yazın gelmesiyle beraber düğünler artış gösterdi. Davetiyeler gelmeye, konvoylar görülmeye, korna sesleri duyulmaya, gelin arabaları süslenmeye, tatlı bir heyecanla geçen günler kendini göstermeye başladı. İşyerinde çalışma masamda otururken geçen konvoyları seyrediyor, hem çok seviniyor, hem de çok üzülüyorum. Sevinme ve üzülme nedenim sizin de bildiğiniz gibi malum sebeplerden.
Geçen hafta işyerinde bilgisayarın başında iken dışarda bağıran bir erkek sesi duydum. Erkek yanındaki bayana yüksek sesle dövmedim, sövmedim, eve gidelim diye sesleniyordu. Daha sonra yardımım olur mu diye dışarı çıktım. Bu iki çiftin daha önce devamlı müşterim olduğunu fark ettim. Sorunlu bir evlilikleri olduklarını ayrılma aşamasında olduklarını daha önce bana söylemişlerdi. İki ya da üç çocukları olduğunu bildiğim çift, çok uzatmadan erkek hanımına “Allah belanı versin, çocukları göremezsin diyerek” farklı yönlere koşarcasına yürümeye başladılar.
Bu yazıyı evliliği düşünen gençleri, damat ve gelin adaylarını korkutmak, ürkütmek için yazmıyorum. Sadece evliliğe karar vermeden, imzayı atmadan çıkacakları zorlu yolculuktan önce, gözlerini dört yüz açmalarını, bu konuda geniş çapta araştırma yapmalarını, kendilerini ve evliliği tanımadaki yeterliliklerini gözden geçirmelerini tavsiye için yazıyorum.
Söz nişan olmadan, imzayı atmadan, gelin arabasına binmeden eline beyaz bir ajanda al ve şu maddeleri yaz evet, hayır yap. Evet, ben bu maddeyi araştırdım, yeterliyim de. Bilgi sahibi olmadıklarına hayır bu noktada eksiğim de ve araştırmaya yönel, eyleme geç.
Yazıyı kısa tutmak için maddelerin içeriğini tek tek geniş çapta açıklamayacağım, maddeleri verip bu konuda kafa yormanı isteyeceğim. Sevgili gelin ve damat adayı! Bu maddeler üzerinde kafa yorun ki gelecekte kafanız, özünüz, çocuklarınız daha az yorulsun.
- Evlenmeye kendiniz mi karar verdiniz, yoksa anneniz, babanız istediği için mi bu yola girdiniz?
- Evlilikteki niyetinizi, evliliği ve kendinizi tanıyor musunuz?
- Nişanlılık döneminde birbirinizi, yakın çevrenizi mi tanımaya, gözlemlemeye, anlamaya çalıştınız yoksa beyaz eşyaları, koltuk takımlarını mı?
- Sorumluluk şuurunuz ne durumda, evlilikte yük en az iki katına çıkar buna hazır mısınız?
- Bizim toplumda evlilikler sadece adaylar arasında değil, nerdeyse tüm aile birbiriyle evlenir, onlarla iyi ilişkiler içerisinde olman gerektiğini biliyor musun?
- Evlilikte denklik fazla ise ömrü uzun olur, siz yaş, eğitim, ailelerin maddi durumu, kültür, dini özümseme, kafa ve gönül yapısı, dünyayı algılayış noktasında denk misiniz?
- Özellikle damat adayının uzun süre çalıştığı belirli bir işi var mı, maddi, zihin, içsel yeterliliği ne durumda?
- Birbirinize karşı dürüst, şeffaf olmanız, her şeyi açıkça konuşmanız gerekir, varsa gizli saklı yönlerinizi konuşun, korkmayın, çekinmeyin. Bu noktada durumunuz nedir?
- Biyolojik, özellikle psikolojik sağlığınız ne durumda, uzmanlar öfke kontrolsüzlüğü, aşırı kıskançlık, ürolojik, gebelik muayene, paranoya, diş ve diş eti rahatsızlığı, ayak kokusu, horlama vb. noktalarda uyarılarda bulunuyor, bu noktada durumunuz nedir?
- Tutacağınız evin iki tarafa da uzak olması mutluluğunuz için önemlidir. Bu noktada düşünceniz nedir?
- Anne babasına aşırı bağımlı, sabrı kısa, şükrü kısa, aşırı memnuniyetsiz, sorun çözme kabiliyeti yetersiz, çıtkırıldım, rahatına aşırı düşkün, evli çiftler evliliği yürütmekte zorlanıyor. Siz bu noktada ne durumdasınız?
- Gerçekten birbirinizi isteyerek, tanıyarak, severek, birbirinizi her yönüyle kabul ederek mi evleniyorsunuz, birbirinize sadık kalabilecek misiniz, kış, fırtınalı, kötü günlerde birbirinizin yanında olabilecek misiniz, göz ve gönülleriniz birbirine çakılı kalabilecek mi?
Yanlış anlaşılmasın bu yazıyı yeni adayları korkutmak için yazmadım, farkındalığımızın artması için yazdım. Önce tedbirleri alalım, sonra “evlilik bir kaderdir” diyelim. Yeni adaylara ve tüm evli çiftlere hayırlı, huzurlu bir gelecek temenni ederim.