Bir haftaya yakın annesinden ayrı kalan küçük kız çocuğu annesine kavuşur kavuşmaz öyle bir soru
sorar ki, herkesin gözleri dolu dolu olur.
Anne niçin beni aramadın?
Hiç özlemedin mi?
Yoksa telefonun mu bozuktu?
Babam sabah işyerine gelince anlattığı gerçek yaşamdaki içimizi acıtan, bizi sarsan, üzen bir boşanma
olayının bir kız çocuğundaki yansımasının yürek burkan sorusu:
Anne niçin beni aramadın?
Apar topar kızından koparılan anne, farklı bir ilde yaşayan anne babasının yanına gönderilir. Küçük kızı
vermezler ilk önce anneye. Daha sonra kısa bir süre de olsa annesizliğe dayanamayan küçük kız,
evdekilere huzur vermez ve babası mecburen annesinin yanına götürmek zorunda kalır küçük kızı.
Küçük kız annesini görür görmez, doya doya boynuna sarılır ve anne niçin beni aramadın, telefonun
bozuk muydu yoksa diye soru yöneltir.
Çocukları sevmeyen var mı? Ben de çocukları çok severim. Çocuklar kirlenmiş dünyanın neşesi,
umudu; içi dışı bir, özü temiz, günahsız fıtratı bozulmamış yavrularımız. Biz büyükler gibi değiller.
Açık, net, şeffaf tek yüzlüdürler. Küçük bir hediyeden mutlu olur, yanağınıza çıkarsız bir öpücük
konduruverirler. Büyük hırsları, kızgınlıkları, küskünlükleri yoktur. Anı yaşarlar, rızık telaşına
girmezler. Dünyanın bir oyun ve oyalanma olduğunu kurdukları oyunlarla biz büyüklere
hatırlatırlar.
İnsan, doğumdan ölüme kadar zorluklarla karşılaşır. Hayatımızın en büyük zorluklarından,
imtihanlarından birine de hiç şüphesiz evlilik hayatında rastlarız. Farklı iki dünyaya, farklı iki beyin
yapısına, farklı kabullere sahip iki kişi bir evde yaşamaya başlamasıyla evliliğe adım atmış olurlar. Eğer
çiftlerin benzerlikleri farklılıklarından fazlaysa evlilikleri emin adımlarla geleceğe uzanmakta;
farklılıkları benzerliklerinden çoksa evliliğin ömrü kısalmakta ayrışmalar, huzursuzluklar çiftlerin
yakasını yapışmaktadır.
Ayrılma, anlaşamama durumunda en büyük bedeli hiç şüphesiz çocuklar ödemekte, hayatlarındaki bu
büyük eksiklik, diğer eksiklikleri ve sorunları da beraberinde getirmektedir. Ne yazık ki biz büyüklerin
hırsları, egoları, evliliği zora sokan üstten yalan yanlış konuşmaları, evliliği zora sokan hataları
çocukların küçük, temiz ve umut, neşe dolu dünyalarını bulandırmaktadır.
Aile olmak, kurmak zor; yıkmak ise bir o kadar kolaydır. Aile danışmanlarından bir beyefendi aileyi
bir tespihe benzetmişti. İmame, babayı; ip, anneyi; tespih taneleri de çocukları temsil eder, diyerek
bir gerçeği dillendirmişti. İmame ve ip uyum içinde olmazsa tespih taneleri dağılacaktır. Dağılan
taneleri toplamak ise hiç de kolay olmayacaktır.
Günümüzde akıllı telefonlar hem tespihi elimizden aldı, hem de aileyi oluşturan tespih
bütünlüğünü, ittifakını bozdu.
İslam medeniyetinin en önemli kalesinin aile olduğunu bilen Batı medeniyeti ajanları önce aileyi
bozmak gerekir, fikrinde birleştiler. Aile erkek ve bayandan oluşuyordu. Hem erkek üzerinde daha
çok bayan üzerinde çalışmalarını hızlandırdılar. Rollerin değişimi için mücadele verdiler. Dini
değerlerin zayıflaması için uğraş verip aile kurumunu zayıflattılar. Toplumsal hayatta kadının aktif
rol almasını sağladılar. Çalışma hayatında aktif rol alan kadın çocukları ve eşiyle uzun süre huzurlu
yaşamayı sürdüremedi. Giderek artan ihtiyaçlar, azla yetinememe hem erkeği hem de bayanı
stresli, gergin hale getirdi. Sadakatsizliği normal gibi gösteren programlar ve filmlerle aile yapısının
zarar verdi.
Geçenlerde kardeşim Avukat İsmail ALTAYLI ile sohbete koyulmuştuk. Laf arasında mahkemelere en
çok boşanma davası için müracaat edildiğini söyledi. Doluluk oranı en fazla Aile Mahkemelerinde
olduğunu söyledi.
Görücü usulüyle evlenen dedelerimiz ninelerimizle bir ömür yaşıyordu da eğitimin, farkındalığın
arttığı bu asırda birbirlerini görerek ve severek evlenen biz torunları niçin o huzuru, o devamlılığı
sağlayamadık?
Neler değişti hayatımızda?
Çocukları boynu bükük bırakmaya hakkımız var mıydı?
Sabah beraber çorba içtiğimiz Serkan Bey, bir işletmede çalışanların %75’inin eşinden ayrılmış
olduğunu söylemişti.
Bu gidiş nereye?
Aile kurumunu iyileştirici acil önlemler alınmadığı takdirde çocukların gülen yüzleri asılacak ve
bedellerini çok yönlü ödemeye mecbur olacağız? Çocukların merak ve endişe dolu sorularından
kendimizi alamayacağız?
Anne, babam ne zaman gelecek?
Anne, niçin beni aramadın telefonun bozuk muydu?
Baba, annem nerede, niçin gelmiyor?
Baba, ben annemi istiyorum!
Anneanne, annem ve babam beni sevmiyor mu?
Babaanne, annem niye benimle artık parka gelmiyor?
Ali ALTAYLI