Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Aradığını Bulanlar, Bu Yazıyı Okumasın
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
İnsan

Aradığını Bulanlar, Bu Yazıyı Okumasın

İnsan
Paylaş
PAYLAŞ

Bu asırda, kaybettiğimiz bir şey var her şeyimiz olan. Bizleri çıkmaz sokaklardan kurtaracak, gönül sızımızı dindirecek, canlılıktaki hakiki zevk ve lezzeti bize verecek olan her şeyimiz. Bütün problemlerimizin çözümü; çalkantılarımızın, yokuşlarımızın, iç ve dış çatışmalarımızın çözümü bu adreste. Kimileri adresi bilmiyor. Kimileri biliyor, gitmiyor. Kimileri de biliyor, gidiyor, yaşamıyor. Çok azımızda biliyor, gidiyor, yaşamaya çalışıyor.

Biz insanların gözünde ve yüzünde bir memnuniyetsizliğin belirtileri var. Yüzümüz daha az gülüyor, ağzımızdan güzel sözcükler daha az çıkar oldu. Daha az birbirimizle sohbet eder, daha az selamlaşır olduk. Hepimiz bir arayışın peşindeyiz. Göz ve gönlümüz aradığını bulma telaşında. Aradıklarımızı bulduğumuzda çok az da olsa mutluluğu yaşama düşüncesindeyiz. Zihnimiz ve kalbimiz arayış içinde, kafesteki kuşlar gibi gerçek özgürlük peşinde.

Biz, bu asrın insanları neyi aramaktayız?  Aradığımızı bulduğumuzda, doyumsuzluğumuz niçin artmaktadır? Yanlış adreslerde değer aramak bizden neleri götürdü? İçsel dinginliğimiz niçin metcezirli? Akıllı telefonlar gerçekten bilgi ahlakı ve özgürlüğüne mi hizmet ediyor? Dünyanın başka bir ucundaki insanın huzuru, zenginliği, konforlu yaşamı niçin bizim küçük dünyamızdaki huzuru gideriyor? Kendimizle ilişkimiz, ikili ilişkilerimiz para ile olan ilişkimiz niçin sıkıntılı bir hal aldı?  Üzerine oturduğumuz hazine sandığının ne zaman farkına varmayı düşünüyoruz? İçinde doğup büyüdüğümüz medeniyetin dinamiklerini ne zaman hayat prensibi haline getirmeyi düşlüyoruz?

Hz. İbrahim neyi arıyordu?

Hz. Ali (ra) neyi arıyordu?

Abdulkâdir Geylânî Hazretleri neyi arıyordu?

İbrahim bin Edhem Hazretleri neyi arıyordu?

Hz. Mevlana neyi arıyordu?

Yunus Emre neyi arıyordu?

Bediüzzaman Said Nursi neyi arıyordu?

Mehmet Akif Ersoy neyi arıyordu?

Necip Fazıl Kısakürek neyi aramaya başladı?

Arayış aşamasındaki şu mısraları, bize ne söyler?

Tam otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum;

Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum…

*

Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış;

Marifet bu, gerisi çelik çomakmış…

*

Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun!

Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!

Bunun gibi dünyada ve ülkemizde yetişmiş, aşkın ruhlu insanlar neyin peşindeydi?  Onların devrinde yaşamış ve toprak altında yatan bir yığın insanın ismi cismi niçin unutuldu? Acaba peşi sıra gittikleri yol, arayış, uğraş çıkmaz sokak mıydı? Bu yüzden mi çabuk unutulup ismi cismi zihinlerden ve gönüllerden silindi.

Aradığını bulan insanların, gerçekten bulduğu neydi?  Eğer aradıklarımızın, peşinde bir ömür koştuklarımızın aşağıdaki sıraladıklarım arasında birçoğu yoksa bir ömür, boşa kürek çekmenin ötesinde bir kârımız olmayacaktır. Huzursuzluğumuz, sağlıksızlığımız, şikâyetimiz, doyumsuzluğumuz kendimizle ve diğer insanlarla savaşımız her geçen gün artacak demektir.

Allah’ı, ölümü öldüreni arayan

Peygamberleri arayan

İmanı, ihsanı, ihlası arayan

İlmi, kitapları arayan

Tevhidi dürüstlüğü arayan

Ahlakı ve iffeti arayan

Salih dostları arayan

Her gün dua edebilme aşkını kendinde arayan

Şükrü, tefekkürü, sabrı, tevekkülü, rızayı arayan

Sonsuzluğu arayan insanların içindeysek ne mutlu bize!

Aradığını bulamayan insanlar, neyin peşinde ömür çürütmektedir? Rüzgârda savrulan çöp kırıntıları gibi savrulduklarının ne zaman farkına varacaklar? Altmış, yetmiş yaşında sahillerde zamparalık yapan yaşlılar neyin peşindeler? Belediyenin açtığı büfede ucuz ekmek sırasına girmekten utanmayan, hali vakti yerinde yaşlı neyin derdinde? Akıllı telefonlardan nefsinin kendisini ve geleceğini yutmasına izin veren biz insanlar neyin peşinde? Çalışmayı, üretmeyi sevmeyerek sevdiklerine, ülkesine ve insanlığa hizmet etmeyi erteleyen kahve köşelerinde, kafelerde zaman öldüren biz insanlar neyin davasındayız?

Eğer peşinde canhıraş koştuklarımız, aradıklarımız, aşağıdaki sıraladıklarımsa kaybediyoruz, yavaş yavaş çürüyoruz ve toprağa girmeden yavaş yavaş unutuluyoruz demektir.

Aklı ve kalbi peşinde sürükleyen, Hak yoldan şaşırtan nefsimize dur diyemiyorsak

Para, mal mülk, her türlü kazanımlarımız bizim putumuz olmuşsa ve her şey olarak görüyorsak

Günlük, haftalık, aylık kendi kişisel gelişimimize zaman ayırmayıp imanımızı ve bilgilerimizi yenileyip beslemiyorsak

Rabbimizin verdiklerinden gücümüze göre vererek, cömertliğimizi güncellemiyorsak

Kötü çevre ve alışkanlık bataklığından bir türlü çıkamıyorsak

Kendimizle uğraşıp yanlışlarımızı tedavi etmek yerine, başkalarıyla uğraşarak zihnimizi ve özümüzü kirletiyorsak

Rabbimizin (cc) ve Resulünün (sav) yolunda yürüme derdini taşımıyorsak

Kendi sevgimiz, enaniyetimiz, övgü ve alkış beklentimiz Hakkın sevgisinin önüne geçmişse

Şirk, kul hakkı, gösteriş, dışta değer arama yönüyle sınıfta kalma adayıysak

Hakla insanlarla ve diğer canlılarla iletişimimiz, ilişkimiz istenilen düzeyde değilse

Tek dünyalı yaşıyorsak, yatırımımız sadece bu dünya içinse kaybımız çok büyük demektir.

Abdulkadir Geylani Hazretleri “Kalp Gözü” isimli kitabındaki alıntıya kulak vererek bugünkü yazımızı bitirelim:

“Bu yolun sağlam ve gerçek yolcuları hep birbirlerine benzerler. Yalnız Peygamberin adetlerine uyarlar. Bu yolda ne zor vardır ne de fıtri hallere aykırı bir hareket. Akla ve düşünceye hükmeden bir dinden daha iyisi olur mu? Olsa da onun gibi olur.”

“Sizden öncekileri yetiştiren bir din, sizi neden yetiştirmesin. Onlar sizden daha bilgisizdi. Akılları sizin kadar iyi seçmiyordu; ama onlarda manevi çöküntü yoktu. Manevi çöküntü sizleri yıktı, berbat etti. Maddi her şeyin iyisini ararsınız; manevi olunca durmaz, kaçarsınız. Aklınız gözünüzün gördüğünü kabul eder, görmediklerini kabul etmiyorsunuz; ama işinize gelen olursa kabul etmekten de dönmüyorsunuz. Birine bir kuruş verirsen gelecek milyarı beklersin. Bu nasıl olabilir, olmayacak bir işe kendinizi sonuna kadar açarsınız. Ama icabında Kur’an okur onun emirlerini dinler, sonra da böyle bir şey olmaz, der geçersiniz. Ne var ki, kafan kuru tahtaya değince hepsini daha iyi anlarsın. Yazıktır! Kur’an’ı ezber ediyor, sonra da onun buyruklarını tutmuyorsunuz.”

                                                                                               ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Terapiste Gitmeden Önce Kendimize Bir De Bu Yönden Bakabilmek

Gökyüzü Net Yeryüzü Dert

Gençlik ve Genç Ölümleri

Bir Gün Gelecek Bir Gün Kalacak-14

İnsanın İki Kanadı

Ali Altaylı 12 Ağustos 2023
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Gençler Evliliğe Niçin Soğuk Bakıyor?
Sonraki Yazı Değer Arayışı ve Boşanmalar
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?