Dün öğleden sonra işyerine kalabalık bir aile geldi. Daha önce de birkaç defa işyerine gelen bu aile bireylerini tanıyordum. Genç, spor ayakkabı istediğini söyledi ve yukarı kata çıktı. Genç, yukarı katta istediği spor ayakkabı modellerine bakarken annesi oğluna kız aradıklarını söyledi. Bizim oralarda uygun bir kızın olup olmadığını sordu.
Tam o esnada da kapıdan içeriye bir müşterim, davetiye bırakmak için girdi. Tevafuk olacak o müşterim de uzun zamandan beri bir oğluna kız arıyordu. Hatta bana da daha önce söylemişti. Hocam, uzun zamandan beri arıyoruz; evin tek oğlu, bir türlü nasibi çıkmadı. Çevrenizde uygun bir hanım kız var mı diye?
Demek ki, hayırlı bir nasip bulmuş ve bana davetiye bırakmıştı. Çok sevindiğimi ve düğüne gelmeye çalışacağımı söyleyerek yolcu ettim.
İşyerine gelip de laf arasında oğullarına kız aradığını söyleyen aileler hiç de az değil, ülkemizde bekâr gençler de git gide çoğalıyor. Müşterilerimden tanıdığım 35’i geçen ve uygun bir nasip bulmakta zorlanan çok genç var. Evliliği yürütemeyip ayrılanlar da hiç de az değil.
Sonra kendi akrabalarım gözümün önüne geldi.
Ereğli’de en büyük dayımın oğlu bekâr, yaşı 30’u geçti.
Ereğli’de ortanca dayımın iki oğlu bekâr, 26-30’u geçti.
Ereğli’de teyzemin oğlu bekâr,27’yi geçti.
Karapınar’da halamın oğlu bekâr, 30’u geçti.
Karaman’da kayınım bekâr,35’i geçti.
Peki, niçin bekâr gençler çoğalıyor?
Aileler, göz bebeği evlatlarına uygun birini bulmada niçin zorlanıyor?
Bu konuyu on madde üzerinden açıklamaya çalışalım:
*Gençlerin ekonomik olarak yeterli düzeye ulaşmasının gecikmesi, hayat pahalılığı
*Güvensizlik, tedirginlik, doğru insan bulamama korkusu
*Rahatlık ve konfor alanının kaybedileceği düşüncesi
*Anne babanın yetiştirme tarzındaki sıkıntılar
*Anne babanın düğün masraflarını azaltmamada gönüllü olmaması
* Eğitim hayatının uzaması, yüksek beklenti ve seçiciliğin abartılması
*Gençlerin özgürlüklerinden taviz vermek istememeleri
*Tatmin duygusunun gayri meşru yollardan gidermenin kolaylaşması
*Gençlerin sorumluluk almak istememeleri
*Gençleri; aile facialarının, boşanmaların olumsuz etkilemesi
Yazdığımız maddeleri kısa kısa açıklamaya çalışalım.
Gençlerin ekonomik olarak yeterli düzeye ulaşmasının gecikmesi ve hayat pahalılığı, gençleri evlilikten soğutuyor. Görüştüğüm gençlerin birçoğu biz kendi ihtiyaçlarımızı zor karşılıyoruz, bu durumda bir başkasının yükümlülüğünü nasıl alabiliriz? diyor. Ailelerinin maddi imkânları iyi olan ve erken iş güç sahibi olan gençlerin evlenmesi daha kolay oluyor. Hayat pahalılığının arttığı günümüzde maddi imkânı ve aile, eş dost desteği olmayan gençler evlenmekte zorlanıyor.
Güvensizlik, tedirginlik ve doğru insanı bulamama endişesi gençleri evlilikten soğutuyor. Evlenirsem uzun süre evliliğim devam eder mi? Borç harç evlilik yapacağım ya anlaşamaz, ayrılırsak? Doğru insanı bulabilecek miyim? Sadakat noktasında yüzde yüz güvenebilecek miyim? Baş yastığım bana denk olmazsa başım uzun süre ağrır mı gibi birden çok sorular, gençleri evlilikten uzaklaştırmaktadır.
Doğru insan olursak, kendimize yatırım yapıp önce kendimiz güvenilir olur, maddi ve manevi çeyizimiz için mücadele verirsek doğru eşi bulma ihtimalimiz yüksektir. Gençler bu konuda haklı olmakla beraber, evlilikten korkup ondan soğumak yerine her geçen gün kendilerini iyileştirmenin gayreti içinde olmalılar ki, Rabbimiz az emeklerini çoğaltarak yardımcıları olsun. Güvensizliği, tedirginliği her zaman cesaret, çalışmak, aranan, doğru insan olmak yenip alt etmiştir.
Rahatlık ve konfor alanını kaybetme korkusu gençleri evlilikten alıkoyabiliyor. Çevresini, yakınlarını gözlemleyen, ekranlardan bilgi sahibi olan genç; evlenmenin, evliliği yürütmenin zor olduğu kanaatine varabiliyor. Ben böyle iyiyim, nasıl olsa annem babam beni bir eli yağda bir eli balda yetiştiriyor. Keyfimi niye kaçırayım, bekârlık sultanlıktır, diyen gençler de çıkabiliyor. Ne yazık ki konfor alanından çıkmak istemeyip sorumluluk almak istemeyen gençler de git gide artıyor.
Annesi yirmi yaşını geçmiş kızını yatağından 11.00 gibi kaldırıyor, kahvaltıya çağırıyor. Bin bir nazla kız kahvaltı masasına oturuyor. Bu kız niçin rahatını bozmak istesin ki, zaten annesi ona konfor sağlıyor ve hizmetçilik yapıyor.
Anne babanın gençleri yetiştirme tarzındaki sıkıntı da gençleri, evlilikten soğutmaktadır. Bir baba düşünün ki, oğlunu hiçbir işte çalıştırmamış, gerçek hayatla tanıştırmamış, özgüven ve cesaret aşılamamış; hep hazır ve kolay bir hayat sunma derdine düşmüş. Bu genç, evliliğin ağır sorumluluğunu kaldırabilir mi? Yine bir anne düşünün ki, kızına hiçbir sorumluluk vermemiş, elini sıcak sudan soğuk suya sokturmamış. Bu annenin kızı evliliğe sıcak bakabilir mi? Evde hemen hemen her gün geçinemediklerinden, evliliğin ağır yükümlülüklerinden bahseden bir annenin kızı evliliğe iyi diyebilir mi? Evde kavga dövüşün eksik olmadığı bir yetişkin kız ve erkek, evliliği sevebilir mi?
El âlem ne der, düşüncesiyle anne babanın düğün masraflarını azaltmada gönüllü olmamaları, gençleri evlilikten uzaklaştırmaktadır. Çok iman, çok ahlak, çok huzur, çok mutluluk, çok uyum, anlayış yerine; çok bilezik, çok eşya, çok maddi imkân, çok borç, büyük ev düşüncesi bu imkânlardan yoksun gençleri zor duruma sokabilmektedir.
Az bir eşyayla huzurlu ve devamlı bir evlilik sürdüren atalarımızın biz torunları, çok eşyayla huzursuz, şükürsüz, doyumsuz bir evlilik hayatı sürdürmüyor muyuz? Demek ki çok eşya, marka eşya yerine gerekli olanlar alınsa gençlerin evliliğe bakış açısı değişebilir. Mensubu olduğumuz inanç sistemi kolaylaştırınız, diyor biz ise zorlaştırmada ısrar ediyoruz. Hele hele evliliklerde kolaylaştırma yoluna gitmek, geleceğimizin kolaylaşması, güzelleşmesi, gürleşmesi demektir.
Eğitim hayatının uzaması ve yaşın ilerlemesi de yine gençlerin evliliğe soğuk bakmasına neden olmaktadır. Yaş ilerledikçe gençlerin birbirlerini beğenmeleri zorlaşıyor, seçicilik artıyor. Birbirlerine tahammül edebilme, sabır duyguları azalabiliyor. 2022 yılında Türkiye’deki ortalama evlilik yaş ortalaması, TÜİK verilerine göre erkeklerde 28,2 iken kadınlarda 25,6’dır. Yine yüksek beklenti de evlilik düşüncesine zarar verebiliyor.
Yine bazı gençlerin özgürlüklerinden taviz vermek istememeleri de evliliğe soğuk bakmalarına neden olabiliyor. Eskisi gibi rahat davranamayacağını babasından, annesinden, evli arkadaşlarından öğrenen bazı gençler, kontrollü yaşamaya gelemeyeceğini dillendirmektedir. Evlilik hayatının özgürlüğün yüzde ellisini alıp götüreceğinin farkında olan gençler, evliliğe soğuk bakabilmektedirler.
Tatmin duygusunun gayri meşru yollardan, nikâh olmadan gerçekleşen birlikteliklerden karşılanması, gençlerin evliliğe soğuk bakmasına neden olabilmektedir. Yıllar önce il dışından bir genç müşteri işyerine gelmişti. Evli misin diye sormuştum? Evli değilim, hem niçin evleneyim ki, ihtiyacımı gidermekte çok da zorlanmıyorum demişti. Sorumluluk almadan, yük çekmeden, bedel ödemeden günübirlik, bir gecelik gayri meşru tatmin gençlerin evlilikten soğumasına neden olabilmektedir.
Yine bazı gençler, maddi ve manevi çeyizlerinin evliliğin ağır sorumluluğunu kaldırmayacağını belirtmektedirler. Gençlerin bazıları ekonomik özgürlüklerinin, sorun çözme kabiliyetlerinin, sabır, tahammül, güçlü iman, affedebilme, özür dileyebilme yönüyle kendilerini yeterli hissedemedikleri için geri adım atabilmektedirler.
Yine aile faciaları, boşanmalar gençleri evlilikten uzaklaştırmaktadır. Evlerinde babasından annesine karşı sevgi, aşk sezemeyen bir kız; annesine şiddet uyguladığını gören geçimsiz bir babanın, evladı evliliğe soğuk bakabilmektedir. Akrabalarından boşananların olması yine gençlerin kafasını bulandırmaktadır. Ekranlardaki aile faciasıyla ilgili görüntüler, gençleri evlilik noktasında daha fazla düşündürmektedir.
Bir insan için en büyük mutluluk neslinin devam etmesi; evdeki çocuk neşesi, tebessümü, sarılması ve öpmesidir. Evde kendisini bekleyen bir eşinin olması dünyanın en büyük kazanımıdır. Anne olmak, cennet yolcusu olmaktır. Bunları servet ödeyerek mağazalardan satın alamayız ki?
Gençler! Çalışın, üretin, her gün kendinizi geliştirin, konfor alanınızı terk edin, bir gün bile boşa zaman geçirmeyin, okuyun, düşünün, kaliteli insanlarla takılın, gözünüz kendinizde ve gelecek güzel günlerde olsun. Sizi, sizden daha çok seven Yaratıcıya güvenin ve evlenin.
ALİ ALTAYLI