Bugün üzerinde duracağım konu hayati önem taşıyor. İçimizdeki sevgiye yatırım yapmak, onu günlük, haftalık, aylık, yıllık güncellemek, diri tutmak; bir insanın huzurlu bir hayata açılan en önemli kapısıdır. En büyük zenginlik, kazanım insanın kendine ve çevresine rahat, sükûnet, huzur vermesidir. Kendisine ve çevresine baş ağrısı olmamasıdır. Sevgiye yatırım yapmayan, onu her daim güncellemeyen insanlar, kendilerine rahat bir nefes aldırmadıkları gibi başkalarına da güneş, bahar olmaz; huzur vermezler. Çoğu şeye sahip olduğumuz; ama huzuru kaybettiğimiz bu asırda eminim ki, huzur satın alınabilen bir maddeye dönüşseydi, alabilmek için servetlerimizi harcayacaktık.
Rahat değiliz, tedirginiz, sanki dünya pay edilmiş de nasibimize hiçbir şey düşmemiş gibi her an kapımıza silahlı adamlar dayanacakmış gibi kararsız ruh halindeyiz. Önceki kazanımlarımız bizi mutlu etmiyor, gözlerimiz hep yeni yeni kazanımlarda. Şükür, kanaat, yaratıcıya güven yerine şikâyeti besliyor; ona enerji veriyor ve yanlış yere sarf ettiğimiz enerjiler bizi bir ömür enerjisiz, sönük, donuk, memnuniyetsiz bırakıyor.
Peki, uzun süren huzur nerede?
Çok mal da mı?
Çok para da mı?
Sınavları kazanmakta mı?
İstediğimiz nasibi bulmakta mı?
Lüks evlerde oturmakta mı?
Lüks arabalara binmekte mi?
Şöhrette mi?
Şehvette mi?
Akıllı telefonlarda kaydır kaydırlarla zaman geçirmekte mi?
Eğlence merkezlerinde mi?
Dinlediğimiz şarkıda mı?
Madde kullanıp aklı devre dışına atmakta mı?
Yurt dışına gitmekte mi?
Kutsal yerleri ziyaret etmekte mi?
Uzun süren huzur; genelde dıştaki kazanımlarımızda değil, içimizdeki kazanımlarımızda gizlidir. Akıl ve zekilikte değil, kalbimizde biriktirdiğimiz sevgi, merhamet, şefkat, iyi niyette gizlidir. Mal mülk peşinde koşmakta değil, ilim ve irfandadır. Bir avcı gibi yeni hikmet ve hakikati bulmak için tetikte olmaktadır. Görünmekte değil, görünmezliktedir. Başkalarının günahını tartmak, günahını açığa çıkarmak için fırsat kollamakta değil, kendimizin hatalarıyla yüzleşmektedir. İçimizle ve işimizle uğraşmaktadır. Bize ezelden paylaştırılan taksime razı olmak, şükrü ve kanaati beslemektedir. Kendimizden daha iyi konumdakileri ekranlarda veya farklı yerlerde takip etmekte değil, kendimizden kat kat aşağıda olanlara bakıp verilen nimeti küçük görmemektedir.
Uzun süren huzur; ekranların kölesi olmakta değil kitap sayfalarının arasındadır. İnsanlarla ve diğer canlılarla iyi iletişim içinde olmaktadır. Nefsin yerine ruhu, kibrin yerine mütevazılığı, gösterişli hayatın yerine basit ve sade hayatı tercih etmede kararlı olmaktadır. Bulunulması gereken yerde olmak, bulunulmaması gereken yerde olmamaktadır. Rabbimizi, peygamberleri, sahabeleri, âlimleri hakkıyla anlayabilmek için gayretimize gayret eklemektedir. Her yönden geliştirici, eğitici, sevgi ve ilgi yönü ağır basan bir ebeveynin kucağında çocukluk geçirmek ve evlilik hayatının %70 oranında kaliteli hale getirmek uzun süren huzurun önemli adımlarıdır.
Biz insanlar için sevgi, içimizdeki yanıp duran bizi her daim rahatsız eden ateşi söndüren bir sudur. Sevgi, şu kısa dünyada özgür bir şekilde kuşlar gibi gökyüzünde seyran etmektir. Sevgi, her gün yeniden doğan bir güneş, anne sütü, toprak, bizi her gün kuş bakışı seyreden pırıl pırıl gökyüzü, hava, ekmek ve sudur.
Biz insanlar ve diğer canlılar arasında güncel, aktif, samimi, çıkarsız, ilahi yönü ağır basan bir sevgi varsa hayat ve iletişim var demektir. Birbirimize karşı sevgi ve muhabbetimiz varsa Yunus gibi “Yaratandan ötürü yaratılanı severiz.” diyebiliyorsak ve bunu hayatımızda gösterebiliyorsak yaşamanın hakkını vermiş erlerden oluyoruz.
Birbirimize karşı sevgimiz varsa şu kısa hayat yokuşa değil, inişe doğru akıyor; işlerimiz kolaylaşıyor, huzur ve adalet gelip bizi buluyor. Sevgiden nasibini alamamış bir birey huzurlu ibadet edemediği gibi kararlarında adaletli de olamıyor. Önce hakkı sonra yaratılmışı sevmek bizi güzelleştiriyor, kâmilleştiriyor; savrulmaktan kurtarıyor.
Zira özümüzde, evde, çarşıda pazarda, sokakta, işyerimizde, her kurumda, her yerde birbirimize ve Hakka karşı sevgimiz varsa:
Saygı ve ilgimiz var demektir.
İyi niyetimiz var demektir.
Sadakatimiz, sabrımız var demektir.
Şeref ve haysiyetimiz güvencede demektir.
Şefkat, merhamet, diğerkâmlık var demektir.
Arkadan konuşmak yerine, sorunlarımızı konuşarak çözme yolu var demektir.
Mal ve statümüzle yerinde, ölçülü ilişkimiz var demektir.
Çatışma, kargaşa yerine dinginlik var demektir.
Rahmet ve bereket var demektir.
Her türlü içsel kirlerin ve küçük hesapların sevgi havuzunda sesinin kesilmesi demektir.
Dürüstlüğün zirvede, yalancılığın kuyu dibinde bulunması demektir.
Hak ve hakikat, sonsuzluk için mücadelemiz var demektir.
Yalnızlaşmak yerine fikirlerin konuşarak, yazarak, çoğalması yayılması var demektir.
Hak için cesaret ve cömertliğimiz var demektir.
Sevgiyi daima özümüzde güncelleyebiliyorsak iç ve dış huzur bizi arayıp buluyor. Sevgiyi kalbimizde güncellemeyi unutuyorsak kin, nefret, kıskançlık, benlik, gizli ya da açık öfke filizleniyor geçmişte ve bugün muhatap olduğumuz insanlara karşı.
Ne mutlu o kimseye ki!
Huzurun kaynağının Hak, insan ve diğer canlıların sevgisinden geçtiğini özümsemiş ola. Sadece dışta değil, içimizden dışa doğru aktığını anlamış ola. Kalbine yerleştirdiği öncelik sırası karışmış sevgilerin, bir ömür huzur ağacını kurtlandırdığını öğrenmiş ola.
ALİ ALTAYLI