Annem bir ay önce köye gitmişti. Köydeki bir düğüne katılmış, gördüklerini bana anlatmıştı. Anne babası çok önceden vefat eden ve aralarındaki miras bölüşümü anlaşmazlıklar yüzünden bir türlü sona ermeyen on bir kardeşten bahsetti. On bir kardeş, uzun süreden belli anne babadan kalan tarlaları paylaşamıyorlar. Kız, erkek kardeşler hepsi birbirine düşüyor. Birkaç defa bir araya geliyorlar, çaylar tekrar tekrar tazeleniyor; ama sevgi, muhabbet, birlik ve beraberlik istenilen düzeyde olmuyor. Özürlü olan ortanca erkek kardeşin kızının düğünü oluyor. Başka bir şehre kızını gelin ediyor. Düğününe sadece on bir kardeşten bir tane bacısı geliyor. Diğer dokuz kardeş gelmiyor.
Birkaç gün önce Karamandan.com’a göz gezdirirken bir haberde miras yüzünde Çumra’da kardeş kardeşi av tüfeğiyle vurdu, diyordu.
Ne yazık ki, ülkemizde akrabaları, kardeşleri birbirine düşüren en önemli problemlerden birisi miras paylaşımıdır. Toplumda ve haberlerde güncelliğini daima koruyor. Hem babam tarafının miras paylaşımında hem de annem tarafının miras paylaşımında sorunlar çıktığını gözlemledim. Araya mal mülk, çıkar girince sevgi, muhabbet, akrabalık bağları unutuluyor. Aynen, beynimize öfke girince aklın tatile çıktığı gibi.
Ne yazık ki, aynı evde büyüyen aynı sofrada yemek yiyen kardeşler kuşlar misali yuvadan uçunca biraz sevgileri başka yere kayıyor; anne baba dünyasını değiştirdiğinde ise mirasla beraber sevgi, muhabbet, birlik ve beraberlik daha çok zarar görüyor.
Dünyasını değiştirmiş olan ninem, bir gün biz kardeşlerimle aynı sofrada yemek yerken: “Ben dayılarını evlendikten sonra hiç aynı sofrada görmedim.” demişti.
Yunus Emre’nin sözünü miras paylaşacaklar olan daha derin düşünmeli:
Bölüşürsek tok oluruz
Bölünürsek yok oluruz
Bazen, aynı anneden dünyaya gelen aynı sofrada çocukluğumuz geçen biz kardeşler, Yaratıcının ve kanunların verdiği hakkı kan bağımız olan yakınlarımızdan esirgiyor, sadece kendimizi hak sahibi görmeye başlıyoruz.
Bir zamanlar gönlümden mısralara yansıyan,
Küçükken anneme sormuştum bu üç kardeş niye birbiriyle küs?
Büyüyünce anladım ki hayat denizi dalgalı, dağları dik ve sis.
Bugünkü yazımızda akrabaların evine ve gönlüne ateş düşüren baş ağrısı ve kalp sıkışmasına neden olan miras kavgalarının sebepleri ve çözüm yolarına değinelim.
Sebepleri:
- Küçük yaşlardan itibaren gerçek sevgi ve muhabbetin kardeşler arasında filizlenmemesi.
- Anne babanın kayırmacı tarafı, erkeği kızlardan üstün tutması ya da kızı kızdan bir oğlunu diğer oğlundan ayırması, sevgi ve imkânca eşitliği gözetmemesi.
- Anne babanın önce adam gibi adam olsun, Yaratıcısını ve resulünü, sahabeleri, âlimleri bilsin öğrensin, yaşasın demek yerine; önce doktor, avukat olsun, akademisyen vb. olsun demesi. Ebeveynin çocuklara, küçük yaşlardan itibaren yeterince dini eğitimini aldırmada gevşek olmasıdır.
- İhtiyaçların, konforlu yaşama isteğinin, tüketimin artması ve şükür, kanaat, kısmetine rızanın azalması.
- Kardeşler arasındaki kıskançlık, benlik, gizli öfke, alacak verecek meselesi, küçük büyük beklentilerin anne baba öldükten sonra ayyuka çıkması.
- Anne babanın vefatından sonra önderlik yapacak abinin, ablanın sorumluluğu üzerine alıp sabır, iyi niyet ve uyumlu bir iletişimle sorunu çözüme bağlayamaması.
- Miras paylaşımına çocuk, genç, kadın hepsinin müdahil olması ve işi büyüklere bırakmamaları, ortalığı karıştırmaları.
- Miras paylaşmadan önce yapılan dedikoduların etkisi. Yanlış anlaşılmalara sebep olacak konuşmaların yapılması ve diğer akrabaların kulağına gitmesi.
- İşin içine çıkar, mal mülk, para girince vefanın, sevginin, şefkatin, akrabalık hukukunun, el âlem ne derin unutulması sadece gelecek dünyalığa odaklanılması
- Kardeşler arasındaki zenginin daha açgözlü ve anlayışsız, maddi durumu iyi olmayanın ise kıskanç, öfkeli, inat olması.
- Küçük yaşlardan itibaren çocukların evde mal mülke dair konuşmaların çok yapıldığını duyması. Hayatta en büyük gücün ve kazanımın önce marifetullah, muhabbetullah, ilim, irfan, eğitim olduğunun çocuklara yeterince hissettirilememesi.
- Anne babanın bir evladıyla ya da birkaç evladıyla belirli yaştan itibaren aralarının bozulması, diğer evlatların sorunlu kardeşlerini anne baba öldükten sonra hak sahibi görmemeleri.
- Akrabalar, kardeşler arasındaki sevgi, saygı, iletişimin devamlılığının dünyanın servetinden çok daha üstün olduğunu, bir gün zamansız öleceğimizi, hesap vereceğimizi, kul hakkının bizi sınır ötesinde zor durumda bırakacağını unutmamamız; malı mülkü ilahlaştırıp birlik ve beraberliği, kuvvetli bağları hiçe saymamız.
Çözüm yolları:
- Anne baba çocuklarına güvenmiyor, “biz öldükten sonra problem çıkarırlar, aralarındaki ilişki zarar görür” diye bir kanaate varmışsa ölmeden pay etmeleri en uygun olanıdır. Her türlü olumsuz duruma karşı kendilerine yetecek kadar dünyalık bırakarak. Evlerini ölmeden pay etmeleri doğru bir yaklaşım olmaz. Anne baba vefat ettikten sonra çekişmeyi en aza indirecek, miras paylaşımında zorluk çıkarılmayacak dünyalık bırakmalıdır.
- Anne baba ileri görüşlü olup çocukları arasında vefat etmeden adaleti sağlayıp kimseyi gücendirmemeli, kardeşleri birbirine düşman etmemelidir. Sevgi ve imkânların dağıtılmasındaki adalet çocukların birbirine yanlış yapmasını önlüyor. Aralarındaki iletişimi güçlendiriyor.
- Kardeşler mal mülkün bir imtihan, geçici olduğunu, mirasın ise büyük bir imtihan olduğunu bilmeli; sevgi, saygı ve devamlı iletişimi küçük bir çıkara değişmemelidirler.
Yunus emre:
Mal sahibi mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi?
Mal da yalan, mülk de yalan
Var biraz da sen oyalan.
- Herkes kendince fedakârlık yapmayı bilmeli, bazı küçük haklarından vazgeçmelidirler. Hangi kardeş birlik ve beraberlik bozulmasın, araya küslük girmesin diye hakkından fedakârlık yaparsa Yaratıcı onu destekleyecek, diğer açgözlü ve haksızlıkta ısrar eden kardeşin işleri rast gitmeyecektir. Mülkün gerçek sahibinin Yaratıcı olduğu akıllardan çıkarılmamalı, rızık genişliğinin tamamen Rabbimizin elinde olduğu unutulmamalıdır.
Âl-i İmran Suresi 26-27.ayette:
De ki: “Ey mülkün sahibi Allah’ım! Dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın ve dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil! Hayır, yalnız senin elindedir; muhakkak ki sen her şeye kadirsin! Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü de gecenin içine sokarsın; ölüden diri çıkartırsın, diriden ölü çıkartırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin!”
- Anne babadan gelecek bir dünyalığa kardeşler bel bağlamamalı, tüm planlarını bunun üzerine kurmamalıdırlar. Hakiki zengin, yardım sahibinin Rabbimiz olduğu unutulmamalı çalışmaya, üretmeye, tok gözlü olmaya kendimizi adamalıyız. Kanaatin bitmez tükenmez bir hazine olduğu gerçeği unutulmamalıdır.
Mehmet Akif Ersoy:
Allah’a dayan sa’ye sarıl hikmete râm ol
Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol
(Allah’a güven, çalış gayret et, takdirine rıza göster. Benim bildiğim yol budur, başka bir doğru yol bilmiyorum.)
- Miras paylaşımında en çok problem çıkaran kardeşin problemli bir hayatının olacağı unutulmamalıdır. Kolaylaştırıcı olan kardeşin geleceği de geniş imkânlı, güzel ve kolay olacaktır.
- Maddi durumu çok kötü olan kardeşe diğer kardeşler miras paylaşımında kolaylık sağlarlarsa-üçü beşi aramazlarsa-kıskançlığın yerini sevgi ve muhabbet alır.
- Anne babasını yaşlılığında görüp gözeten, ihtiyaçlarını gideren kardeşe, diğer kardeşler daha fedakâr olmalıdırlar.
- Miras paylaşımında dinimiz ne diyor? Nasıl bir paylaşım bizi dünya ve ukba memnun eder, diye araştırma yapılmalı; bazen azın çoğu geçeceği unutulmamalıdır.
Ali Altaylı