Elimizde akıllı çok fonksiyonlu telefonlar var ve kafamız eğik, gözlerimiz ellerimizdeki telefonlarda ve dış dünya bir süreliğine bizden uzak. Sabah kalktığımızda ilk önce baktığımız telefonlarımızın yüzü, sevdiklerimiz ikinci üçüncü planda kalıyor. İşe giderken ilk önce baktığımız yine telefonlarımız; gökyüzü, güneş, bulutlar, ağaçlar, tanıdık bir yüz yine en sonlarda kalıyor.
Sabah işe gelirken gördüğüm yaklaşık on kişinin sekizinin elinde akıllı telefonlar var ve kafaları öne eğik, gözleri ellerindeki telefonlarda dış dünyanın farkındalığından habersizce bir yerlere ulaşmaya çalışıyorlar.
Acaba gündemde ne var, kaç beğenim var, kimler beni takip ediyor, fotoğraflarımı kaç kişi görmüş vb.
Eskiden yolda yürürken kafamızın eğik olması edeptendi, şimdilerde ise akıllı telefonlar için eğilen kafamız var ve edebimiz çok iyi seviyede değil.
Elindeki akıllı telefona bakarken direğe çarpanı mı ararsın, kaldırım taşına ayağı takılarak düşeni mi ararsın, araba çarpanı mı ararsın, tırın altında kalanı mı ararsın vb.
Milli ve manevi değerlerimizi içten içe yok eden sosyal paylaşım siteleri ve bir türlü vazgeçemediğimiz bizi içten içe çürüten günlerimizi, geleceğimizi kelepçeleyen alışkanlıklarımızdır.
Sosyal medya kafesinden çıkamıyoruz. Özgürlüğümüz, zamanın bereketi ve psikolojik sağlığımız ise yeterli bir miktarda kullanabilmekte saklı ya da bunu beceremiyorsak hiç kullanmamak en iyisi olsa gerek. Ülkemizde bunu başaranlar ise çok az.
Sosyal paylaşım sitelerinden uzak olanlar bedenen ve ruhen daha sağlıklı, dingin ve mutlu. Zaman yönetimini daha iyi bir seviyedeler. Göz ve kulakları daha temiz ve sağlıklı, iç dünyaları ise daha ferah.
Bu uygulamaları yanlış yönde uzun süre kullananlar dindar olsa da dindar bir ailenin çocuğu olsa da zihinsel ve duygusal olarak dönüşüme uğruyor. Dışı süs içi pis hale gelmeye başlıyor. Yaşantı, yaşam tarzı kuran ve sünnetten çok uzak bir hal almaya başlıyor.
Bir haber sitesinde gözüme çarpan şu ifadeler söylediklerimizi doğrular niteliktedir:
“Instagram hesabını kapatan kişilerin kendilerini duygusal olarak daha iyi hissettiği ortaya çıkmıştır.”
2025 yılında en çok indirilen sosyal medya uygulamalarına göz atalım:
- Youtube
- TikTok
- Facebook Messenger
- Telegram
- Snapchat
Gerçekten bilinçli ya da bilinçsiz indirdiğimiz bu uygulamalar bizim yaşam kalitemizi, yaşama sevincimizi, ahlakımızı, imanımızı, aile huzurumuzu, iyi yöndeki farkındalığımızı, mahremiyetimizi arttırdı mı yoksa içten içe bizlere zarar mı verdi. Aslında götürüsü getirisinden, zararı faydasından çoktu birçoğumuzun akıllı telefonunda indirilmiş olan sosyal medya uygulamalarının.
Sen benim beğendiklerime karışamazsın diyerek babasını karşısına alan babasıyla konuşmayan gençler nasıl türedi sizce?
Sosyal medya hesapları kapatıldığı için intihar edenler yok mu güzel ülkemizde?
Şükürsüzlük, memnuniyetsizlik niçin çoğaldı?
Benim onlardan neyim eksik diyenler, çoğalmadı mı?
Kıskançlık hastalığının iyice hortlamasına ve çıplaklığın yayılmasına zemin hazırlamadı mı?
Hayatından memnun olan niçin yok denecek kadar az, hemen hemen herkes bir şeylerden şikâyetçi neden?
Kötülüklerin yayılmasına, hızlı bir şekilde duyulmasına ve paranoyaklığa neden olmadı mı?
Bağımlılık yaparak anın, gelecek güzel günlerin tadını kaçırmadı mı?
Yanlış bilgilerin yayılmasına neden olarak gerçeklikten koparmadı mı?
Kurnazlığı, hırsızlığı, argoyu, dalavereyi bize iyice öğretmedi mi?
Egosu büyük insanların artmasına neden olmadı mı?
Gelenek ve göreneğin değerlerimizin yara almasına neden olmadı mı?
Çocukların ellerinde olan bu uygulamalar, çocukları ruhsuzlaştırmadı mı?
Yalnızlığın artmasına, iletişimin azalmasına, psikiyatristlerin prim yapmasına neden olmadı mı?
Niyâzî-i Mısrî’ nın dediği gibi güzel insan, ahlaklı insan olma çabamızı gidermedi mi?
Savm u sâlât u hac ile sanma biter zâhid işin,
İnsân‐ı Kâmil olmaya lâzım olan irfân imiş
(Oruç, namaz ve hac ile sanma biter zâhid işin, temiz insan olmaya lâzım olan irfân imiş)
Sosyal paylaşım uygulamalarına karşı gibi algılanmasın bu yazım, aslında ben teknolojik kazanımların hiçbirine karşı değilim. Teknolojik kazanımlar insanların zararına bir seyir almışsa ve faydasından zararı çoksa bireyi, aileyi toplumu bozuyor ve dinginliği, huzuru, güveni, kardeşliği alıp götürüyorsa karşıyım ve bugün insanlık hiç iyi yere gitmiyor.
Yanlış olandan vazgeçmediğimiz, önlem alınmadığı takdirde gelecek günler, bugünleri aratacaktır.
Vazgeçmek, büyük bir inkılaptır; ama bunu başaranlar ise çok azdır.
Bugünkü yazımızın ciddiyetini daha iyi anlamak için Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Demet SAĞLAM AYKUT,un kontrolsüz sosyal medya kullanımının, ruhsal durumu ve çevreyle iletişimi olumsuz etkileyebileceğini anlatan yazısı ile bitirelim.
Olumlu Yönü Olmasının Yanında Ruhsal Sağlık Sorunlarına da Yol Açabilir
Sosyal medya kullanımı, birçok olumlu yönü olmasının yanı sıra ruhsal sağlık sorunlarına da yol açabilmektedir. Hem yüz yüze sosyal etkileşim hem de sosyal medya ile kurulan sosyal ilişkilerin ruhsal bozukluklara karşı koruyucu etkileri olduğu gösterilmiş olmakla birlikte sosyal medya kullanımı gibi hareketsiz davranışlarla daha fazla zaman harcayan kişilerin yüz yüze sosyal etkileşim için daha az zamanları olduğu tespit edilmiştir. Sosyal medyanın, kişiyi gerçek yaşamdan ve yüz yüze iletişimden uzaklaştırması, onun yüz yüze iletişim durumunda kaygı yaşamasına neden olmaktadır. Bu durum, bireylerin sağlıklı ilişkiler kurmasına engel olmakta ve bireyleri zamanla yalnızlaştırmaktadır. Ayrıca uzun süre internet veya sosyal medyada zaman geçirmek, beslenme zamanlarının aksamasına veya sağlıksız beslenme davranışının benimsenmesine, uyku düzeninin bozulmasına ve özellikle hareketsiz yaşam tarzına neden olarak ciddi sağlık sorunlarına da yol açabilmektedir.
Aşırı Sosyal Medya Kullanımı Depresif Belirtilere Neden Olabilir
Yapılan çalışmalar, aşırı sosyal medya kullanımının; depresif belirtiler, benlik saygısı, genel ve fiziksel görünüm kaygısı ve beden memnuniyetsizliği ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Facebook gibi sosyal medya platformlarının uzun süreli kullanımları; depresyon, anksiyete semptomlarının yanı sıra artmış stres belirtileri ile ilişkilidir. Ayrıca sosyal medya, başkalarının görmek istediği basmakalıp örnekleri sergilemek ve diğerleri kadar popüler olabilmek için kişiler üzerinde çok fazla baskı yaratabilmektedir.
Sosyal Medya Bağımlılığını Fark Etmek Önemlidir
Sosyal medya kullanımı, modern bir davranış olarak tanımlanmakla birlikte davranışsal bağımlılıklara odaklanan çalışmalarda sosyal medyada geçirilen zamanın giderek arttığı da bildirilmektedir. Sosyal medyanın bilinçsizce kullanımına; sosyal medyada geçirilen zamanın giderek artması, sosyal medyayı olumsuz duyguları azaltmak için kullanma, sosyal medya kullanımının yasaklanması durumunda sıkıntı çekme, sosyal medya kullanımı nedeniyle diğer önemli yaşam alanlarına zarar verme, sosyal medya kullanımını kontrol edememe şeklindeki belirtilerin eşlik etmesi durumu ‘’Sosyal Medya Bağımlılığı’’ olarak tanımlanmaktadır. Bu durum, bireyin zamanla dış dünyadan koparak çevresiyle iletişim kurmakta güçlük çekmeye başlamasına yol açmaktadır.
Az Sayıda Beğeni veya Olumsuz Yorum Almak Özgüven Kaybı Yaşanmasına Yol Açabilir
Sosyal medya platformları, bireylerin iletişim ve sosyal kaygı gibi çeşitli kaygı durumları yaşamalarına da neden olmaktadır. Sosyal kaygı yaşayan birey, fotoğraf, video veya herhangi bir gönderi paylaşması durumunda, paylaştığı gönderinin az sayıda beğeni alması, olumsuz yorum alması veya hiç yorum almaması gibi durumlarda, gönderiyi kaldırma davranışı sergileyebilmekte, bu durum bireyin yetersizlik hissi ya da özgüven kaybı yaşamasına yol açabilmektedir.
Sonuç olarak yeni nesil iletişim araçlarının kullanımı; insanlara düşüncelerini paylaşabildiği, tartışma platformlarında bulunabildiği, kitleleri ve insanları bir araya getirebilen sanal bir ortam sunmaktadır. Bununla birlikte sosyal medyanın kontrolsüzce kullanımı, bireylerin hem ruhsal durumunu hem de çevresiyle olan iletişimini olumsuz yönde etkilemektedir.
ALİ ALTAYLI