On iki yaşında bir erkek çocuk, Yetenek Sizsiniz Türkiye’ de yıldızların altında sevişmek ah ne hoştur, şarkısını söylüyor, alkış üzerine alkış alıyor. Çocuk 12 yaşında dinleyenler yetişkin. Bu şarkı çocuğun yaşına uygun mu? Ahlaki çürüme bizi bizden etti. Ahlâk giderse geriye ne kalır? Yetenek Sizsiniz Türkiye’de acaba yetenekler mi sergileniyor yoksa bireyi, aileyi, toplumu zehirleyen rezillikler mi, ahlaksızlıklar mı? Bu tür programlara yetkililer ne zaman el atacak?
Mehmet Akif Ersoy yanık ve duyarlı yüreğiyle bize ne söyler?
Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır;
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.”
*
“Fakat, ahlakın izmihlali en müthiş bir izmihlal;
Ne millet kurtulur zira, ne milliye, ne istiklal.
Oyuncak sanmayın! Ahlak-i milli, ruh-u millidir;
Onun iflası en korkunç ölümdür: Mevt-i küllidir.
(…)
Olur cemiyyet efradınca şahsî menfaat ‘mabûd!’
Sorarsan kimse bilmez var mı ‘hak’ namında bir mevcud.
O, doymak bilmeyen mabuda kurbandan haya hissi,
Hamiyyet, ademiyyet hissi, ulvi hislerin hepsi!
Bu hissizlikle cemiyyet yaşar derlerse pek yanlış:
Bir ümmet göster, ölmüş maneviyatiyle, sağ kalmış?”
*
Dün aile problemleri olan değerli bir dostum, ziyaretime geldi. Hanımının geçen gün kendisine söylediği bir sözü aktardı: Eskiden ben çok salakmışım Müge Anlı’yı dinleye dinleye akıllandım, gözüm açıldı. Aile kurumuna zarar veren sabah programları diziler ülkemizde yasaklansın.
*
İnsanın eğitimi en zor iştir. Eğitilmeyen sorumluluk almaktan kaçan insan ise çevresine yük ve büyük bir ıstıraptır. Eğitim ise anne karnından başlayan uzun bir süreçtir. Çocuklar anne karnından başlamak üzere kaliteli bir eğitime tabi tutulmalı, muhakkak yaşına göre sorumluluk almalı anne babasının gözünün önünden uzak güvenilir bir yerde çalışmalıdır. Küçük yaştan itibaren çalışmaya alışmamış, alıştırılmamış çocuklar büyük sorumluluklar alamazlar, kendi ayakları üzerinde durmakta zorlanarak bir ömür çevresine yük olurlar.
*
Çocukları bu hale getiren kim? Önce anne babadır. Çocukları kavanozda ve serada yetiştiren biz anne babalar. Ben görmedim onlar görsün, diyerek aşırı şefkat gösterip sorumluluk vermeyen, gerçek hayatla geç tanıştıran biz anne babalar. Hiç büyümeyen sakallı çocuk yetiştiren biziz.
*
Zaman gösterdi ki, kimilerinin dışı kapalı içi kokuşmuş, kimilerinin ise dışı açık içi gül gülistan. Ne mutlu o insana ki, hem dışı hem içi sonsuz ikram sahibi Yaratıcının istediğine uygun ola. Zihnimiz ve özümüz okuyarak gezerek görerek açılmadan kalite bir toplum olmak bize uzak.
*
Ya yola gelip bana itaat edeceksin diz çökeceksin ya da sana ve milletine dünyayı dar ederim diyen, firavunun yandaşları dünyayı çekilmez kılıyor. Dünyanın sahibi biziz diyenler, bir gün her şeyin Rabbinden dünya ve içindekilerin gerçek sahibinden büyük bir tokat yiyecekler.
*
Milletimizin değerlerine tepeden bakan dine düşman, Batı zihniyetine sahip insanlar bu ülkeye faydadan çok zarar vermişlerdir. Köklerini reddeden bir zihniyet, göklere nasıl çıksın. Kendi halkının değerlerine düşman bir zihniyet, bu ülkeye, bu ülkenin yarınlarına ne verebilir ki?
*
Çocukluğumda büyükler ülkemizin en büyük sorunlarını tek tek sayarlardı. Şimdi bu sorunlar aşıldı. Peki, şimdi hangi sorunlarımız var? Yetişmiş adam kıtlığı, ahlak kıtlığı, şükür kıtlığı, maneviyat kıtlığı, zihin ve gönül darlığı kıtlığı, ekranların çaldığı muhabbet kıtlığı, helal haram bilmeme kıtlığı, sanal âlemin elimizden aldığı iki kelam edememe kıtlığı.
*
Dün birkaç yere uğradım. Saçı ağarmış, yaşı elliyi geçmiş adamların dilindeki küfür, argodan yüzüm kızardı. Adamlar hem küfrediyor hem de zevk alıyor dilinden çıkan ağza alınmayacak sözlerden. Güzel ülkemde, dilimiz nasıl kirlendi bu şekilde. Dilin kirliliği büyük bir yıkımdır.
*
Çocuklarınıza bir hedef, bir sorumluluk, bir hobi, kaliteli bir kitap, temiz eş dost arkadaş çevresi hediye edin. Kâinat boşluk kabul etmiyor. Sorumluluk verilmeyen, üretmeyen, isteği hemen gerçekleştirilen konfora, tembelliğe, ekrana alışmış çocukların geleceği risk altında.
*
Sahi, biz ölünce bizi nasıl anacaklar? Biz ölünce bizden geriye ne kalacak? Hangi eser, hangi çalışma veya yararlı bir iş? Yoksa yaşanmamış, içi boş bir ömür mü? Hayata zincirliyiz kollarımızdan, zaaflarımızdan çiviliyiz, diyor Cemil Meriç. Zincirleri, faniyi kır; bâkiye ada.
*
Bazı programlar hiç olmamalıydı, bazı diziler hiç çekilmemeliydi. Sosyal paylaşım siteleri herkese göre değildi. Duygularımız bozuldu, düşünme sistemimiz köreldi, gözümüz, kulağımız, geleceğimiz kirlendi. Nefis şımartıldı, akıl ve kalp küstürüldü. Aileler dağıldı, insan çıkmaza yuvarlandı, yalnızlaştı ve tek başına sorunlarıyla savaşmak zorunda kaldı.
*
Elinden akıllı telefon düşmeyen, bir günün üçte birini ekran karşısında geçiren bir kişinin dili, ahlakı, zihni, kalbi, imanı, bozulur. Hemen hemen herkesin elinde akıllı telefonlar var. İyiye kullanırsan çok iyi ya kötüye kullanırsan bir insanı, aileyi, toplumu içten içe çürüten bir tek gözlü deccal.
*
Herkesle tartışabilirsiniz, şu dört kişi hariç: Yanlışında ısrar eden. Önyargısından bir türlü vazgeçmeyen. Edepsizlikte sınır tanımayan. Kibrinde inat eden. Konuşmak, büyük bir nimet ama her insanla bunu başaramazsınız. Aynı gemide yol aldığımız bu dünyada ayrılıklar niye var, şiddet niye var, savaşlar niye var sizce?
*
İnsanlar ikiye ayrılır: Kişilerle uğraşanlar, onların arkasından atıp tutanlar. Kendisiyle uğraşanlar, insanlık için anlamlı bir çabanın içine girenler. Kişilerle uğraşanlar daha çok zihni, özü, çevresi, bakış açısı fakir olan kimselerdir. Kendisiyle uğraşanlar ise zamanın içinin dedikoduyla doldurulamayacak kadar kıymetli olduğuna inanan hedef sahibi, vizyoner insanlardır.
*
Zalimler için cehennem ne güzel bir konak yeri. Filistinlilere dünyayı dar edenlere dünya, dar olmaya başladı. İnsanın insana zulmü bitmedi, zalimlere yaptıkları geri dönüyor. O çocuklar, sahipsiz değildi ve mazlumların gerçek sahibi yerin göğün Rabbi Kebîr, Kahhar, Müntakim olandı.
*
Filistin’de açlık var, acı var, ölüm var. Dünya halkının feryadı hâlâ Siyonistleri durduramadı. Dünyanın bir tarafında şükürsüzlük, azgınlık, eğlence, tıka basa yeme içme var. Bir tarafında ise bir dilim ekmeğe bir lokma yemeğe ulaşmak için ölümle burun buruna yaşayan insanlar.
ALİ ALTAYLI