Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: İçimizdeki Savaş Bitmeden Bahar Gelmez
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Genel

İçimizdeki Savaş Bitmeden Bahar Gelmez

Genel
Paylaş
PAYLAŞ

Ben kendi nefsime, ey nefsim diye hitap ederek başlayayım siz kendi nefsinize lazım olanı alın.

Ey nefsim! Senin dünyaya ait itirazların hiç bitmedi, bu gidişle de biteceğe benzemiyor. Aslında dünyaya ve içindekilere değil itirazların kendine, kadere, taksimatadır. Psikiyatristlerin kapısını aşındırdığın yetmedi mi? Ne zamana kadar emeğini, enerjini, zamanını hastane koridorlarında, doktor odalarında sarf edeceksin.

Seni hasta, huzursuz, gergin, öfkeli, memnuniyetsiz hale getiren dış etkenlerden çok içinde verdiğin savaştır. Bu savaşta birçok defa yenilmen, vücudunun yara bere içerisinde kalmasıdır. Aslında içinde yenildin ve içinden vuruldun; ama hala dışarda suçlu avı peşindesin.

Nasıl mı dersin?

Küçük aklınla her şeyi kendin yöneteceğini ve her şeyin gönlünce olacağını zannettiğin için. Büyük akıl sahibi olan senin Gerçek Sahibine bir türlü güvenemediğin için. Başına gelenlerin arkasında seni, senden daha iyi bilen ve sana herkesten daha çok şefkatli Rabbini bir türlü göremediğin için. Seni musibet ateşinde yoğurarak güzelleştirmek isteyen Rabbinin vermek istediği mesajı anlayamadığın için. Sabırla tevekkülle rızayla bir türlü zamanın iyileştirici gücünden yararlanamadığın için. 

Hz. Mevlana’ ya kulak kesilsen ara ara ne kaybedersin?

“Her zahmete kızmakta, öfkelenmektesin. Her terbiyesize kin gütmektesin. Peki, ama cilalanmadan nasıl ayna olacaksın? Ay geceden ürkmediği, karanlıklardan korkmadığı içindir ki nurlandı. Işık saçmaya başladı. Gül de güzel kokuyu diken ile hoş geçindiği için kazandı.” 

Ne dünyadaki her şey tam senin istediğin gibi gönlünce olacak ne de küçük aklınla geleceği arzu ettiğin gibi şekillendirebileceksin. Anla artık acizsin, eksiksin, yarımsın; güçlü kudretli devletli, tam olan Rabbimiz (cc).

Kadere teslim olamadığın, takdire rıza gösteremediğin hep kendini ve başkalarını suçladığın için zihin ve gönül bahçende bir türlü güzel kokulu güller açmıyor. Ne kendin huzur buluyor ne de başkalarına huzur veriyorsun. Bir an önce bu gerçeği fark edemez, bakış açını değiştirmezsen yol alamayacak; dikenli, engebeli yolların mahkûmu olacaksın.

Artık, anla! Bu dünya cennet değil, imtihan yeridir, cennetin bedeli imtihanların hakkıyla verilmesinde saklıdır, sen de Allah (cc) değilsin ki, her şeyi evirip çeviresin tam istediğin gibi yapasın.

Ey nefsim! Artık anla, ömür sermayen dolmadan gönül bahçendeki güller kurumadan ve başkalarının zihin ve gönül bahçesindeki gülleri kurutmadan kendine gel, iyileş, güzelleş, içindeki bayatlamış savaşı artık sonlandır.

Başına gelenlerin ve sana kısa yolculuğunda yoldaş olarak verilenlerin birçoğu kaderin bir yansımasıdır.  Aklım der, seçim der, şu der bu der durursun ama karşına çıkanlar, yaşadıkların, başına gelenler bilinçli bir irade tarafından senin için uygun görülen gerçeklerdir.

Necip Fazıl Kısakürek ve Ayaşlı Mualim Şâkir’in şiirleri üzerinde düşün.

Kader, beyaz kâğıda sütle yazılmış yazı; 

Elindeyse beyazdan, gel de sıyır beyazı

*

Ne kahrı dest-i a’dadan ne lutfu aşinadan bil,

Umûrun Hakk’a tefvîz et, Cenab-ı Kibriya’dan bil!..

(Ne kahrı düşmanın elinden oluyor zannet ne de iyiliği bir dosttan bil. Bütün işlerini Allah’a bırak, olan her şeyi gönül hoşluğuyla karşıla. Sana gelen her şeyi yüce Allahtan bil.)

“Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O’ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrını kullarından dilediğine eriştirir. Ve O, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Yûnus, 107)

Ey nefsim! Sen kendini çok büyük bir dağın zirvelerin de görürsün; ama aslında küçük bir tepecik bile değilsin. Kendine ve çevrene çok eziyet etme, çok da güvenme. İnsan, kendine çok güvenmeye başladığı zaman asıl güvenilecek olanın yardımını yavaş yavaş kaybetmeye başlar.

Anneni babanı seçemezsin.

Kardeşlerini seçemezsin.

Akrabalarını seçemezsin.

Torunlarını seçemezsin.

Eşini seçtim sanırsın, ama seçemezsin.

Çocuklarını seçemezsin.

Yol yürürken yoldaş olanları çoğu zaman seçemezsin.

Doğduğun evi, köyü mahalleyi seçemezsin

Yaşadığın coğrafyayı seçemezsin.

İmtihanlarda en çok en yakınlardan gelir ve seni yorar. Yorulmadan, çiğnemeden bir lokma bile boğazından rahatlıkla geçmezken dünya ve ukba güzelliklere nasıl kavuşacaksın? 

Kadere teslim ol, rahat bul, rahat ver. Seni senden daha iyi düşünen ve dünyayı teşbih tanesi gibi çeviren Rabbine güven ve her şeyi ona havale et ve bırak. Artık hafifle, dünyanın gereksiz yüklerini sırtından indir ve tevekkülle üzerine otur. Yara almış, yorulmuş; aklın, kalbin şu demirden ve taştan olmayan et, kan ve kemikten ibaret temelsiz kendinle ve başkalarıyla savaşmayı bırak. 

Abdulkadir Geylani Hazretlerine kulak ver:

“ Kadere razı oluşum beni Allah’a yaklaştırdı. Kadere kayıtsız şartsız rıza gösterme noktasına geldiğin ve Allah’ın dostluğuna hak kazandığın zaman o sana kendi ilim deryasından içirir, lütuf sofrasından yiyecek verir. Kendisiyle ünsiyet peyda ettirir, seni kendi rahmetine gark eyler.”

Dışarda çoğu zaman yanlışlıklar, kusurlar, eksiklikler görüyorsun. Sanki dünyada tek yanlış yapmayan senmişsin gibi.

Yunus Emre’ye kulak ver, bak ne diyor. 

Her nereye bakarsan kendi yüzündür, 

Kimde ne görsen kendi özündür.

Karanlık, negatif, hastalıklı bakış açınla önce kendinin sonra sana en yakınlarının mutluluğunu çaldın.

O şöyle şöyle birisidir, der durursun.

Dedikoducu

Cimri

Haset

Kindar vb.

Ey nefsim! Kendi özündeki kirleri, manevi hastalıkları başkalarında görmeyi ne zaman bırakacaksın?

Ey nefsim! Kısaca güzel ülkemde, vahyin yıkadığı yüzlerin çok olduğu şu cennet vatanda kadere teslim olman ve özünü manevi kirlerden temizlemen seni sıkıntılardan, hastane koridorlarından, ilaçlardan kurtarıp yüzünü güneşe, huzura, dinginliğe çevirtecektir.

                                                                                                                                    ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Ahmet Hamdi Tanpınar Bize Ne Söyler?

Cennet Kokan Çocuklar Şiddet Tüten ve Üreten Çocuklara Nasıl Dönüşür?

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-19

Dirilere Mi Yakınız Yoksa Ölülere Mi?

Dedikodu Satılıyor, Alan Var Mı?

Ali Altaylı 25 Ocak 2026
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Cennet Kokan Çocuklar Şiddet Tüten ve Üreten Çocuklara Nasıl Dönüşür?
Sonraki Yazı Ahmet Hamdi Tanpınar Bize Ne Söyler?
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?