Toplumdaki şiddetin, kavganın, kin ve nefretin, küslüklerin en büyük nedeni aydınlanmış bir zihin ve geniş bir gönülden uzaklaşmamızdan dolayıdır. Sabır, tahammül, hoşgörü, takdire rıza gibi kavramların içini boşaltmamızdandır. Rabbimizin ve Resulünün (sav) istediği gibi değil, nefsimizin, egomuzun, dizilerin, sosyal paylaşım sitelerinin istediği gibi takılmamızdandır.
*
Dünya her zamankinden daha çok muhtaçtır Osmanlı ruhuna. İslam medeniyetinin adalet ve merhameti dünyaya huzur getirecek. Yoksa dünya, huzur bulmayacak. Batı medeniyeti dünya insanına ne verdi ki? Kan, gözyaşı, sömürü. İlahi merhametten uzak her sistem dünya insanına sadece açlık, fakirlik, ayrılık, kaos getirir.
*
Enaniyet, ego, hırs, haset, kindarlık, riya uhuvvet ve samimiyeti giderir. Bu manevi marazlardan kendisini kurtaramayan bir kişi, bir başkası ile hakiki manada dost olamaz, uzun süre iletişimi sürdüremez. Cem olmak için önce içimizin aşkın bir kıvama gelmesi, arınması şarttır.
*
Aşırı sevgi ve muhabbet veya kin ve adavet adaletli bakışın önündeki en büyük engeldir. Sevdiklerimizin dağ büyüklüğündeki hatası kum tanesi gibi küçük; sevmediklerimizin kum tanesi kadar küçük hatası dağlar kadar büyük. Bir insanın hayattaki en büyük başarısı ölçülü, adaletli tutumudur.
*
Ne yazık ki, çalışıp kazanmak alın teri dökerek bir şeylerin sahibi olmak isteyenlerin yerine bir başkasının emeğinden pay devşirmek isteyenler, dolandırıcılık arttı. Bir şirket, grup ya da bir insan size paranı bana, bize ver biz sana üç gün, beş gün, üç ay, beş ay, bahara, yaza ev, araba, tatil, faizli ödeme yapacağım diyorsa bir bit yeniği arayın.
*
Bir baba ve annenin çocuklarına yapabileceği en büyük iyilik, güzellik şunlardır: Kendilerinin iyi bir alışkanlığa ve çevreye sahip olması, çocuklarına iyi bir alışkanlık edindirmesi ve kaliteli bir çevre hediye etmesi, dinini hakkıyla öğretmesi, ahlaklı, edepli, girişimci, zihni ve özü aydınlanmış olarak temiz bir şekilde yetiştirmesidir.
*
Gökyüzü her zaman, bir önceki günden daha güzel ve görkemli olmayı neye borçlu acaba? Gökyüzünde biz insanlar yaşamadığımız için mi? Gökyüzünde kin, riya, benlik, haset, çıkar menfaat, adaletsizlik olmadığı için mi? Yeryüzündeki gibi gökyüzünde de kan, gözyaşı akmadığı için mi? Yeryüzünde olduğu gibi bir leşin üzerine üşüşen çakallar, akbabalar, canavarlar, sırtlanlar, kargalar, kartallar gökyüzünde olmadığı için mi?
*
Akıl, şehvet ve öfke biz insanların bu dünyadaki en büyük imtihanlarındandır. Bu üçlüyü Rabbimizin istediği bir şekilde kullanılırsak aziz, şerefli ve üstün; canımızın, keyfimizin, seküler anlayışın istediği bir şekilde kullanırsak da zelil, sefil, alçak bir varlığa dönüşüyoruz.
*
Şiddetli esen rüzgâr, çatıları uçurdu, evlerin pencerelerini açtı, arabaları ve evleri salladı. Rüzgâr biraz daha şiddetlense bizleri saman çöpleri gibi savuracak, ayaklarımız yerden kesilecek. Peki, rüzgârın sahibi kim ve bu şiddetli esen rüzgâr bizlere ne mesaj vermek istiyor?
*
Biz insanlarda en önemli vasıf merhamet, şefkat ve yüce gönüllülüktür. Temiz bir zihin ve manevi kirlerden arınmış bir kalptir. Vahiyle buluşmak ve barışmaktır. Bu vasıfları üzerinde bulundurmayan bir insan vücudu, içten içe zehirlenir. İnsanı iyileştiren İlahi olandır.
*
İnsan bir hayvan ve bitki değil; yeryüzünün en kıymetli varlığıdır. Yeryüzünün halifesi, Allah’ın kendi ruhundan üflediği büyük bir değerdir. Peki, insan ne zaman kıymetten, hayvandan daha aşağı düşer. Kendi yeteneklerini inkişaf ettirmediği tembellik, konfor, yanlış çevre ve alışkanlıklardan kurtulamadığı nefsani arzularının, paranın, maddenin, eşyanın kulu olmaya başladığı zaman.
*
Kıymetli zamanlarınızı iyi değerlendirin. Ömürden hisseniz varken ve bir şeyler yapmak için enerjiniz yerindeyken en değerli olana harcayın. İnsanoğlu ömrünü ya ilim ya mal toplama, biriktirme ya da makam mevki şan şöhret ya da dedikodu yolunda harcar. İlim ise en değerli olanı.
*
Dostlarınızı iyi seçin. Bilgiye, insana yatırım yapan zihni ve özü gür insanlarla yiyip içip muhabbet edin. İnsan en çok görüştüğü birkaç kişinin bir kopyasıdır. Eğer arkadaşlarınız evden, arabadan, arsadan, tarladan, başkanlıktan konuşuyorsa bir süre sonra onlara benzersiniz.
*
Bir iş yaptırırken ustanın yanında durman ya da ustayı ara ara kontrol etmen senin için daha kârlı olabilir. Günümüzde bazı meslek sahipleri, kolayına işine geldiği gibi yapabiliyor. Senin düşlediğinle ustanın ortaya koyduğu iş aynı olmayabilir. Güven kontrole mani değil.
*
İnsan heva, Hüda arasında gider gelir. Eğer hazlarını, benliğini, kazanımlarını ilahlaştırırsa kaybeder. Kalbini, aklını vahyin emrine verir; ahlakını güzelleştirir, iki değişmeyeni gündemde tutarsa kazanır. Bütün savaşlar insanın içinde kazanılır. İçte başlar bütün yolculuklar. Yumurta içten kırılır, koza içten delinirse can bulur, can olur.
*
İnsanlar sizi tecrübeniz olmasa dahi denize girmeye, tepelere tırmanmaya ikna edebilirler. Ama asla sizin başınıza bir şey gelse bunun kendileri yüzünden olduğunu kabul etmezler. Suçu daima size atarlar. O yüzden bir konuda karar vermeden önce iyice düşün, araştır, acele etme.
*
Allah (cc) her zaman sana, senin gibi olanları göndermez; en çok da sana, bana meczuplarla engellilerle velilerle delilerle miskinlerle bir şeyler anlatmak ister. Bu kişileri iyi gözlemle anlamaya çalış. Kendini onların gözüyle gönlüyle oku. Seni sana anlatır, göremediklerini gösterirler. Yaşadıklarını, kulağına gözüne gelenleri tefekkür et ve kendini muhasebe et.
*
Evlerimizde televizyonlarımız, interneti olan bilgisayarlarımız, akıllı telefonlarımız var. Yine Kur’an-ı Kerim, hadis kitaplarımız, diğer kitaplar, seccademiz, tesbihlerimiz var. Peki, zamanımızı en çok neler alıyor, biz en çok hangileriyle meşgul oluyoruz? Elmasla mı kömürle mi, nurla mı zulmetle mi, güneşle mi gölgeyle mi?
*
Konfor uyuşturur, uyutur, eylemsizleştirir. Zenginlik, makam, özgürlük, şehvet, akıl ve bilgi taşkınlığı çoğu zaman bizleri Hak yoldan alıkoyar. İnsan, bir damla sudan yaratıldığını ve bir gün ölüp hesap vereceğini unuttuğu zaman çirkinleşir, yüzsüzleşir, yıkımı zulmü büyük olur.
*
Biz insanları ne iyileştirir? İlahi olanı öğrenmek, yaşamak, yaşatmak, zihnimizin ve özümüzün fakirlikten kurtulması; güven, merhamet, öğrenme yolculuğunun sürekliliği, sevgi, birlik ve beraberlik. Peki, biz insanları ne bozar? Yalan, haram, hırs, haset, benlik, bencillik, kin.
*
Hayvanların önünde bir yol var, biz insanların önünde ise iki yol var. Bir arı, inek, tavuk, koyun, keçi hangi yoldan gitsem diye düşünmez; içgüdüleri neyi isterse onu yapar. İnsan ise canı ne isterse onu yapamaz, kafasına göre takılamaz, canı ne isterse yapamaz, kendine zarar veren bir yoldan gidemez, kendini çıkmaz sokağa mahkûm edemez.
*
Biz insanlar bitki ve hayvanlar gibi net değiliz. Bir yönüyle meleklerden daha üstün, yönüyle hayvanlardan daha aşağı. İnsan, midesine ve şehvetine düşkün olur, kibre yönelir, Hakkı tanımazsa hayvandan aşağı; aklını ve kalbini vahiyle güzelleştirirse meleklerden üstün.
ALİ ALTAYLI