Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Hayat Cepte Mi?
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Gözlemlerim

Hayat Cepte Mi?

Gözlemlerim
Paylaş
PAYLAŞ

Dün öğleden sonra işyerine kıymetli dostlarımdan Serkan Bey geldi. Çaylarımızı yudumlarken söz arasında hocam “hayat cepte” dedi.  Ne demek istedin diye sordum. Hocam akıllı telefonların içinde farklı bir dünya var ve birden çok işimizi akıllı telefonlar sayesinde yapıyoruz, dedi. Yirmi dört saatin hemen hemen üçte birini akıllı telefonlarda geçirir olduk, diyerek sözlerine devam etti.  Değerli dostum gittikten sonra bu söz üzerinde düşünmeye başladım.

Aslında bu söz iki anlama geliyordu. 

Birinci anlamı paranız, malınız mülkünüz varsa itibarınız olur; hayat size kolaylaşır, yaşamanın tadına varırsınız.

İkincisi ise dünyanın güzellikleri, mutluluğun sırrı, özgürlük, huzur, yaşamın anlamı akıllı telefonların içindedir.

Birinci anlamın ifade ettiği gibi gerçekten “hayat cepte” mi? Malı mülkü çok olup maddi yönden iyi konumda olanlar hayatın tadına varır mı? Para her şey mi? Para her şeyse iç huzuru hangi marketten, mağazadan, şirketten satın alabiliriz? Parayla sağlıksız organlarımıza müşteri bulabilir miyiz, kim satın alır hastalığımızı? 

Mesele, aslında cep gemisinin su alıp almamasıdır. Çoğu işimizi parayla gördüğümüz günümüzde paraya kötü diyebilir miyiz?  Parayı hayatımızdan çıkartabilir miyiz?  Günümüzde para her şey değil, ama çok şeydir. Allah’ın yardımı ile çalışarak elde ettiğimiz tüm imkânlar, amaçlaştırmadığımız, hırs ve biriktirme hastalığına yakalanmadığımız, kalbimizin en derinliklerinde misafir etmediğimiz, cep gemisinde delik açtırmadığımız sürece iyidir; dünyanın en güzel kazanımlarındandır. Bizi dünya ve sonsuzlukta iyi bir konuma taşıma aracıdır. Maddi kaygılar taşıyan, işsiz, borçlu birisi huzurlu ibadet etmekte bile zorlanabiliyor.

Elde ettiğimiz imkânlar bizim karakterimizde oynamalar yapıyor, benliğimizi şişiriyor, dostlarımızla aramızı açıyor, gösteriş tutkunu yapıyor, ihtiyaç sahiplerine gözümüzü kapattırıyorsa, cömertliğimizi beslemiyorsa, kazanımlarımızı aklımızın ve yeteneklerimizin bir sonucu olarak görüyorsak cep ve hayat gemimiz su almış demektir. Sahile çıkmamız zor olsa gerek.

Zengin birinin ekmek sırasına geçmesini ne ile açıklarsınız? Yemek öğünlerini ucuza kapatmaya çalışması, harcama yaparken canı alınıyormuş gibi davranması nedendir? Verilmesi gereken zamanda vermemesi, bir yaraya merhem olmaması nedendir? 

Sıkıntı para için çalışmamız, çok paraya sahip olmamız değil; para ile ilişki ve iletişimimizin, paraya bakışımızın problemli olması ve verdiğimiz değerin yerine oturmamasıdır.

Francis Bacon: “Para iyi bir uşak, kötü bir efendidir.” der.  Ülkemizde parası olup da yaşamasını, harcamasını bilmeyen, huzurla tanışamamış insanlar az değil. Yine çok parası olmadığı halde yaşamasını bilen, huzurlu insanlar da yok değil.

Goethe ise “ İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın.” diyor. 

 Para bizi sahte, çakma insan yapmadıkça biz parayı kötü bir efendiye dönüştürmedikçe sorun yok; ama ne yazık ki çoğumuz bu konuda başarılı olamadık. Para, para, para…diyerek kendimizi paraladık. Paraya adeta ilahlık rolü verdik ve vermeye de devam ediyoruz. Değer düşüncesinin para ile elde edilmediğini, dışta değil değerin içte ve öğrenme yolculuğunda olduğunu içselleştirdiğimiz zaman dünyaya bahar gelecek.

Ziya Paşa yıllar öncesinden bize seslenir, bana kulak verin diye:

Dehrin ne safâ var acaba sîm ü zerinde

İnsan bırakır hepsini hîn-i seferinde

( Dünyanın altınında ve gümüşünde ne mutluluk olabilir ki, insanlar o kaçınılmaz yolculuğa çıkarken zaten bunların hepsini geride bırakır.)

“Kefenin cebi yok, dünya ne sana ne bana kalır.” deriz;  ama yine de miras boğuşmalarından, küçük bir çıkar için birbirimizle itişip kakışmaktan kurtulamayız.

Seyretti hava üzre denir taht-ı Süleyman

O saltanatın yeller eser şimdi yerinde

(Hazret-i Süleyman gelmiş geçmiş insanların en zenginiydi.  Bu kudret ve ihtişamın timsali olarak gökyüzünde uçabilen bir tahta sahipti; ama dünyanın geçiciliğine bakın ki o muazzam saltanatın bile yerinde şimdi yeller esiyor.)

Gerçekten hayat cepte mi? Hayat, umut, huzur, güven, mutluluk, gerçek özgürlük, farklı dünyalar, gerçek hayat, hayat tecrübesi akıllı telefonların içinde mi?

Yeni çıkan akıllı telefonların kiraya verildiğini, yani otomobil kiralar gibi kiralandığını duymuştum. Teknolojik gelişmeler insanlığın gelişimine, yararına olduğu sürece iyidir. Ne yazık ki biz insanlığın faydasına olan teknolojik gelişmeleri iyi yönde kullanmakta zorlanıyoruz. Akıllı telefonlar aracılığı ile kendimizi daha iyi yarınlara taşımak yerine, daha çok hedonizme hizmet eden film, sinema, çeşitli programlar, oyun, başkalarının özel hayatlarından bilgi sahibi olmak gibi faydası çok az olan işlere vakit ayırıyoruz. Telafisi mümkün olmayan kıymetli zamanlarımızı kıymetsiz şeylere harcıyoruz.

Akıllı telefonları ve diğer ekranları eğitim amaçlı kullanmak, yabancı dil öğrenmek, bir alanda uzmanlaşmak, alanımızla ilgili araştırma yapmak bizi daha iyi yarınlara taşıyacağı su götürmez bir gerçektir. Hayatın gerçek manada cepte olabilmesi için akıllı telefonların daha çok kişisel ve toplumsal gelişimimize katkı sunması gerekir. Gerçek hayattan bizi koparmaması gerekir. Sanal âlem gerçek hayatın gölgesi bile olamaz. Gerçeklik ve güven problemi vardır. Çoğu şeyler göründüğü gibi değildir, makyajlıdır.

Belirli yaşa kadar çocuklara akıllı telefonlar, tabletler verilmemelidir. Ellerinde veya evlerinde uzun süre ekran karşısında vakit geçiren çocuklar, gerçek hayata uyumu zorlanmakta hırçın, saldırgan, doyumsuz, uyumsuz, kendi değerlerinden git gide uzaklaşan bir hale bürünmekteler. 

Ne yazık ki akıllı telefonların, ekranların köleleştirdiği, tek tipleştirdiği yığınlar gün geçtikçe artıyor. Küçük bir ekran bizi içine alıyor, akıl ve kalbimizi bozuyor, kendisine mıknatıs gibi çekiyor, İslami düşünme yetimizi çalıyor. Başka bir kültürün insanları haline getiriyor.

Asıl özgürlük ve güven ekranların ötesinde değil; gerçek hayatın içindedir. Biz insanlar gerçek hayata dokunarak gökyüzü ve yeryüzündekileri gözlemleyerek yol kat eder; gelişir, dönüşür, olgunlaşır, tecrübe sahibi oluruz.

Hayat cepte mi?

Hem evet, hem hayır!

Bıçak ve ateş gibi nerede kullandığımıza bağlı.

                                                                                                                                                      Ali ALTAYLI

You Might Also Like

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-7

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-2

Buluş, Kucaklaş, Kaynaş; Can, Canan ve Yeni Bir Kan Ol

İki İlaç ve İki Zehir

Kulun Kula Soracağı Soruları Sorabilmek

Ali Altaylı 4 Mayıs 2023
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Biz İnsanların Yükseliş Ve Düşüş Sırları
Sonraki Yazı İnsanın İsrafı
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?