Eğitim hayatında sorular çıkar karşımıza, sorunlar da çıkar; ama daha çok sorulara doğru cevaplar vererek sınavları kazanır, bir üst sınıfa geçer, diploma almaya hak kazanırız. Hayat okulunda ise defter, kalem, kitaplar, sorular, hocalar az; sorunlar çoktur. Sorunlara uygun çözüm yolu bulmakla gelişir, dönüşür, güçlenir, kıvama erer biz insanlar.
Eğitim hayatında çok zeki ve başarılı olan insanlar, sınavlardaki soruların tamamına yakınını çözenler, acaba gerçek hayattaki sorunları çözmede de başarılı mıdırlar? Eğer öyleyse terapistler niçin bir ay sonrasına randevu verilebiliyor? Yine zengin olanlar, para, malı mülk yönüyle iyi konumda olanlar sorunları çözmede daha mı başarılıdır? Yine hem eğitimli hem varlıklı hem de makam mevki yönüyle iyi konumda olanlar acaba gerçek hayattaki sorunlarla mücadelesi ne durumdadır?
Eğitim hayatında sorular var demiştik. Bu sorular:
Kalem aracılığıyla
Kâğıt aracılığıyla
Tabletler, bilgisayarlar aracılığıyla
Hocaların yardımıyla
Psikolojik ve bedenen sağlıklı olmakla
Sıkı, planlı programlı çalışmanın sonucu çözülür.
Gerçek hayatta sorunlar ve ağır sorumluluklar vardır. Sorunun kaynağı insan ve insanın insanla diğer canlılarla eşyayla imtihanı. Bu sorunlar:
İç muhasebeyle
Sabırla
Çözüme yönelik adımlarla
Zamanla
Duayla
Empatiyle
Yanlıştan dönmekle
Pişman olup benliği ezmekle
Öfke ve inadın belini kırmakla
Kaliteli iletişimle
Hakkın hatırını egoya tercih etmekle
İyi niyetle
Uzman kişilerin desteğiyle
Acelecilikten, yakıcı, kırıcı, incitici sözden, şiddetten uzak durmakla çözülür.
Bir önceki “Diyecek Oldum” başlıklı şiirime ekleme yaparken orta yaşlı bir gurbetçi beyefendi çıkageldi. Hatta son iki beşliği onun anlattıkları üzerine yazdım. Kayseri’den işçi olarak yurtdışına gidiyor. Orada evleniyor, iki oğlu bir kızı oluyor. Oğlunun birini tekvandoya gönderiyor. Tekvandoya giderken okula gitmediğini sonradan öğreniyor. Devamsızlığını okuldan çıkartıyor. Oğlunun mantıklı bir cevap vermesini istiyor. Oğlu ikna edici bir cevap vermeyince oğluna ceza olarak uzun saçlarını kesiyor. Oğlu evden kaçıyor. Dört sene sonra çıkıp geliyor. Hanımı işte olan beyine haber veriyor. Babası eve geliyor, apartmanın önünde geri dönen oğlu küfrediyor. Babası ile kavga ediyorlar, babasına döner tekme atarak evin önünden uzaklaşıyor. O gecenin sabahı adamın simsiyah saçlarının hepsi bembeyaz oluyor.
Evladıyla imtihan olan bir babanın hayat hikâyesi bu şekilde. Kimimiz evladıyla kimimiz mal mülkle kimimiz makamla kimimiz eşi dostuyla kimimiz anne basıyla kimimiz kocasıyla hanımıyla kimimiz evlatsızlıkla kimimiz fakirlikle kimimiz vatanından, sevdiklerinden uzak kalmakla vb.
Batı medeniyeti insan modeli hayatında sorun istemiyor, sorunsuz daima huzurlu, varlıklı, konforlu, sağlıklı işlerin yolunda gittiği bir hayat istiyor. Acı, sızı ve çıkmazlarını eğlence merkezlerinde, barlarda gidermeye çalışıyor. Ufak tefek sorunlar karşısında bile terapistlerin kapısını aşındırıp intiharla kendi hayatına son verebiliyor. Dayanak ve yardım noktaları cılız olan modernite insanı sorunlarına kalıcı çözümler bulmakta zorlanıyor.
İslam medeniyeti insan modelinde ise sorunlar bizi güçlendirmek ve hatalarımızla yüzleşmek için vardır. Dünyanın yüzde yüz mutluluk, rahat, huzur, konfor yeri olmadığını ara ara Yaratıcımız bize hatırlatır. Hem çile, fakirlik, kaza bela, geçimsizlik, hastalık, musibetler bizi şımarıklıktan, gururdan, taşkınlıktan, şaşılıktan muhafaza eder.
İslam medeniyeti insan modeli güçlü imana talip olduğu için sorunlar, imtihanlar karşısında dik duruşunu muhafaza eder. Sorunlarla tanışarak, barışarak, çözüme yönelik uygun adımlar atarak sebatla beklemesini bilir. İmtihan ediliyorsam, önemseniyorum, seviliyorum, unutulmamışım diyerek rüzgârda oraya buraya savrulan saman çöpleri gibi savrulmaz. Anneden çok daha fazla şefkatli Yaratıcısının şefkatine, yardımına kendisini bırakır. Bu yüzden İslam medeniyeti insan modelinde intihar olayları daha azdır.
Kutsal kitabımızdaki birkaç imtihan ayetleriyle konumuza derinlik kazandıralım.
Ankebût Suresi 2.Ayet:
“ İnsanlar hiç imtihana tabi tutulmadan sadece” inandık” demekle bırakılıvereceklerini mi sandılar?”
Teğabün Suresi 15.Ayet:
“Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan vesilesidir. Allah’ın sevgi ve taatini mal ve evlat sevgisine tercih edenleri Allah katında büyük bir mükâfat beklemektedir.”
Bakara Suresi 155. Ayet:
“Sizi mutlaka biraz korku ve açlık ile biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden noksanlaştırmak sûretiyle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!”
Enbiya Suresi 35. Ayet:
“Her nefis mutlaka ölümü tadacaktır. Biz sizi, gerçek değerinizi ortaya çıkarmak için şerle de hayırla da imtihan ediyoruz. Sonunda zaten bize döneceksiniz.”
Hz. Mevlana:
“ Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu kirini alır. Niye kederlenirsin?
“İmtihan içinde imtihan vardır. Derlen toparlan da ufak bir imtihana satma kendini.”
“Gösterişten uzak dur, kendini gizle. Kim güzelliğini pazara çıkarırsa şöhret peşinde koşarsa başına yüzlerce bela gelir. Düşmanların kıskançlıkla seni yaralar, dostlar ise ihtiyaçları yüzünden başını ağrıtır durur.”
“Ey sürmeli gözlerinden, kem gözler uzak olası sevgili. Güzelliğinle gözlerimi imtihan etmek istedim. Dünya bir virane sen içinde bir define gibisin. Sendeki defineyi aramamdan incinme.”
Ali Altaylı