Dünyaya gelen her bir canlının yolculuğu var. Kiminin yolculuğu çok kısa kimininki ise çok uzun. Sinek ve kelebeklerin yolculuğu birkaç saat ve gün çok kısa, köpekbalığı ve kaplumbağaların yolculuğu ise çok uzun iki yüz, beş yüz yıl arasında devam eden bir yolculuk.
Bitki, ağaç ve hayvanların bir yolculuğu var, ama bu şuurlu bir yolculuk değil. İnsanın yolculuğu ise şuurlu ve anlamlı bir yolculuk; yolculuğun bitiminde ise hayvan ve bitkilerden farklı olarak mükâfat ve mahrumiyet var.
Bir yol var yürünmesi gereken ve biz ise yolcularız. Anne karnındaki yolculuğu biten her bir birey diğer yolcularla beraber yol almaya devam eder. Bizi yaratan yolu göstermiş ama yola girmeye biz insanları zorlamamış. Hangi yoldan gitmemiz gerektiği ise tamamen biz insanların tercihine bırakılmış.
Hangi yoldan gidersek gidelim, yolculuk süremiz dünyadaki bize ayrılan zaman, verilen ömür payı hemen hemen eşit. Ortalama insan ömrü 70-75 en uzun yaşayan 115-120’ ye kadar yaşıyor. Hızla dönen gece gündüz değirmeni ise bizlerin bu dünyadaki sayılı günlerini ufalıyor, küçültüyor, azaltıyor.
Necip Fazıl Kısakürek yine bize iki yoldan bahseder.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Bir hayat yolu var yürünmesi gereken ve yolcuların yol tercihleri farklı. Yol aynı yolculuğun yönü farklı.
İster nur yolunun yolcusu ol istersen de kir yolunun yolcusu ol.
İster Huda yolu ister heva yolu
İster Hak yolu ister batıl yolu
İster hidayet yolu ister küfür ve dalalet yolu
İster tevhit yolu ister şirk yolu
İster adalet yolu ister zulüm yolu
İster din yolu ister bilim yolu
İster hem bilim hem din yolu ister sadece din yolu
İster sadece bilim yolu ister hem din hem bilim yolu
İster maneviyat yolu ister kapitalizm, sekülerizm yolu
İster ilim yolu ister cehalet yolu
İster ubudiyet yolu ister enaniyet, benlik, kibir yolu
İster şahsiyet olma yolu ister şahıs kalma yolu
İster sevgi, muhabbet yolu ister kin, nefret, düşmanlık yolu
Yol var, ortalama süresi 70-75 yıl ve bu süre içerisinde şuurlu yolculuğa sahip “yolcu” olan varlıkların seçilmişi olan biz insanoğlu.
Mezarlıklarda ise herkese yer var ve dünyadaki yolculuğumuzun son durağı kara toprak.
Peki, nasıl yaşamalı?
Bu kısa ve imtihanlarla dolu yolculuğu nasıl tamamlamalı?
Yol arkadaşlarımıza nasıl davranmalı?
Hangi yoldan gitmeli?
Sonsuzluk azığı olarak neye yatırım yapmalı?
Bu soruların cevabını mısralar arasında tefekkür yolculuğuna çıkarak bulabiliriz.
Abdurrahim Karakoç’un “İncitme” şiiri:
Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.
*
Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol İsmail’ce
Bıçak senden incinmesin.
*
Burdayım de ararlarsa
Doğru söyle sorarlarsa
Tabutuna sararlarsa
Bayrak senden incinmesin.
*
İl göçsün göçtüğün vakit
Yol yansın geçtiğin vakit
Suyundan içtiğin vakit
Kaynak senden incinmesin.
*
Toz konmasın sakın sana
Hakkı geçer halkın sana
Gücenmesin yakın sana
Uzak senden incinmesin.
Yunus Emre’ye atfedilen “ İncitme Gönül” şiiri:
Çiçeklerle hoş geçin,
Balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için
Dalı incitme gönül.
*
Konuşmak bize mahsus,
Olsa da bir güzel süs,
‘Ya hayır de yahut sus.’
Dili incitme gönül.
*
Sevmekten geri kalma,
Yapan ol, yıkan olma,
Sevene diken olma,
Gülü incitme gönül.
*
Başın olsa da yüksek,
Gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek
Yolu incitme gönül.
*
Mevlâ verince azma,
Geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma,
Külü incitme gönül.
*
Dokunur gayretine,
Karışma hikmetine.
Sahibi hürmetine
Kulu incitme gönül
Dünyaya gelen her insan bir şahıstır. Şahıs ile şahsiyet arasında ise çok büyük fark var. Yolcu olan bizler iki değişmeyenle şahsiyet bilincine ulaştığımız zaman bu dünyayı daha yaşanılır bir hale getirebiliriz. Özgürlük çağında gerçek özgürlüğü giden yol, şahsiyet bilincine ulaşmakla mümkün. İlahi olandan yüz çevirdiğimiz, canımızın istediği şekilde takıldığımız ve dünyadan büyük paylar alma derdine düştüğümüz zaman ise hem kendimizi hem sevdiklerimizi hem diğer insanları hem diğer canlıları hem de dünyaya gelme gayemizi incitiriz ve sonsuzluk yolculuğunda inciniriz.
ALİ ALTAYLI