Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Dilimizden Çıkanlar, Gözümüzden Girenler
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Genel

Dilimizden Çıkanlar, Gözümüzden Girenler

Genel
Paylaş
PAYLAŞ

Dilimizden çıkanlar ve gözümüzden girenler geleceğimizi şekillendiriyor. İnsan Rabbimizin kendi ruhundan üflediği akıl sahibi muhteşem bir varlıktır. Bir yönüyle meleklerden daha üstün, bir yönüyle hayvandan daha aşağı dereceye düşen bir varlıktır. Hayırda, güzel işlerde, imarda sınır tanımadığı gibi şerde, kötülükte, yıkımda da sınır tanımayan bir varlık.

Biz insanlar Allah’ın varlığını, kendisinin O’nun eşsiz bir eseri olduğunu, acizliğini, geçmişini, ölümü, hesabı kitabı unutmaya başladığı ve din dışı bilgilerle kafası karışmaya gücü, imkânları elde etmeye başladığı zaman tehlikeli olmaya başlıyor. 

Gün boyu dilimizden çıkanlar ve gözümüzden girenler bizlerin ya cenneti oluyor ya da cehennemi.

Dil deyip geçmeyelim, yaklaşık 8-10 cm ama hem ihyası hem de yıkımı çok büyük.  

Bazen hem sosyal paylaşım sitelerinde hem TV programlarında hem de karşılaştığım insanlardan ağza alınmayacak, asla söylenmeyecek öyle cümleler duyuyorum ki ister ister istemez bu insan bu cümleyi nasıl söyler, demekten kendimi alamıyorum. 

Bazı sözler var ki hiç söylenmemeli hiç dillendirilmemeli insandan insana taşıması yapılmamalı; çünkü bazı sözler sahibinin dilinden çıkar çıkmaz kendisini bir ömür vurur, kendisine yapışır, onun kaderi olur, kendisine yük olur da ondan.

Ebû Hüreyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Nebî (sav) şöyle buyurmuştur:

“Allah’a ve âhiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhârî, Edeb 31, 85, Rikak 23)

Sonra aklıma büyüklerin dil konusunda söylediği sözler geliyor:

Hz. Ali (r.a) şöyle der: “Dilin kemiği yoktur; ama bir vuruşta öldürdüğü insan çoktur.”
Hz. Mevlana: “İnsanoğlu dünyayı zapt eder, ama ağzını zapt edemez.” yine “Dünyada olabilecek her bir olay için misal âleminde sayısız ihtimal uyur. Siz ağzınızdan çıkardığınız sözlerle o ihtimalleri uyandırırsınız. Güzel kelimeler söyleyin ki güzel ihtimaller uyansın.” der. Atalarımız, insanı abâd (mutlu) eden de sözdür, berbat eden de sözdür, diyerek söze dikkat çekmişlerdir. Yine dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim, demişler.

İlimden önce yumuşak huyluluk ve edep gelir. Bir insanın çok şey bilmesi önemli değildir. Bildiklerinin iman intisabıyla edep ve yumuşak huylulukla ne kadarını hayata yansıttığı önemlidir. Artık günümüzde hemen hemen herkes her şeyi biliyor; ama sosyal hayata yansıyan manzaralar ise keşke hiç bilmeseydi dedirtecek cinstendir.

Dil, bir insanın tanıtım mektubudur; özellikle öfkeli ve çıkarına ters gelen bir durumda biz insanlar, kendilerinin asıl karakterini belli ederler. Bir insanı gerçekten tanımak istiyorsan bu iki durumdaki tavırlarını iyi gözlemlemen yeterli olacaktır.

Dille imtihanımız çok büyük; dil, göz, kulak, gönül,  kalp, göz veren Rabbimiz şükür olarak en faydalı yerde kullanmamızı istiyor. Eğer bunu hakkıyla başaramazsak imtihanı kaybedeceğiz.

İnsanların özelini öğrenmeye çalışmak, konuşmak; yaymak, laf taşımak, kendisi yokken konuşmak inançlı, şuurlu, eğitimli, ahlaklı bir insanın yapacağı bir iş değildir.

Kişileri konuşarak zaman kaybeden insanları hiç sevemedim nedense. Çünkü benim yanımda başkasını konuşan, yanlışlarından dem vuran biri ben yokken de beni başkasına anlatacak da o yüzden. 

Kişileri konuşarak zamanı ucuzca harcayan biri büyük işler başaramaz, iz bırakamaz, söz bırakamaz; ağırlığı ve kalıcılığı yok denecek kadar azdır. 

Yusuf Has Hâcib’in şu sözü üzerinde düşünülmeye değerdir: 

Aklın süsü dil, dilin süsü sözdür.

Kişinin süsü yüz, yüzün süsü gözdür.

Gözlerimiz de şükür gerektiren en önemli beş duyu organımızdan biridir. 

Peki, gözlerimizden girenlere dikkat ediyor muyuz? Zira dilimizden çıkanlar ve gözlerimizden içeri girenler ya vücut evimizi dingin, huzurlu, edepli ya da hastalıklı, huzursuz, edepsiz kılar.

Görmememiz gerekenleri görme merakı bizi maneviyatımızdan bizi bizden ediyor?

Aşırı merak, gözlerimizi yoruyor; iç dünyamızı allak bullak ediyor.

Başkasının kusurlarını görmek, başkasının kıskançlıkla evine arabasına bakmak, pencerelerin içindeki odaları görmeye çalışmak, karşı cinse uzun süre bakmak bizim özümüzü, dilimizi kirletir; edepli kalma halimizi yok eder.

Bir ortamda karşı cinsle uzun süre bakışmak nasıl yanlış ve dinimizin onay vermediği bir davranışsa TV ve sosyal paylaşım sitelerinde de karşı cinse şehvetle uzun süre bakmak yine yanlış bir davranıştır.

Günümüzde boşanmaların en büyük nedenlerinden biri de hem erkek hem de bayanın göz iffetine dikkat etmemesinden kaynaklanır. Uzun süre TV’de sosyal medyada farklı yüzler gören bir erkek ve kadın yavaş yavaş birbirini beğenmemeye ve birbirlerinin eksiklerini görmeye başlar.

Hz. Peygamber (a.s.m) Hz. Ali (ra)’ye hitaben şöyle buyurmuştur:

“İlk bakışa ikinci bakışı ekleme. Çünkü birincisi senin lehinedir, ikincisi ise senin lehine değildir.”(Ebu Davud, Nikah, 44).

Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle burmuştur:

“Gözler zina eder; onların zinası ise harama bakmaktır. Eller de zina eder; onların zinası da harama dokunmaktır.” (Nasbu’r-Raye, IV/248).

Tapduk Emre (k.s) 

“Herkes âlim olabilir, herkes hafız olabilir, herkes şair olabilir ama herkes edepli olamaz.”

Kısaca dil ve gözün edebi, vücut evinin edebidir, büyük dünya evinin edebidir; sonsuzluk evini bize açan iki büyük anahtardır.

                                                                                                                                   ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Reyting Uğruna, Ahlaksızlık Enflasyonu

Ahmet Hamdi Tanpınar Bize Ne Söyler?

İçimizdeki Savaş Bitmeden Bahar Gelmez

Cennet Kokan Çocuklar Şiddet Tüten ve Üreten Çocuklara Nasıl Dönüşür?

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-19

Ali Altaylı 30 Ocak 2026
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Ahmet Hamdi Tanpınar Bize Ne Söyler?
Sonraki Yazı Reyting Uğruna, Ahlaksızlık Enflasyonu
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?