Gençlerle sohbet ederken birçok gencin gelecek hakkında karamsar olduğunu ve önlerindeki engellere odaklandığını gözlemledim. Gelecek kaygısını yoğun olarak yaşayan gençlere birkaç soru sorma ihtiyacı duydum. Gece yatış ve sabah kalkış saatlerini, net bir hedeflerinin olup olmadığını, kitap okuma alışkanlıklarının olup olmadığını, akıllı telefonlar, bilgisayar ve TV karşısında geçirdikleri süreleri, beraber takıldıkları arkadaşların başarı düzeyi vb.
Aldığım cevaplar gerçekten beni şaşırttı. Daha sonra o gençler gittikten sonra düşünmeye başladım. Acaba gerçekten önümüzde büyük engeller mi vardı yoksa gayret, çalışma ve emeğimiz mi yetersizdi?
Hazlarımızı kontrol edebiliyor, belirli bir hedefin peşinden gidebiliyor muyduk?
Kuyu mu çok derindi yoksa ip mi çok kısaydı?
Bedava bize verilen zamanı gerçekten çok iyi değerlendirebiliyor muyduk?
“İçine koyabilecek bir şeyiniz varsa bir günün bin cebi vardır.” F. Nietzsche:
Meslek hayatımda ve gerçek hayatta şu unsurlara sahip olan gençlerin başarılı olduklarını hem kendilerine hem yakınlarına hem de çevrelerine değer kattıklarını gözlemledim.
Engellere, şartlara değil kendi gelişimlerine her gün az da olsa zaman ayıranlar
Net bir hedefi olan ve bu hedefin peşinde koşanlar,
Olumsuz şartlara değil, karanlıklar içerisinde aydınlığa odaklananlar,
Kitap okuma alışkanlığı olanlar, az da olsa her gün okuyanlar,
Anne babalarından yeterli düzeyde destek görenler, huzurlu bir aile ortamında yetişenler,
Arkadaş çevresi yönüyle şanslı olanlar veya bu noktada bilinçli olanlar,
Kötü alışkanlıklardan kendilerini koruyabilenler,
Yaşam enerjilerini dağıtmayanlar, bu enerjiyi gelecekteki başarılarına hasredenler,
Ekranları bilinçli kullananlar ve uzun süre ekranlar karşısında zaman geçirmeyenler,
Karşı cinse kendilerini iyice kaptırarak zihnini, kalbini, enerjilerini dağıtmayanlar,
Tembellik ve konfordan kendilerini koruyabilenler, aşırı şımarık ve ciddiyetsiz bir gidişattan kendilerini çekebilenler,
Eğitmenlerinden en iyi şekilde yararlanabilenler,
Merak duyguları en üst düzeyde olanlar ve soru sorma alışkanlığına sahip olanlar,
Okumaktan başka bir çaresi olmayanlar, yaşam koşulları yönüyle istenilen seviyede olmayanlar,
Duygu yoğunluklarını, hedefleri için harcayanlar,
Kararlı, azimli, sabırlı olmayı başaranlar, pes etmeyenler,
Her şeyden şikâyet eden değil, en küçük bir gelişmeden bile memnun olanlar,
Anne, baba, öğretmen ve arkadaş çevreleriyle uyum içinde olanlar, onlarla çatışmayanlar vb.
Kısaca, aslında hayat her devirde zordu ve yokuşa akmaya devam ediyordu. Bu yokuşu düze çıkaran bizim olumlu bakış açımız, yılmaz azim ve irademiz, bir hedefin peşinden ısrarla gitmemiz, asla pes etmemiz, zihnimizi beslememiz ve geleceğin güzel olacağına inanmamız, enerjimizi ve zamanımızı en güzel şekilde kendimiz ve sevdiklerimiz için kullanmaktı.
Kendini her gün az da olsa iyileştirmeyenlere hayat kolay kolay yeşil ışık yakmaz. Aslında suçu şartlarda değil kendimizde aramalıyız; çünkü kendimizi hakkıyla hedeflerimize adayamıyoruz.
ALİ ALTAYLI