Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Gençlik, Gizli Hazine
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
İnsan

Gençlik, Gizli Hazine

İnsan
Paylaş
PAYLAŞ

İnsanın en verimli dönemi hiç şüphesiz gençlik dönemidir. Çocukluk ve yaşlılık dönemi biz insanların kurak dönemi olabiliyor. Gençlik, kendisinin bir hazine olduğunu hakkıyla bir anlayabilse ve bu hazineyi sevdiklerinin, ülkesinin, insanlığın faydasına kullanabilmeyi bir başarabilse kendisine en büyük iyiliği yapmış olacak.  Ne yazık ki biz büyüklerden çoğumuzun gençlik dönemini, en iyi şekilde değerlendiremediği gibi bizim çocuklarımız da gençlik döneminin kıymetini anlamada zorlanıyor.

Ülkemizin gençlerinin çoğu yaşlılardan daha anlayışlı, uyumlu, cömert, iyi niyetli ve temiz kalpli olduğunu gözlemledim. Tek başına bunların yetmediği çok çalışmanın ve belirli, tutkulu bir hedef için zamanın içini doldurmanın gerekliliği bir gerçek. Farkındalık düzeyi yüksek, öğrenme, keşfetme tutkunu, zihin ve özlerine her gün bir şeyler katma merakı içinde olan bir gençlik arzu edilen bir gençliktir. Yine kendileriyle Yaratıcıyla geçmişleriyle milli ve manevi değerleriyle barışık bir gençlik, ülkemizin en büyük kazanımıdır.

Üstat Necip Fazıl Kısakürek düşlediği gençliği şöyle tarif ediyor:

“Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle zifiri karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik…”

Peki, gençlik dönemi büyük bir gizli hazine olduğu halde bunu keşfetmeye engel olan nedir?

Gençlerimizin geleceğin nimetlerinden yararlanmasını, atılım yapmasını; bir vizyon, amaç, dava için kendilerini adamalarını engelleyen nedir?

Gençlerin imtihanı biz büyüklerin imtihanından daha mı zor?

Gençleri durduran, zihinlerini dağıtan, gençlik döneminin verimsiz hızlı bir şekilde geçmesine neden olan nedir?

Beş başlık altında sorularımıza cevap aramaya çalışalım:

Bilinçsiz, ihmalkâr anne baba tutumu

Dayanak noktası adresini hakkıyla keşfedememe

Sosyal medya ve karşı cins muhabbeti

Ümitsizlik ve hedefsizlik

Kötü çevre ve alışkanlık

Anne babanın küçük yaştan itibaren çocuklarıyla hakkıyla ilgilenememesi, duygusal bir bağ kuramaması gençlik döneminde yerini çatışmaya bırakabiliyor. Çocukluk döneminde uzun süren aile içi çatışmalara şahit olan gencin bozulan psikolojisi, geleceğini karartabiliyor. Ayrılmış ailelerin çocukları sosyal hayata uyum sağlamakta zorlanarak atılım gücünden yoksun kalabiliyor. Anne babanın iyi örneklik teşkil edememesi, evde eğitim ve sevgiye yatırım yapmayı başaramaması, aşırı baskıcı ve korumacı yetiştirmeleri gençlerin geleceklerini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Özellikle anne babadan ve yakın çevreden yeterince maddi ve manevi destek görmekte zorlanan gencin, özgüveni ve geleceğe yönelik umudu azalabiliyor.

Arşimet: “Bana bir dayanak noktası verin, dünyayı yerinden oynatayım.” diyor. Biz inananların en büyük dayanak noktası, bizi yoktan yaratan, bize bir anne babadan daha şefkatli, isteklerimize cevap veren Rabbimizdir. Hakkıyla iman eden Rabbini olması gerektiği gibi tanıyan bir genç, yalnız ona ibadet eder ve atılım yapma cesareti bulur. İnsanlardan gereksiz beklentilere girmez. Temiz, ahlaklı, dürüst, vizyon sahibi olduğu, üretime ve çalışmaya önem verdiği sürece Yaratıcısının onu destekleyeceğini bilir. En iyi yol göstericinin ve sermaye verenin Rabbi olduğuna tam iman eder. Sadece kendine değil, kendisiyle olan sınırsız güce inanarak ve güvenerek geleceğini güzelleştirmek için atılım üzerine atılım yapmaktan geri durmaz. Hakiki imanı elde eden bir genç, ümitsizlik hastalığına yakalanarak kendisine ve sevdiklerine zulmedip geleceğini karartmaz.

Sosyal medya ve karşı cins muhabbetinde aşırıya kaçmak, sınırı aşmak hem gençlere hem de bizlere kaybettiriyor. Kıymetli ve satın alınamaz zamanlarımızı ekran karşısında öldürmek bize kaybettiriyor. Zamanın içini meşru hedeflerimiz doğrultusunda doldurursak dolu insan olma adayı oluyoruz. Vakti lüzumsuz ve helal olmayan işlere harcarsak boş insan olma adayı oluyoruz. Bir genç kız, ortalama sekiz saat ekranların karşısında vakit geçirdiğini söylemişti. Günün üçte biri ediyor. İnsan örünün neredeyse üçte biri hedef dışı işlerde geçebiliyor. 

Özellikle günümüz gençlerini “haz”a yönelik bilinçli görsellerle hedeflerinden alıkoymak, bozmak ve eylemsizleştirmek istiyorlar. Kız arkadaş, erkek arkadaş muhabbeti ve flörtün normalleşmesi, erken uyanan cinsel duygular nefsi arzuları ön plana çıkarmış, aklı susturmuş hafızayı zayıflatmıştır. Bu noktada gençlerin imtihanı daha da zorlaşmıştır. Gençler ancak büyük hedefle temiz bir çevreyle Allah (cc) sevgisi ve korkusuyla ölümlülük, hesap şuuruyla karşı cins noktasında başarı sağlayabilirler.

Ümitsizlik ve hedefsizlik bir gençte asla bulunmaması gereken iki özelliktir. Geleceğe dair umudunu kaybeden bir genç, planlı ve programlı çalışmak için gayret göstermez. Zorluklarla savaşmak yerine şikâyetçi bir ruh haline bürünür. Hedef insana güç, heyecan, huzur, iyi bir gelecek verir. Hayat herkese zordur aslında. Pes etmemek, mücadele etmek, sabır göstermek, güzel düşünmek başarıyı, Allah’ın yardımını çekiyor.

Les Brown: “Hedefler, enerjinizi harekete geçirmenize yardımcı olur.” der.

Anna Pavlova: “Başarının sırrı, bir hedefi durmaksızın takip etmektir.”

Mehmet Akif Ersoy ümitsizliğin yerine azme sarılmak gerektiğini söyler:

Ye’is öyle bir bataktır ki; düşersen boğulursun.

Ümide sarıl sımsıkı seyret, ne olursun!

Azmiyle ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;

Me’yûs olanın ruhunu, vicdanını bağlar

Kötü çevre ve alışkanlık, özellikle gençlerin ve bizlerin gelecekte yollarımıza döşenmiş mayınlardır. Bataklıklarda güllerin yetişmesi çok zor oluyor. Çok temiz biri bile olsak belirli süre sonra beraber vakit geçirdiğimiz arkadaşların rengine bürünüyoruz. Kötü çevre, kötü alışkanlıkları, kötü alışkanlıklar da geleceğimizi yavaş yavaş karartıyor. Olumsuz alışkanlıklardan kurtulması ise çok zor oluyor, zaman alıyor, bedel ödetiyor. 

Bir gence ve bizlere kötü çevre ve bunun sonucu ortaya çıkan alışkanlığın verdiği zararı bütün dünya toplansa veremez.

Gençler! Kendiniz, sevdikleriniz, ülkenize ve dünyaya güzellikler sunmak için büyük vizyon sahibi olun, çok çalışın, temiz bir çevre edinin, arının çiçeğe konduğu gibi kitaplara konun, nefsi beslemek yerine ruhunuzu, zihninizi ve kalbinizi besleyin. İnsan bir sefer dünyaya geliyor, bir sefer genç oluyor, bir sefer imtihan oluyor. Bu niçin güzel yarınlar için kullanılmasın?

                                                                                                                                    ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-8

Evlenmeden ve Boşanma Kararını Vermeden Önce Kendinle Yüzleşebilmek

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-7

Terapiste Gitmeden Önce Kendimize Bir De Bu Yönden Bakabilmek

Çağrısı Çağını Aşan Dava Adamları Unutulmamalı, Unutturulmamalı

TAGGED: ali altaylı, evlilik, gençler, insan, iş güç, karaman, karamanoğlu mehmetbey üniversitesi, psikoloji
Ali Altaylı 12 Kasım 2023
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Nefsin Krallığı
Sonraki Yazı Bir Gün Gelecek, Bir Gün Kalacak-1
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?