(ÖZDEYİŞLERİM)
Babası ile çatışan, itişen, uzun süre babasıyla sorun yaşayan onun duasından uzak olan bir kız ya da erkek evlada dünya zor oluyor; güzel, nimet, imkân yüzünü göstermiyor. Ya hastalık ya maddi sıkıntı ya geçimsizlik ya belalı çevre ya da bin bir türlü musibet o evladın yakasını bırakmıyor. Babalar anneler, evlatlarına karşı yanlış yapmada ölçüyü kaçırsa da evlatlar yine de onların gönüllerini hoş etmeye çalışmalıdır. Yoksa kendilerinin gönülleri, iç dünyaları ve dış dünyaları asla hoş olmaz. Dünyanın bin bir türlü imkânlarına sahip olsalar bile huzursuzluk denizinde yüzmeye devam ederler.
*
Hayat zor, maddi manevi aile desteği olmayana daha zordur. Bir evladın yetişmesinde ve hayata tutunmasında anne babanın rolü çok büyüktür. Anne babasından yeterli düzeyde sevgi, ilgi, güven, destek, anlayış göremeyen evlatlar ya evi terk ediyor ya da çaresiz, mutsuz, umutsuz bir şekilde var olmaya çalışıyor. Bir baba sadece kendini düşünür, eve ilim, güven, huzur ve para getirmezse annenin yapacağı bazen çok sınırlı oluyor. Hele hele evde devamlı psikolojik ve fiziksel şiddet gören çocuklar iş, evlilik ve sosyal hayatta sorunlar yaşıyor.
*
Büyükler toplar, buluşturur, kaynaştırır. Birlik ve beraberliğin adeta harçlarıdır büyükler. Bir evde, bir sülalede, bir grupta, bir takımda, bir mahallede, bir şirkette büyüklerde sıkıntı varsa küçükler yavaş yavaş bölünüp parçalanmaya başlar. Muhabbet ve sevginin yerini dedikodu, kin, öfke, kıskançlık virüsü almaya başlar. Huzur ve dinginliğin yerini, uyuyan marazlı damarların hortlaması alır.
*
Dostum! İnsanları sev, onlara değer ver; ama herkesi kendin gibi zannederek hikâyeni anlatma güvenip açılma belirli bir zaman geçmeden iyice tanımadan onları. Ya zamanı gelince kullanırlar ya da içten içe kıskanırlar seni. Bu kısa ve yokuşa akan dünyada insan, daha çok insan uzaktakilerden değil, en yakınlarım zannettiklerinden zarar görüyor.
*
Canım Kardeşim! Oku, günlük az da olsa bir şeyler oku. Gözünü gönlünü seveyim oku. Ellerinden öpeyim oku. Okumadan o günün geçmesine izin verme ne olur! Bu kısa hayatta sana izzet, şeref, imkân verecek okuma eylemidir. Okumanın, öğrenmenin, araştırmanın lezzetini en güzel gıdalarda en güzel mekânlarda bile bulamayacaksın. Bu dünyada kendine ve sevdiklerine yapabileceğin en büyük iyilik çalışmaya, üretmeye ve okumaya âşık olmandır.
*
Korku ve sevgi Allah için Allah’tan olmalıdır. Kuldan, yaratılmış her şeyden ürkmek, korkmak yerine bizim gerçek sahibimiz, dünyanın sahibi Allah’tan korkmak sınırlarını aşmaktan bize olan sevgi, şefkat ve yardımını kaybetmekten korkmak huzur, güven ve genişliğin anahtarıdır. Sevgi, muhabbet, tutkulu aşk Hakka değil; halka, yaratılmışa olursa devamlı olmuyor. Bir üzüm tanesi yediriyor, on tokat vuruyor. Fanilerin sevgisinin bedeli ağır oluyor; üzüntüsü, gamı, kederi eksik olmuyor. Yanlış yerde kullanılan sevgi limiti, sadece baş ağrısı ve gelecek kaygısını beraberinde getiriyor.
*
Biz insanlar dünyaya sahip olmak için değil, olmak için gönderildik. Gerçek sahip mülkün sahibi Allah (cc) idi. Biz ise öğrenip olgunlaşarak melekleri bile geçecek kalbi ve zihni temizliği elde etmek için kısa bir süreliğine buradaydık. Olmak, olgunlaşmak, hayret, merak, imtihan ve kulluk için gönderilen biz insanoğlu “sahip olmak” derdine düşeli; o benim, burası benim, bu evler benim, bu arsalar tarlalar benim, bu araçlar benim, bu çocuklar benim, bu şirketler benim, bu vücut, saç, el, ayak benim diyerek tutkulu sahiplenmeye talip olalı belli; dünyadaki sevgi, muhabbet, dayanışma, birlik beraberliğin yerini; gösteriş çılgınlığı, benlik, kin, öfke, çekememezlik, hırs, boğuşma, kavga gürültü almıştır.
*
Kendi küçük evimiz olan kan ve kemikten oluşan vücut binamızda Allah’ın ve elçisinin dediğine yer vermeyerek nefsin, modanın, çevrenin, sosyal ağlardaki ucuz konuşanların, güncel zamanın dediklerine yer vermeye başlamışsak bilin ki, düşünce yapımız ve geleceğimiz risk altında demektir.
*
Unutma Kardeşim! Kendini ve sevdiklerini iyileştirmek istiyorsan bir an önce şu beş şeyden uzaklaş: 1. Yıkıcı ve yakıcı olan kötü, olumsuz, negatif düşünce paranoya 2. Kalp, vicdan, aklı ve gelecek güzel günleri esir alan nefis 3. Kötü çevre ve alışkanlık. 4. Geçmişin keşkeleri, gelecek kaygısı ve bugünün israfı 5. Konfor, tembellik, dedikodu ve şikâyet hastalığı.
*
Acziyetinizi insanlara göstermeyin. Muhtaç, borçlu, derbeder olduğunuzu, feleğin hangi çarklarından geçtiğinizi insanlara söylemeyin. “ Halden anlamayan insanlara halinden bahsetme yüzüne karşı vah vah derler, arkandan oh oh çekerler.” der bir şair. Karnınız açsa bile dişinizi kürdanla karıştırın, derler. Unutmayın, kırık ve açık cam bırakmayın dünyadaki en küçük özgün, orijinal eviniz olan vücut yerleşkenizde. Sarp yokuşlarını, çıkmazlarını anlatacaksan sonsuzluğun sahibine anlat. Odur her dertliye şifa verecek olan, her muhtaca imdat edecek olan.
ALİ ALTAYLI