Bugün ikindiden sonra devamlı müşterilerimden genç bir arkadaş spor ayakkabı almak için işyerine
geldi. Belirli bir süre sonra istediği spor ayakkabıyı beğendi, aşağı kata indi. Yakışıklı, canlı, şen şakrak
temiz bir yüze sahip olan genci bu gelişinde hüzünlü gördüm. Çay içelim, dedim. Kabul etti.
Genç:
Abi! Siz, bildiğim kadarıyla namaz kılıyorsunuz; bana dua edin, dedi. Ben de: _Hayırdır, dedim. Genç: _Zeytin toplamak için bir haftalığına gönderdiğim eşimi, kaynanam tekrar evime göndermedi, dedi. Ben de: Çocuğun var mı dedim?
Genç:
_Bir çocuğum var, dedi.
Ben de:
_Eşinin memleketine gidip kendisiyle görüştün mü dedim?
Genç:
_Hem kendim gittim hem de ailecek gittik, kaynanam izin vermiyor. Hanım da onların sözünden çıkıp
gelmiyor, dedi.
Ben de:
_Sana sevgisi azalmış herhalde. Gerçekten sevse ve senin yanında mutlu olsa dönerdi, dedim.
Genç:
_Abi! Biz üniversitede tanıştık, birbirimizi çok severek isteyerek evlendik, dedi.
Ben de:
_Mahkeme süreci başlamadıysa eşini ikna edip tekrar kaldığınız yerden devam edebilirsiniz, dedim.
Genç:
_Annesi, ben bir hafta işimi gücümü bırakıp zeytin toplamaya yardım etmediğim için eşimin aklına
girdi. Ben, ikna etmek için mücadele veriyorum, dedi. Abi, beni yönetmek istiyorlar, istediklerini
yaptırmak istiyorlar, evlilik hayatımıza özellikle kaynanam çok müdahale ediyor, dedi. En sonunda
başardı, diyerek çaresizliğini ve üzüntüsünü dillendirdi.
Ben de:
_Yenge hanımın sen de gördüğü bir yanlış var mı? Aldatma, içki, kumar vb.
Genç:
_Yok abi, sigara harici kötü alışkanlığım.
Ben de:
_Sabır, iyi niyet, güçlü iletişim ve duayla her şey yoluna girer, inşallah dedim.
Başka müşteriler geldiği için söyledikleri yüzünün ve gözünün güven vericiliğinde kendisini gösteren
genç, işyerinden ayrıldı.
İşyerine gelen diğer müşteriler de gittikten sonra yaşları ilerlediği halde bir türlü olgunlaşamayan,
uslanmayan yaşlılar aklıma geldi.
Yaşlı kaynanam kızını benden uzaklaştırmak, geçimimi bozmak istiyor, diyen bir gencin feryadı bize
ne söyler?
Önceki yazımızın birinde de kullandığımız Peyami Safa’nın şu sözü aklıma geldi: “…zaman insanları
değil, armutları olgunlaştırır.”
Bazı yaşlıları görüyorum, emekli maaşının bir kısmını fakir öğrencilere harcayan. Yine bazı yaşlılar
görüyorum, paraya ilah diye tapan. Ne kendisi yiyebiliyor ne de başkasına yediriyor. Faizde
bıraktığı parasıyla diğer tarafı boylayan yaşlılar az değil ülkemizde.
Neyzen Tevfik sanki bu sözü ölümü unutup malını yemeyen yedirmeyen yaşlılara söylemiş gibi:
“Öleceğiz bir gün, gömecekler. Birkaç gün övecekler, sonra kalan malı bölecekler; hatta memnun
kalmayıp üstüne bir de sövecekler.”
Bazı yaşlıları görüyorum evlatları için elinden geleni yapan şefkatli, sorun çözme kabiliyetine sahip,
duyarlı. Yine bazı yaşlıları görüyorum evlatlarını, torunlarını unutma derecesine gelmiş, sorun
üreten, fitne çıkaran, sadece bir gün daha fazla yaşayım diye servetini gıda ve özel hastanelere
harcayan.
Bazı yaşlıları görüyorum yüzünden nur, dilinden hikmetli sözler beliren. Yine bazı yaşlılar
görüyorum geçmiş yaşantısının kirli özeti yüzünde ve dilinde kendini göstermiş olan.
Bazı yaşlılar görüyorum kısa ömre bir dünya hayırlı iş sığdırmış olan. Bazı yaşlılar görüyorum
“Faydasız baş mezara yaraşır.” diyebileceğim.
Bazı yaşlılar görüyorum çocuklarının yuvası bozulmasın diye birçok fedakârlıkta bulunan. Bazı
yaşlılar görüyorum yolunda giden yuvayı bozan.
Bazı yaşlılar görüyorum eli öpülesi, sözü dinlenesi. Yine bazı yaşlılar görüyorum konuştuğu zaman
muhteşem bir saray, çınar; ama içi bomboş ve gölgesi yok diyebileceğim.
Bazı yaşlılar görüyorum Allah’a ve kitabına yakın, güzellik tohumları saçmaya devam eden. Bazı
yaşlılar görüyorum hala nefsinin arzularının ve kötü alışkanlıklarının peşinde, şer tohumları
ekmekle yoluna devam eden.