Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Öldürülemeyen Tek Gerçek
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Gözlemlerim

Öldürülemeyen Tek Gerçek

Gözlemlerim
Paylaş
PAYLAŞ

Musallada bugün öğle namazından sonra üç cenaze vardı: İkisi Türk, biri Afgan. Müezzin nasihat almak isteyen yok mu, dedi. İşte en büyük nasihat önümüzde duran üç mevta, dedi. Sonra ölüm en büyük nasihattir, dedi almasını bilene.

Müezzin, konuşmasında Yunus Emre’nin mısralarına yer verdikten sonra cenaze namazına geçtik:

Bir avuç toprak, biraz da suyum ben

Neyimle övüneyim, işte buyum ben

Bu hayatta emin olduğumuz tek şey hiçbir şeyden emin olmadığımızdır. Yine bu kısa, zorlu, yorucu ve çeşit çeşit imtihanlarla dolu hayatta geleceğimiz hakkında yüzde yüz bildiğimiz tek şey bir gün zamansız öleceğimiz, beyaz kefenimizden başka -dünyalık olarak- hiçbir şeyin bizle kabre girmeyeceği gerçeğidir. 

İhtimallere sıkı sıkıya tutunduğumuz, ihtimaller için ömrümüzün en az üçte birini ucuzca harcadığımız; ama kesin olan ölümü sıklıkla unuttuğumuz bir dünyada yaşıyoruz.

Dışımızda bizi örten beyaz kefen ve salih ameller götürürüz dünyadan kabre. Bir müddet sonra beyaz kefen toprağa karışır; toprağa karışmayan ve bize sonsuz cennet hayatını kazandıran ise dünyada yaptığımız güzel işler, tahkiki iman, teslimiyet ve itaat şuurudur. Toprağı aşan sonsuzluğa akan, sadece ve sadece salih amellerimiz, kalbimizdeki sevginin gerçek sahibine doğru akmasıdır.

Her türlü ilerlemeye, buluşa, teknolojiye rağmen dünya insanları olarak öldüremediğimiz, bileğini bükemediğimiz tek gerçek ölüm. 

Bizim ölüm saatimizi belirleyen Rabbimiz ise dışa değil, içe bakıyor. Rabbimizin baktığı yer niyetimiz, özümüz, kalbimiz. 

Biz insanların baktığı yerden bakmıyor Rabbimiz.  Biz daha çok dışa bakıyoruz, ona göre değerlendirmeye tabi tutuyoruz birbirimizi. Rabbimiz ise kalbimize, salih amellerimize bakıyor ve ona göre bizimle ilgili değerlendirme yapıyor.

Kutlu Nebi (sav) şöyle buyurur:

“Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.” (Müslim, Birr, 33; İbn Mâce, Zühd, 9; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539) 

Ruhî-i Bağdadî ne güzel ifade etmiş:

“Sanma ey hâce ki senden zer ü sîm isterler, 

Yevme lâ yenfeu’da kalb-i selîm isterler…

(Ey hoca; sanma ki senden altın ve gümüş isterler, hiçbir şeyin fayda vermeyeceği günde, tertemiz ve sapasağlam bir kalp isterler.)

Peki, madem ölüm öldürülmüyor, ölümün tatili yok, her gün kabre giren insan sayısı git gide artıyor ve bir gün biz de ansızın o yolun yolcusu olacağız. Ölümü öldürerek bize sonsuz hayat veren bize karşı çok şefkatli Rabbimiz bizden ne ister? Dünya insanları olarak biz ölümü öldüremiyoruz, ölümü öldüren Rabbimiz(cc) dir.

Üstat Necip Fazıl Kısakürek ne güzel mısralarına yansıtmış:

Öleceğiz müjdeler olsun müjdeler olsun 

Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun

O zaman sahi ölüm bizden ne ister? Sabit, sürekli olmayan ve temelsiz, aciz olan dünya insanından ölüm ne talep eder?

Boş ve yararsız işlerden yüz çevirerek kişilerin günahını tartma hatalığından kurtularak kendimizle uğraşmamızı, kendimizi her an hesaba çekmemizi ister. 

Kalbimizin manevi kirlerden arınmasını ister. (Kin, nefret, öfke, kıskançlık, gösteriş, hırs, benlik, şikayet) 

Okuyarak ilim sahibi olarak önce marifetullah ilmini elde etmemizi ve yaşantıya dökmemizi ister. 

Kalbimizdeki sahte sevgilileri çıkartarak gerçek sevgiliyi koymamızı ister.

Gönülleri çoraklaştırmayı değil; gönülleri tamir, gönüllerde filizlenmek ister. 

En önemli iki kitap olan kutsal kitap ve kainat kitabı üzerinde tefekkür ister. 

Zihin güzelliği, aklın gerçek sahibinin emrinde olmasını ister.

Ne verirse Yaradan gönül hoşluğuyla kabullenmeyi ister. 

Nefis ve yüksek egonun terbiyesini ister.

Her türlü haktan ve şirkten kurtulmak ister.

Eser bırakmak ve insanlığa hizmet ister.

Hayırlı evlat yetiştirmek ister.

 Her canlıya karşı merhamet ister.

Yalansız, gösterişsiz bir hayat ister.

Sabır ve takdire rıza ister.

İbadet, zikir, utanma hissi ister.

İyi niyet, iyi nazar ister.

Emirlerine itaat ister.

Teslimiyet ister.

Mütevazılık ister. 

Şükür ister.

Dua ister.

Ölüm denince ölenleri duyunca ölenleri bizzat kabrin içinde gözlemleyince aklıma hep Cahit Sıtkı Tarancı’nın 35 yaş şiiri gelir:

…

Gökyüzünün başka rengi de varmış!

Geç fark ettim taşın sert olduğunu.

Su insani boğar, ateş yakarmış!

Her doğan günün bir dert olduğunu,

İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

*

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!

Her yıl biraz daha benimsediğim.

Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

Nerden çıktı bu cenaze, ölen kim?

Bu kaçıncı bahçe gördüğüm tarumar?

*

Neylersin ölüm herkesin başında.

Uyudun uyanamadın olacak.

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

Bir namazlık saltanatın olacak,

Taht misali o musalla taşında.

                                                                                                                      ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-8

Evlenmeden ve Boşanma Kararını Vermeden Önce Kendinle Yüzleşebilmek

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-7

Terapiste Gitmeden Önce Kendimize Bir De Bu Yönden Bakabilmek

Çağrısı Çağını Aşan Dava Adamları Unutulmamalı, Unutturulmamalı

TAGGED: ali altaylı, evlilik, gençler, iş güç, karaman, karamanoğlu mehmetbey üniversitesi, kuranıkerim, psikoloji
Ali Altaylı 13 Temmuz 2024
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Dünyayı Gönlümce Olacak Sandım
Sonraki Yazı İnsan Var İnsan Var
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?