Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Sevgisiz Büyüyen Ebeveyn Ailenin Üç Diğer Ferdini Hasta Ediyor
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Aile

Sevgisiz Büyüyen Ebeveyn Ailenin Üç Diğer Ferdini Hasta Ediyor

Aile
Paylaş
PAYLAŞ

Annesine annelik yapan babasına babalık yapan evlatlar tanıyorum. Sorunlu bireyler evlendiriliyor ve anne baba oluyor. En büyük bedeli de ödeyen hiç şüphesiz çocuklar ve yakınlar oluyor. Anne olan hanımefendi zamanında baba ve annesinden yeterli ilgi, sevgi, şefkat, değer, takdir, onay görmemişse kendi vücudundan, kanından meydana gelen çocuklarına da, çocukluğunda elde edemediği bir şeyi veremiyor. Yine baba, çocukluğunda anne ve babasından yeterli duygusal destek, ilgi, sevgi, onay, merhamet görmemişse aksine şiddete meyilli, şefkatten yoksun bir babanın elinde büyümüşse çocuklarına da miras olarak şiddet, ilgisizlik ve sevgisizlik bırakabiliyor.

Psikiyatrist Prof. Dr. Kemal Sayar sevgi, muhabbet, aşk ve şefkatin bizleri yaşattığını şiddet, sevgisizlik, öfke, kin ve nefretin bizleri yavaş yavaş çürüttüğünü ve dar ve geniş dairede sorunlu bireylere dönüştürdüğüne vurgu yapar:

“Aşksızlıktan ölüyoruz. Sevgisizlikten ölüyoruz. Sevgi bütün duvarları aşan bir şey. Sevgi insan zekasını büyüten bir şey. Sevgi aslında almaktan çok vermekle ilgili bir şey. Verebilen insan seviyordur. Almayı hepimiz biliriz. Almak kolay bir şeydir. Ve pek çok aile patolojisinin kökeninde sevgisizlik var. Yani biz insanların hikâyelerini dinliyoruz. Bize şikâyetle gelen insanların bir kısmı ailede yaşadıkları yoğun sevgisizliğin ızdırabını, yankısını ileriki hayatlarında yaşadıkları için geliyorlar. Mesela çok sevgisiz bir baba, ailenin üç diğer ferdini hasta edebiliyor. Çok sevgisiz bir anne bütün çocukları ömür boyu sıkıntılarını çekecekleri izlerle yara izleriyle bırakabiliyor. O yüzden eğer dünyada milyarlarca doları antidepresanlara harcamak istemiyorsak ailede sevgiyi doya doya vermeyi öğrenmeliyiz.”

Ne yazık ki bizim toplumumuzda da şansız çocuklar var. Aslında anne babası da şansızdı. Büyük bir ihtimalle anne babanın anne babası da şansızdı. Zincirleme giden bir sevgisizlik örgüsü hayatı çekilmez kılarak imtihanımızı zorlaştırıyor. Çocuklarıyla sağlıklı iletişim, duygusal bağ kuramayan, çatışan, problemli ebeveynin en önemli şansızlıklarından biri çocukluk döneminde anne babasından ya da ikisinden birinden yeterli ilgi, sevgi, değerli hissettirme besinini alamamasıdır.

Yılmaz Güney “Sevgi ve Dostluk” başlıklı şiirinde “dostluğu ve sevgiyi yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim.” diyerek sevginin önce yeni doğan çocuklarda yeşermesi, filizlenmesi gerektiğine değinerek psikolojik ve manevi gerçeğe vurgu yapar:

Kavgayı,

bir yaprağın üzerine yazmak isterdim.

sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye…

Öfkeyi, 

bir bulutun üzerine yazmak isterdim.

yağmur yağsın bulut yok olsun diye…

Nefreti,

karlar üzerine yazmak isterdim.

güneş açsın karlar erisin diye…

…Ve dostluğu ve sevgiyi,

yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim.

onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye…

Biz insanlar aslında dünyaya ne verirsek gelecek günlerde onu alıyoruz. Çocuklarımıza verdiklerimizin de bize dönüşümü oluyor. Ya iyi yönde ya kötü yönde, ne vermişsek onu alıyoruz er geç. Kimsenin yaptığı yanına yâr ve kâr kalmıyor.

Ziya Paşa ne güzel ifade etmiş:

İncinmemek istersen eğer mülk-ı fenada

Bir kimseyi incitmemeye hasr-ı meram et

( Eğer şu geçici yerde üzülmek, incinmek istemiyorsan bir başkasını incitme noktasında dikkatli ol.)

Eğer, anne baba çocukların yanında sürekli kavga ediyorsa gelecekte aile hayatı problemli gençler yetiştiriyor demektir.

Eğer, anne baba çocuklarına psikolojik ve fiziksel şiddet uyguluyorsa gelecekte şiddet eğilimli evlatlar yetiştiriyor demektir.

Eğer, anne baba sürekli paranın gücünden bahsediyor, evde muhabbetler genel olarak mal mülk, para pul üzerine oluyorsa gelecekte para için her şeyi yapan evlatlar yetiştiriyor demektir.

Eğer, anne babanın elinde telefon, gözünde televizyon düşmüyor, süreklilik arz ediyorsa çocuklar da ekran bağımlısı adayı demektir.

Eğer, anne baba verdikleri sözü yerine getirmede gevşek davranıyorlarsa çocuklar da gelecekte verdikleri sözleri yerine getirmede sıkıntı yaşayacaklar demektir.

Eğer, anne baba çocukların yanında konuşurken dil ve üslubuna dikkat etmiyorsa gelecekte ağzı bozuk olan evlatlar yetişecek demektir.

Eğer, anne baba milli ve manevi değerler konusunda hassas değilse çocuklar da gelecekte büyük bir ihtimalle kendi değerlerine yabancı şekilde yetişecek demektir.

Eğer, evde anne babanın yüzü hiç gülmüyor, anne baba karamsar, şikâyetçi, hiçbir şeyden kolay kolay memnun olmayan bir ruh haline sahipse çocuklar da gelecekte ayak izlerini takip edecek demektir.

Eğer, anne baba evde olay ve fikirleri konuşmuyor genel olarak kişileri, akrabaları, komşuları, iş arkadaşlarını vb. konuşuyorsa çocuklar da büyük bir ihtimalle kişilerin arkasından konuşacaktır.

Eğer, anne baba ev, araba, çalışma hayatı derken çocuklarıyla duygusal bağ kurmadan günler günleri kovalıyorsa büyük bir ihtimalle huzur evleri mekânları olacak demektir.

Kısaca sevgisizliği tedavi edecek bir başka kurum yok. En önemli kurum anne babanın kurduğu yuva. Eğer çocuk bu yuvada sevgi, ilgi, değeri doyasıya kana kana yudumlamışsa hem şahsi hayatında hem aile hayatında hem de toplumsal hayatta daha başarılı ve problemsiz oluyor. Hem kendine hem de çevresine güzellikler sunuyor; umut, ümit aşılıyor. Sevgisizliğin ve her türlü şiddetin filizlendiği bir aile ortamında yetişmişse bir birey, yarınları hem kendine hem de en yakınlarından başlayarak herkese zehir ediyor. 

Çocuklukta yüzü gülmeyenin gelecekte de kolay kolay yüzü gülmüyor, sorunlu bir zihinle hayata tutunmak zorunda kalıyor. Ne kendi gülebiliyor ne de yakınlarının yüzünü güldürüyor. Yüzler neşesiz, yarınlar buhranlı oluyor.

                                                                                                                              ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Kurban Bayramı Öncesi ve Etme Bulma Dünyasında Paylaşabilmek

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-3

Herkesin Bir İneği Var Durur İçerisinde

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim

Karamanlı Bir İhtiyar ve İnsanın Cebi Parayla Dolunca

Ali Altaylı 16 Nisan 2023
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Su Akarken Testiyi Doldurabiliyor Muyuz?
Sonraki Yazı Bayram, Bayram Ola
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?