Hep kendinle ve çevrenle savaş halindesin. Hiçbir şey seni kolay kolay mutlu etmiyor. Neden mi? Seni yoktan yaratan Rabbine itaat etmiyorsun, nefsin ve ekranlardaki görseller seni yönetiyor. Yolculuğu önce dışa yapıyorsun, içine yapmıyorsun. Başkaları ile çok uğraşıyor, kendini es geçiyorsun. Yumurta içten kırılırsa çoğalır, dıştan kırılırsa gübre olur. Aslında çok zenginsin; yoksulluk içinde, beyninde, bakış açında, yanlış adreste aramanda, zenginliği yanlış tanımlamanda.
Ali ALTAYLI
Birçoğumuz bir başkasının hayatına özeniyor. Keşke ben de onun gibi o aile gibi olsaydım diyoruz. Kim içinde ne yaşıyor, hangi çıkmazları var, hangi büyük imtihanlarla karşı karşıya hiç haberimiz olmadığı halde sadece dıştan gördüğümüz, bize göre çok renkli hayatlara talip oluyoruz. Gıpta ve bazen kıskançlık ile baktığımız çok şöhretli hayatların içyüzü, bize bir kamera ile gösterilse ben böyle iyiymişim demekten, gül bahçesi görünen hayatların içinde ne bataklıklar gizliymiş demekten kendimizi alamayacağız.
Ali ALTAYLI
Şu beş özelliğe sahip insanlarla iletişimi sürdürmemek, mümkünse hayatınızdan çıkarmak size iyi gelecek:
1. Rahatına çok düşkün, tembel 2. Asla şükretmeyen, şikayetçi 3. Ahlaklı ve dürüst olmayan.
4.Sadece iyi gününüzde yanınızda olan 5. Allah’a değil, nefsine ve çıkarına itaat eden, gösteriş budalası
Ali ALTAYLI
Yaklaşık bir yıl önce müşterilerimden Avukat İftihar Hanım işyerine uğramıştı. Bir cümlesi vardı ki hâlâ unutamadım: “Ağzınızdan çıkana çok dikkat edin; öyle cümleler var ki, öfkeyle bile söylenmemeli, asla söylenmemeli.” Şimdilerde ise asla söylenilmemesi gereken cümleler kuruyor, karşı tarafa kirlenmiş iç dünyamızın yansımasını sunuyoruz.
Ali ALTAYLI
İnsan dünyadaki ömür dakikalarını dışa doğru yolculuk yaparak ya da içe doğru yolculuk yaparak tamamlar. Daha çok dışa doğru yolculuk yapanlar, aklını ve kendisini yeterli görür. Hatayı çoğu zaman başkalarında görür, kendilerine toz kondurmaz, ham ve hazlarının esiri olarak dünyadan silinir giderler. İçe doğru yolculuğu çok olanlar, kendilerini hep eksik Yaratıcıyı tam olarak görürler. Hatayı çoğu zaman kendilerinde ararlar, anlamlı ve özgür bir yaşamla dünyadaki yolculuklarını tamamlarlar.
Ali ALTAYLI
Her gün az da olsa beynini, özünü ve arkadaş çevresini güzelleştirmeye çalışmayan, okumayan, dinlemeyen, düşünmeyen, dünyaya geliş amacını sorgulamayan, gerçek sahibiyle gerçek manada buluşamamış bir birey; dünyanın servetine de sahip olsa fakirdir, eksiktir, mutsuzdur.
Ali ALTAYLI
Dün çoktan beridir görüşmediğim çok sevdiğim bir arkadaşım yanıma geldi. Atanamadığı için özel okullarda çalışan arkadaşımı evine bırakmak için sanayi yolundan geçerken bana şöyle dedi: “Keşke annem beni zamanında sanayiye verseydi. Yağ, kir, pas içinde kalırsın diye sanayiye vermedi; bana kıyamadı. Ama hayat şu an bana kıyıyor, acımıyor; aldığım maaşla geçinmekte zorlanıyorum.”
Ali ALTAYLI
Gün içerisinde insanların, olayların, geleceğin en kötü yönünü görüyor, ona odaklanıyorsun. Elindekileri değil, başkalarının elindekileri görmede marifetlisin. Bu hal ile nasıl zihninin, kalbinin, ruhunun dingin, huzurlu, sağlıklı olmasını beklersin?
Ali ALTAYLI
Bir insan sizi severse size saygı duyar, başarılarınızı takdir eder, sorumluluğunun şuurunda olur, sözünüze kulak verir, sizin için fedakârlık yapabilir, kusurlarınıza enerji vermez. Eğer bir insan sizi sevmezse size saygı duymaz, güzel olan hiçbir şeyinizi takdir etmez, küçük bir hizmeti karşısında büyük beklentilere girer.
Ali ALTAYLI
Bir insanı takdir ederek iyi yönünü keşfederek ilgi alanlarından konuşarak geçmişine giderek kendinize doğru çekebilirsiniz. Yüzeysel bakarak daima eleştirerek ve kusurlarına odaklanarak o insanı sadece kendinizden uzaklaştırırsınız. Her insan farklı bir dünya ve denklem emek ve zaman vermeden çözemezsiniz.
Ali ALTAYLI
Güzel bir düşünceye, güzel bir öze, güzel bir aileye, güzel arkadaşlara, güzel kitaplara, güzel bir vizyona sahip olmak dünyadaki en büyük kazanımdır.
Ali ALTAYLI
Bazen insan, zifiri karanlık içinde yaşadığının farkına varamaz. Azıcık bir parıltıyı güneş zanneder. Bu hal asıl güneşle buluşuncaya kadar devam eder. Asıl güneşe ulaşabilmek ise derin bir tefekkür, ciddi merak ve araştırma, benlik ve aşırı dünya tutkusundan uzaklaşmakla mümkündür.
Ali ALTAYLI
Bizi, yoktan eşref-i mahlukat olarak yaratan Rabbimizi, hesaba katmadan canımızın istediği gibi günleri, haftaları, ayları, yılları geçirmek en büyük iflasımızdır. Siyah bir gecede, siyah bir taşın üzerinde, siyah bir karıncayı gören Yaratıcımız, bizim zihinsel hilelerimizden, sınırı aşan hallerimizden, çevirdiğimiz dolaplardan nasıl haberdar olmasın?
Ali ALTAYLI
Gelecek kaygısı ve endişesi, sosyal ağlar aracılığıyla dünyanın küçülmesi ve kendimizden daha iyi durumdaki kişilerin renkli hayatlarına şahit olmamız, taksime razı olamamanı getirdiği kıskançlık, şikâyet ve memnuniyetsizlik, Rabbimize hakkıyla güvenip dayanamamamız; “dövülmeden ağlamamıza, aç kalmadan bağırıp çağırmamıza” neden oluyor. Geçmişin pişmanlıkları ve elimizde olmayan geleceğin tedirginliği, bugünkü anlık huzurumuzu alıp götürüyor.
Ali ALTAYLI
Hafta sonu düğün vardı, ailecek köye gittik. Gök, yer, dağ, aynı; diğer kalanların hemen hemen birçoğu değişime uğramıştı. Çocukluğumdaki köy, o köy değildi sanki. Gençlerin kafası karışık, yaşlılar mal mülk sevgisiyle sarhoş; sevgi, muhabbet, güven, sosyal hayat az; küslükler, kıskançlıklar, dedikodular, saçlarına kar yağanlar, kendi mağarasına çekilenler ne de çok.
Ali ALTAYLI
Şu kısa ve yorucu dünyada yükünü biraz azaltmak, huzur solumak, sonsuzluk hayatında da yüzü gülenlerden olmak istersen şunları yapmada aceleci olmalısın: İnsanlardan çok şey bekleme. Önceliğin Allah rızası olsun. Sevgini faniye değil, Baki’ye yönelt. İlim, irfanda değer ara. Kendinle yüzleş, her gün dua ve şükret.
Ali ALTAYLI
Değerli bir dostum geçenlerde bana şöyle dedi: ” Birkaç hafta benim hanım ablasıyla kaldı. Eve gelince huyu değişti.” Niçin diye sordum? Ablası kendini beğenmişin tekiydi. Harcadığı paradan, gittiği tatilden, konforlu yaşamından, kocasının ona sunduğu imkanlardan konuşur dururdu çoğu zaman diye cevap verdi. Sizin de durumunuz kötü değil, dedim. Onlarınki daha iyi, dedi. Ben de dedim hanımını kendisini daha iyi hissedeceği bayanlarla görüştür. Yoksa evinizdeki huzura elveda demek zorunda kalırsınız.
Ali ALTAYLI
Dünyadaki cenneti sordu bir ermişe bir garip. Ermiş: Dünyadaki cennetin ikisi içinde ikisi de dışında bulunur, diye cevap verdi. İçindekiler: Temiz bir zihin, temiz bir kalbe sahip olmandır. Dışındakiler ise tekrar dünyaya gelseydim bu işi yapardım, diyebileceğin sevdiğin bir iş ve evin içine girdiğinde sana huzur veren bir eştir.
Ali ALTAYLI
Genel olarak hemen hemen birçoğumuz maddi sermaye edinmek için canhıraş koşuyor, yarışıyor, fikir üretiyoruz. Ya manevi sermaye, sosyal sermaye, bilgi sermayesi, psikolojik ve biyolojik sermaye, ahlak ve görgü sermayesi, hoşgörü ve sorun çözme sermayesi, içimize yolculuk sermayesi, hakkaniyetli olma sermayesi, insanlık için bir şeyler ortaya koyma sermayesi için koşuşturmamız ne durumda?
Ali ALTAYLI
Gelecek hakkında, yüzde yüz bildiğimiz tek şey bir gün öleceğimiz iken ölüm ün bizden ne istediğini hesaba katmadan devekuşu misali yaşayabiliyoruz. Gelecek hakkında dünyalık yüzde bir ihtimallere bile ümit bağlayıp onun peşinden giderken kesin olanı unutuyor, ihtimallere tutkuyla yapışıyoruz. Sonra da aklımızın iyi işlediğinden çok zeki olduğumuzdan dem vuruyoruz.
Ali ALTAYLI
Ortaya konmuş güzel bir eseri, çalışmayı büyük ve aşkın ruhlu insanlar takdir eder, gıpta eder, destekler. Küçük ruhlu insanlar ise takdir ederek desteklemek şöyle dursun, kıskanır ve çamur atar.
Ali ALTAYLI
Özü, yüzü, sözü, niyeti, ailesi, çevresi temiz; maneviyatlı, belirli bir gayesi olan, pozitif insanlarla beraber olun. Çünkü sizin kalitenizi devamlı görüştüğünüz insanların kalitesi belirliyor.
Ali ALTAYLI
Şu kısa ve yorucu hayat yolunda yürürken daha az yara alanları gözlemledim. Onlar gelecek kaygısı çekmek yerine, Yaratıcıya güveniyorlardı. Geçmiş ve gelecekte zihnini dağıtmayarak bugün için çalışıyorlardı. Kişilerle uğraşmak yerine, kendilerini daha iyi yetiştirmek için zamanı çok iyi değerlendiriyorlardı.
Ali ALTAYLI
Kork Evlat! Kitap okumayı çok sevmeyen ama niyet okuyan. Kendi hatasına kör, başkalarınınkini iyi görücü. Allah’tan korkmayan kuldan utanmayan. Tembellik hastalığına yakalanmış, çalışmayı üretmeden yana olmayan armut piş, ağzıma düş diyen hazırcılardan kork evlat!
Ali ALTAYLI
Bazı insanlar, dünyada kendi başlarına var olamazlar; çünkü pasiftirler. Bir başkasının penceresinden hayatı seyrederler ve akıllarını onlara emanet verirler. Başkaları onlar adına konuşur, güler ağlar, karar alır. Bu kişiler pahalı bir hayatı ucuzca harcarlar da hiç farkında olmazlar.
Ali ALTAYLI
Kendi kadim değerlerimizi yaşatmak için mücadele vermek yerine, moda ve el alem ne derler ile hayatımızı şekillendirmeye çalışmamız bize kaybettiriyor. Şükürsüzlük ahlaksızlığa yönelmemiz, ilim ve irfandan başka yerde değer aramamız bize gelen ve gelecek nimetleri, güzellikleri kaçırmamıza neden oluyor.
Ali ALTAYLI
İnsanlığa hizmet için kurulmuş bir vakıf, dernek ya da bir başka samimi ve güvenilir sivil toplum kuruluşunda, akşama kadar proje üreten, bir yaraya merhem olan bayan ya da erkekle akşama kadar ekran karşısında çekirdek çitleten, film seyreden program takip eden, onun bunun dedikodusunu yapan, boş işlerin takipçisi kişiler aynı değerde, aynı kazançta mıdır?
Ali ALTAYLI
Kuşlar gibi özgür bir şekilde güneşin doğduğu yerden yeniden doğmak, bal yapan arı gibi değerli bir insan olmak istersen zihnini, özünü, cebini, çevreni güzelleştir. Negatif, şikayetçi, narsist, hedefsiz insanlardan uzaklaş.
Ali ALTAYLI
Bu beden benim istediğimiz gibi üzerinde kullanma hakkımız var, diyoruz. Göz, kulak, dil, kalp, deri, akıl bizim diyoruz. Peki, kaç liraya kimden satın aldık. Bu, bir banka memuru veznedarın akşama kadar elinde biriken bankaya ait paraların bu sadece bana ait, benim param demesinden ne farkı var?
Ali ALTAYLI
Zaman, finans, insan yönetimini başaramadıktan, disiplin ve ciddiyeti kendimiz, ailemiz ve işimizde uygulayamadıktan sonra hangi üniversite mezunu olduğumuz da çok önemli olmasa gerek.
Ali ALTAYLI
Birçoğumuz herkes beni görsün, beni bilsin, beni saysın isteriz. Hatta sahip olduklarımızı, çocuklarımızı, önemli günlerimizi, yeni aldıklarımızı gözlere gösterme telaşına düşeriz. Nerden biliyorsun, belki de senin bu gösterme telaşın ilkbaharını kış, gündüzünü gece, kolayını zor; huzurlu, tatlı geçen günlerini, huzursuz ve tatsız geçen günlere dönüştürecek. Toprak altındaki tohum gibi olman, bazen senin faydana olabilir.
Ali ALTAYLI
Kadere sitem edip durmak, şikâyeti diline dolamak, geleceği karanlık görüp Ferdi ve Müslüm’le teselli bulmak yerine, kaderin sahibine teslim ol; sabah erken kalk, çalışma ve üretmeden yana ol, hatalarından ders çıkart, kendini iyileştirmek için oku, düşün, iyi alışkanlıklara ve çevreye sahip olmak için mücadeleci ol.
Ali ALTAYLI
Kendinde hak olarak gördüğün özgürlüğün, özgünlüğün, yaşam tarzın her gün gündüzünü, güneşini kullandığın, yerin göğün sahibini memnun etmiyorsa diğer insanlara zarar vermeye başlamışsa o özgürlük, esaretin ta kendisidir. Sahibini, dünya ve sonsuzlukta vahlar, eyvahlar ve keşkelerle yüz yüze bırakır.
Ali ALTAYLI
Anladım ki, yokuşa doğru akan hayat yolunda yürürken bizi az çok yoran beş unsur var: Yakınlarımızın anlayışsızlığı, tevekkülsüzlük, zaaf-ı iman, kötü alışkanlıklarımız ve kötü çevre.
Ali ALTAYLI
Çok da yumuşak huylu olmayın. Bu güzel özelliğinizden dolayı sizi üzecek, sırtınıza binecek, arkanızdan iş çevirecek; kırıcı, yaralayıcı sözüne, söz ekleyecek ne de çok insan var şu baktı geçti dünyada.
Ali ALTAYLI
Babanın iş, meslek sahibi olması, evdekilerin ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, isteklerine yeşil ışık yakabilmesi aile kurumunun devamlılığını sağlıyor. Sevgi, saygı ve güveni beraberinde getiriyor. Babanın düzenli bir işi, temiz bir çevresi, ekmeğini taştan çıkarma mücadelesi yoksa hem eşi hem de çocukları tarafından baba, yok sayılıyor, değersizleştiriliyor, itibarsızlaştırılıyor.
Ali ALTAYLI
Erkek çocuklarını, annesine babasına çok düşkün, aşırı korumacı, kontrol odaklı, sadece tüketmeye yönelik, sosyal hayattan uzak yetiştirirseniz kendi başlarına var olamazlar. İleriki dönemlerde aile hayatında, iş hayatında ve gerçek hayatta başarılı olmaları zaman alır ve güç olur.
Ali ALTAYLI
Biriyle aranız açıldığı zaman kapıyı sert çarpmayın, en son söylenecekleri en başta söylemeyin, derler. Yani köprüleri tamamen yıkmayın, geçecek bir aralık bırakın, derler. Bir anlık öfkeyle köprüleri dinamitleyen, işi düşünce de yeni köprü kurma telaşına düşen ne de çok insan var, şu iki kapılı bir han olan dünyada.
Ali ALTAYLI
İnsan kafası ikiye ayrılır. Zengin kafası, fakir kafası. Zengin kafası sessizdir, tasarruf yapar, aktife yatırım yapar, zaman ve finans yönetimini başarır. Fakir kafası tüketim odaklı yaşar, tasarruf yapmaz, gösterişe yönelir; zaman, finans, insan yönetiminde başarısızdır. Tembelliğini kadere yükler, rahatlar.
Ali ALTAYLI
Üretmek ne de zor tüketmek ise ne de kolay. Üretmek zaman ister, sabır ister, emek ister, güç ister, kanaat ister, beynin ve vücudun tüm azalarının patinaj yapmasını ister. Yorgun beyin yorgun vücut ister. Tüketmek ise çok az bir emek ister. Bu yüzden tüketiciler her geçen gün artıyor.
Ali ALTAYLI
Sadece kendisi, midesi, çıkarı, hazzı, konforu için çalışan başkalarına menfaati dokunmayan birden çok insan; yüce gönüllü, aşkın ruhlu, gayreti milleti olan bir insan bile etmiyor. Bugün soralım kendimize gayemiz ne, biz kime hizmet ediyoruz, değerimiz ne?
Ali ALTAYLI
Değerli bir arkadaşım geçenlerde bana şöyle dedi: “Geçen ay nakite sıkıştım. Önce hanımdan istedim, vermek istemedi. Sonra anneme gittim o da baskılardan dolayı vermek istemedi. Babamın adı olan büyük oğluma bisiklet almıştım. Babam, hani bunun düdüğü nerede, dedi. Ben de aldığım da düdüğü yoktu, sen taktırıver, dedim. Babamın yüzünün rengi değişti. Sonra anladım ki, verirsen yanında olan çok olur. İstersen en yakınların bile yok olur.”
Ali ALTAYLI
Alışverişlerimizi çoğunlukla kredi kartı ile yapmamız ve birden çok kredi kartı kullanmamız, internet alışverişi bağımlılığımız, zaruri ihtiyaç olanları değil de gözümün gördüğünü alma isteğimiz, onda var ben de neden olmasın yanılgımız, parayı kazanırken terleyenin ayrı kolay bir şekilde harcayanın ayrı olması, bir ömür borç içinde yaşamanın ve finans yönetimini başaramamamızın en büyük nedenidir.
Ali ALTAYLI
İnsan ve kavun arasında çok sıkı bir benzerlik vardır. Tatlı kavun ve iyi insan, damağınızda tat bırakır. Sizi mutlu eder, size şevk verir; Zihninize, midenize ve kalbinize iyi gelir. İstenilen olgunluğa ulaşamamış, kavun ve insan size mutluluk veremez. Kavunu çöpe, insanı ise gözden uzağa atmak istersin.
Ali ALTAYLI
Günler, haftaları; haftalar, ayları; aylar, yılları hızlı bir şekilde kovalarken biz insanlar yoruluyor, yıpranıyor, eskiyor, yaşlanıyor, toprağa yaklaşıyor. Zaman aynı zaman, ölüme doğru hızla koşan bir yığın insan.
Ali ALTAYLI
Soğuk ve iticisin. İnsanlardan kısa süreliğine de olsa tebessümünü ve küçük bir yardımını esirgiyorsun. Çoğunlukla takdir etmek yerine eleştiriyorsun. Eksikliklerine odaklanıyor, olumlu, güzel taraflarını görmüyorsun. Sonra da insanlar beni neden sevmiyor, diyorsun. Sence neden?
Ali ALTAYLI
Ağzı bozuk, dili kirli anne babalar, dili kirli çocuklar yetiştirir. Öfkesi şiddetli anne babalar, öfkesi çok büyük olan çocuklar yetiştirir. Akrabalarını, komşularını, diğer insanları çekiştiren anne babalar, kişilerin arkasından konuşan çocuklar yetiştirirler. Nezaketli, zarif, ilim ehli, yüzü, özü, niyeti güzel anne babalar, kendileri gibi temiz çocuklar yetiştirirler. Çocuklar anne babaların fotokopisi, gölgesi, ayak izi ve onları anlatan iyi bir tanıtım mektubudur.
Ali ALTAYLI
İnsan gittiği yerde ne ararsa bulabilir. İyiyi de bulur kötüyü de. Güzeli de görür çirkini de. Gülü de görür dikeni de. Aydınlığı da görür karanlığı da. Çünkü gittiği her yere kendini götürür; zihnini, kalbini, geçmişini. Dışarda aradığımız yanlış, kusur, eksiklik aslında yıllardır bizde birikenlerin dışa yansımasından başka bir şey değildir.
Ali ALTAYLI
Dua et. Bıkmadan, usanmadan, yılmadan, yıkılmadan her gün Rabbine yönel. Çünkü O’nun vereceğini dünyada hiçbir kul veremez. Kullar az verir, çok diline dolar. Yaratıcımız çok verir, bizi hoşnut eder. Şükür, zikir ve ibadetimizden ne de çok memnun olur.
Ali ALTAYLI
Kendimizde hak olarak gördüğümüz özgürlüğü başkalarında görmemiz, bende olsun onda olmasın darlığı, gereksiz beklentilere girmek, sahip olduklarımızı yabancı gözlere servis etmemiz, herkes beni görsün, beni övsün kibri, biz insanlar arasındaki ilişkileri bozuyor; küslüklere, çatışmalara, itişmelere, vuruşmalara neden oluyor.