Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: İnsan Bu Dünyada En Çok Neyi Arar
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Genel

İnsan Bu Dünyada En Çok Neyi Arar

Genel
Paylaş
PAYLAŞ

Bugün durup dururken aklıma şöyle bir soru geldi. Bir insan dünyada en çok neyi arar ve neyin peşindedir? Bir insanı, aileyi, toplumu en çok yeşerten, onların dünyasına ilkbaharı getiren nedir? 

İnsan bu dünyada en çok kendini, gerçek sahibini, güvenli bir ortamı, değer gördüğü eş dost çevresini huzur ve mutluluğu arar, durur bir ömür.

Aslında insan bu dünyada en çok kendisini arar, ama çoğu zaman bulamadan göçer gider diğer âleme. Kendisine yabancıdır nedense insan. Genellikle gözleri dışarı aktığı ve dışarıyla çok meşgul olduğu için bir türlü göremez kör noktalarını. Kendine bakamaz, kendini göremez, kendine gelemez, kendini bulamaz, kendi yanlışlarını kavrayamaz ve çoğu zaman zihnini ve özünü kirlerden, paslardan temizleyemeden dünyadan geçer, gider.

İnsan bu dünyada en çok gerecek sahibini, kendisini yoktan yaratanı ilahını arar, durur.

Dünyada inançsız insan yok denecek kadar azdır; çünkü inanç, manevi bir güçtür. Herkes bir şeylere inanır. Bazen hak zanneder, batıla yapışır. Bazen fanileri ilahlaştırır, bazen de güneşi, ayı, yıldızları, ateşi, toprağı, ineği, dağı taşı, hevasını, yaratılmış birçok unsuru. 

Hz. İbrahim’in genç yaşlarda Rabbini arama gerçeği kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır:

“Gecenin karanlığı O’nu (İbrâhîm’i) kaplayınca o bir yıldız gördü. «Rabbim budur!» dedi. Yıldız batınca «Ben batanları sevmem!» dedi. (Daha sonra) Ay’ı doğarken görünce (yine) «Rabbim budur!” dedi. O da batınca «Rabbim bana doğru yolu göstermezse, elbette yoldan sapanlardan olurum.» dedi. Güneş’i doğarken görünce de «Rabbim budur! Zîrâ bu daha büyük.» dedi. O da batınca dedi ki: «Ey kavmim! Ben sizin (Allâh’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım! Benim Rabbim, bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan Allâh’tır! Ben hanîf  olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratan Allâh’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.»” (el-En’âm, 76-79)

Bir insanın özgür bir şekilde hayatını devam ettirmesinin sırrı gerçek sahibi olan Rabbini, hak olan İslam dinini bulması ve kula kulluktan kurtulmasıdır. Rabbine güvenip dayanması, emrince yaşamaya gayret etmesidir. Dünyalık taşkınlıklardan kurtulmanın, dengeli yaşamanın iç ve dış huzuru elde etmenin biricik yolu, Rabbimize hakkıyla yönelmek, O’nun güç, kudret ve şefkatini hakkıyla idrak etmektir.

Meşhur Hikem-i Atâiyenin şu fıkrası,  “Cenâb-ı Hakkı bulan neyi kaybeder? Ve Onu kaybeden neyi kazanır?” yani, “Onu bulan her şeyi bulur. Onu bulmayan hiçbir şey bulmaz, bulsa da başına belâ bulur.” gerçeği üzerinde düşünmek gerekiyor.

Rabbini bulan ilk önce imanla Rabbine yönelir ve güçlü bir şekilde sınırsız bir güce bağlanarak gücüne güç katar. Dünyadaki başaracağı işler imanının dercesine göre şekillenir. Güçlü bir iman, inanç net bir amaç bizleri bu dünyada saman çöpleri gibi savrulmaktan kurtarır. 

Mehmet Akif Ersoy içine imanın girmediği bir kalbi, vücudu insanın kendisine yük olarak görür.

İmandır o cevher ki, İlâhî ne büyüktür!

İmansız olan paslı yürek sînede yüktür!” 

İnsan bu dünyada bir şeylere sırtını dayamak, ona güvenmek ve güvendiği dağlara kar yağmamasını ister. Bu fanilerle asla mümkün olmaz. Onun için ölümü bile göze alırım dediğiniz bir sevdiğiniz, bir anda sizi yarı yolda bırakabilir. 

Sadece bizi yarı yolda bırakmayan, duamızı işiten, bizi bizden daha iyi bilen, büyük bir kuvvet ve dayanak noktası sonsuzluğun sahibi olan Rabbimizdir.

Mehmet Akif Ersoy ve Ziyâ Paşa bu gerçeği ne güzel ifade etmiş.

Allah’a dayan sa’ye sarıl hikmete râm ol 

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol. 

(Rabbine güven ve dayan, çalışmaya sarıl, senin yarım aklınla anlayamayacağın ve senin için içinde hayır bulunan sırlara boyun eğ. Budur yol, bundan başka da çıkar yol bilmiyorum.)

Allah’a tevekkül edenin yâveri Hak’tır, 

Nâ-şâd gönül bir gün olur şâd olacaktır 

(Allah’a güvenip dayananın yardımcısı Allah’tır. Mutsuz olan gönül bir gün olur huzuru bulur.)

İnsan bu dünyada en çok sağlıklı, huzurlu bir aile yuvasını, samimi güvenebileceği eş dost çevresini arar, durur.

Sağlıklı ve huzurlu aile yuvasına sahip olmayan bir birey için bayramların gelmesi onu gerçek manada mutlu etmez. Dünyadaki en büyük kazanım iç huzurdur; iç huzuru da insan aile yuvasından annesinden, babasından, hanımından, kocasından, çocuğundan depolar. Gerçek imana ve huzurlu bir aile yuvasına sahip olmayan bir kişi dünyadaki cehennemi yaşar. 

Kutlu Nebi (sav) bir hadisinde “kalp huzuru olmadan namaz tamama ermez.” buyurmuştur.

Ailede huzuru bulamamış bir insan, huzurlu ibadet edemez. İnsanlarla ve bazen de Rabbiyle çekişir durur, kadere isyan bile etmeye meyillidir.

Aslında bu dünyada insan en çok dingin, huzurlu, mutlu bir aile yuvasını ve güvenebileceği eş dost çevresini arar. Güvenin ve aile huzurunun olmadığı bir yerde, işler zorlaşır; psikolojik bakımından dayanıksız, hasta insanlar çoğalır.

İnsan bu dünyada ibadet aşkıyla yapabileceği, gönlünün muradı olan çok sevdiği bir iş ve bedenen, ruhen sağlıklı geçecek günleri arar, durur. 

Bir insanın gözlerinin içine iyice bakın, daha sonra iş yaparken ki hal ve hareketlerine. Eğer işini seviyorsa gözleri parlar, hal ve hareketleri canlıdır ve muhatabına güven verir. İşini sevmiyorsa gözleri sönük, çökük ve hal ve hareketleri yavaş ve isteksizdir.

İşini sevmeyen ama yapmak zorunda olan bir insan değer katamaz, değer üretemez; huzur vermez, huzurlu olamaz, işini en iyi şekilde yapma mücadelesi veremez.

Dünyanın en huzurlu insanları işini en iyi şekilde yapmaya çalışan, işini çok seven insanlardır.

Sağlıklı bir bedene sahip olmak dünyanın en büyük nimetlerindendir ve çoğu zaman kaybetmeyince anlayamayız.

Kanuni Sultan Süleyman sağlıklı bir bedenin önemini şu şekilde ifade eder:

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi 

Olmaya devlet cihanda bir “nefes” sıhhat gibi.

                                                                                                                               ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

İstiğna, İzzet ve Huzura Açılan Kapı

Bayram Kime Bayram

En Güzel Köprü

Siyah ve Beyaz Köpek

Gerçek Özgürlük ve Özgünlüğün Ezeli Adresi

Ali Altaylı 21 Mart 2026
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Bayram Kime Bayram
Sonraki Yazı İstiğna, İzzet ve Huzura Açılan Kapı
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?