Dünyada bulunan her canlı ve cansız varlık eskir, yıpranır sonra da tamamen kaybolur. Her canlının bir ömrü vardır, kimininki çok kısa kimininki biraz uzundur. Uzun da olsa kısa da olsa bitimlidir, sonu vardır her nefesin. Doğar doğmaz her canlının alnına fanilik damgası vurulur. Fanilik mührü doğar doğmaz vurulan her canlı, sayılı günlerini tamamlar ve dünyadan çeker gider.
Fani olan kim?
Bitkiler
Hayvanlar
İnsanlar
Biz insanların ortaya koyduğu eserler
Dünyanın bizzat kendisi ve içindeki her şeydir.
Baki (ölümsüz, daima canlı ve diri) olan kim?
Rabbimiz, canın, cananın, mülkün, dünya ve içindeki her şeyin sahibi Allah (c.c) tır.
Baki olan Yaratıcımız biz faniler içinde insanı muhatap almış, diğer canlıları bize hizmetçi kılmıştır. Bitkiler ve hayvanları bizim için bizi de kendisi için kendisine kulluk, ibadet, itaat etmemiz için yaratmıştır.
Bitkiler ve hayvanlar bizim emrimizde ve kendi dillerince ibadetlerini yaparlarken biz insanlar aklı vahiyle barıştırmamamız, şükürsüzlüğümüz, nefsani azgınlığımız, itaati bırakıp isyana yönelmemiz, şişkin benliğimiz, kıskançlığımız, sevgimizin asıl yerini bulamaması yüzünden baki olan Yaratıcımıza karşı hakkıyla kul olmada zorlanıyor; ibadetlerimizde tembellik gösterebiliyoruz.
Fani olan biz insanların eğer dünyalık kazanımlarında, isteklerinde, hedeflerinde bakiye uzanan bir yön yoksa elde ettiklerimiz bizim başımızı er geç ağrıtacaktır. Tamamen dünyaya bakan bir insanın tamamen dünyaya bakan eylemleri olacaktır. Bu eylemler ise onu uzun süre doyurmayacak, sıkacak, boğacak bir üzüm tanesi verip on tokadı beraberinde getirecektir.
Yine Yirminci Mektub’un başlarındaki şu ifade fani olan biz insanların müracaatını, yönelişini hak eden ve bizleri kula kulluktan kurtaran baki olan Cenab-ı Hakkın kendisi olacağını belirtir:
“Allah birdir başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tenezzül edip minnet çekme, onlara temellûk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünkü Sultan-ı Kâinat birdir, her şeyin anahtarı O’nun yanında, her şeyin dizgini O’nun elindedir, her şey O’nun emriyle halledilir. O’nu bulsan her matlubunu buldun, hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun.”
Bugün soralım kendimize ve üzerinde kafa yoralım:
Bir ömür nelerin, hangi fanilerin arkasından koştum ve hala bakiye uzanmayan koşuşturmalarım neler?
Hikem-i Ataiye: “Cenab-ı Hakkı bulan neyi kaybeder? Ve onu kaybeden neyi kazanır.” der.
Yine soralım bugün kendimize ve düşünelim:
Hızlı bir şekilde geçen geçmiş günlerimin içinde aradığım neydi, gelecek günlerimde aradığım ne olacak? Gerçek sahibimi kaybedersem, kazandıklarım bana ne yarar sağlayacak?
Allah ile olmayan kişi şu koca ve sıkıntılı dünyada yapayalnızdır.
Hz. Mevlânâ bu gerçeği ne güzel dillendirmiş:
Eğer herkesleysen ve Bensiz isen hiç kimseyle değilsin
Eğer Benimleysen ve hiç kimseyle değilsen herkeslesin
Sezai Karakoç: “Allah’ı kaybetmiş insan neyi aramaktadır? Allah’ı aramayan insan neyi bulacaktır.” der.
Soralım kendimize yine bugün:
Kaybetmemiz gerekeni kaybedersek biz de hemencecik kaybolmaz mıyız?
Cem Karaca: “Eğer dünyada hakiki manada sevilecek, yâr diye anılacak bir şey varsa o da Allah u teala’dır.” diyor.
Yine sor iş işten geçmeden kendine:
Tutkuyla arkasından koştuğun fani sevgililer bir gün, zamansız seni bırakıp gitmeyecek mi? Şiddetli bağlanmanın ve aşkının ücretini fazlasıyla ödeyebilecek mi? Bağlandığın şapkasız(yar – dik yer, ucurum ) yâr (gerçek sevgili) lar seni uçurumun kenarında bırakmayacak mı?
“Beni alkışlarla değil, tekbirlerle uğurlayın.” diyen Cem Karaca’ nın “Allah Yâr” ilahisini tekrar tekrar dinlemek bizim yönümüzü fani sevgililerden baki bir sevgiliye çevirtiyor.
Dervişanız Hak dost deriz
Dervişanız dervişan
*
Allah yâr yâr
Allah yâr yâr
Allah yâr yâr
Allah yâr
…
*
Bu can emanet bu bedene
Sonunda sararlar kefene
*
Allah yâr yâr
Allah yâr yâr
Allah yâr yâr
Allah yâr
…
*
Yol bir, akıl bir
Bak da görebil
Sev, korkma sakın
Rab sana yakın
*
Allah yâr yâr
Allah yâr yâr
Allah yâr yâr
Allah yâr
…
*
Üç var, yedi var
On iki var, kırk var
Altı bin altı yüz altmış altı inen var
*
Allah yâr yâr
Allah yâr yâr
Allah yâr yâr
Allah yâr
…
Ali ALTAYLI