Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Nefsini İlah Edinmek
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Genel

Nefsini İlah Edinmek

Genel
Paylaş
PAYLAŞ

Dünyaya gönderilen her insan nefis sahibidir. 

Kimilerimiz nefsini serbest bırakmış, “hayat benim hayatım” kimse karışamaz, diyerek özgürlüğünü ilan etmiş, vücut ve hayat üzerindeki söz hakkının sadece kendisine ait olduğuna, kendisine iyice inandırarak yaşamına devam etmektedir.

Kimilerimiz ise çok azımız nefsini az çok gemlemeyi, terbiye etmeyi başarmış, hayat benim değil, bana emanet diyerek kalbini, ruhunu daha çok beslemiş;  vücut ve hayat üzerindeki söz hakkının kendisine değil, Rabbine ait olduğuna, kendisini inandırmış ve İslam’ın çizdiği özgürlüğün dışına çıkmamaya çalışmıştır.

TDK’ye göre nefis, kişinin öz varlığı, kişinin kendisi, öz varlık, kişilik, insanın yeme içme gibi yaşamsal gereksinimlerinin tümü, olarak tanımlanır.

Nefis denince sadece hedonizm (keyif, zevk, haz) akla gelmemelidir. Enaniyet, benlik, ego, kibir, öfke, şehvet, hırs, haset, açgözlülük, yeme içme hepsi nefsin içine girer.

Büyük olanlar, büyük yaşayanlar, örneklikleri büyük olanlar ve sözleriyle fikirleriyle büyük kalmayı başaranlar, asla ölmeyecek, unutulmayacak olanlar şöyle der:

Dost istersen Allah yeter.

Düşman istersen nefis yeter.

Düşman madem bizim içimizde, damarlarımızda dolaşıyor; bize bizden daha çok yakın o zaman düşmanı dışarda aramak yerine, bugün kendimize dönerek bir iç muhasebe yapmaya çalışalım.  Hayatımızda heva, nefis mi yoksa Huda, Rabbimiz mi hâkim ayetler, hadisler ve Mevlânâ Hazretlerinin yol göstericiliğiyle anlamaya çalışalım.

Furkan Suresi 43-44 ayetlerinde Rabbimiz nefsin terbiye edilmediği takdirde biz insanoğlunun, nefsini tanrılaştırabileceği gerçeği üzerinden bizleri uyarır:

Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? Yoksa sen onların çoğunun gerçeği dinlediklerini veya akıllarını kullandıklarını mı sanıyorsun? Onlar tıpkı hayvan sürüsü gibidir. Hatta izledikleri yol bakımından hayvanlardan daha şaşkın durumdadırlar.

Nefsini hevasını ilah edinen bir insan aklını, kalbini, ruhunu, vicdanını susturur; şirke düşer, hayvani bir hayat yaşar ve ölür. Dünyasını ve ahiretini mahveder.

Bir insan nefsinin arzularını hayatının merkezine koyması, her şeyi nefsi için feda etmesi “insanın şerefli yaratılması” gerçeğine ihanet etmesi demektir.

Bir insan ancak nefsini terbiye ederek hayatını, hayatı verenin yolunda harcayarak hayatın, nefsin, zamanın, gökyüzünün ve yeryüzünün gerçek sahibine boyun eğerek O’nun (cc) hükümlerine itaat ederek meleklerden üstün bir konuma gelir, sonsuzluk imtihanını kazanır. Nefsini özgürleştiren bir insan ise hayvandan daha aşağı bir hayat yaşar ve sonsuzluk imtihanını kaybeder.

Fedâle b. Ubeyd’in (r.a.) naklettiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) Veda Haccı’nda şöyle buyurmuştur:

“…Mücahid, Yüce Allah’a itaat yolunda nefsinin isteklerine karşı mücadele eden kimsedir.” (İbn Hanbel, VI, 22; Tirmizî, Fedâilü’l-cihâd, 2)

Şeddâd b. Evs’ten (r.a.) rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Zavallı (ahmak) kişi ise nefsinin arzu ve isteklerine uyan (ve buna rağmen hâlâ) Allah’tan (iyilik) temenni edendir.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 25; İbn Mâce, Zühd, 31)                                                                          

Hz. Mevlânâ ise nefis konusunda şunları söyler:

“Benliğinden sıyrılan kişiler şekerlerle dolarlar, başka bir ifade ile tatlılaşırlar, üfleyip ses çıkartılacak tatlı kamışa dönerler, anlayış ve olgunluk kazanırlar.”

“Atıldığı kuyudan kurtulan Hz. Yusuf, Mısır’a sultan oldu. Beden kuyusundan kurtulan, yani benliğinden sıyrılan da birçok yanlıştan kurtulur, manevi âleme padişah olur.”

“Kötü birer huy olan kibir ve kinin doğmasının sebebi şehvettir. Şehvetin yerleşip kuvvetlenmesi ise itiyat (alışkanlık) yüzündendir. Kötü huy, âdet edinilince kişide iyice sağlamlaşır ve yerleşir. Yerleşince de insan, ondan vazgeçirmek isteyene de hiddetlenir, kızar. Hiddetlenen insan ise daha çok hata yapar.”

“Şehvet, insanı tuzağa düşürür, hataya sokar.”

“Ruh, seni en yüksek göklere çıkarırken sen en aşağılıklara, su ve çamura doğru gittin.”

“Akıl bağlanmıştır da heva ve heves, dilediğini işliyor; hâlbuki akıl işlemeliydi dilediğini.”

“Ey insan! Hevanın esiri olma. Nefsini ilâh edinme. Aklını, kalbini ve iradeni sana hayat veren Rabbine teslim et. Nefsine değil, Allah’a kul ol ki gerçek özgürlüğe ulaşasın.”

Mevlana Hazretleri nefsi eşeğe benzetir ve onun isteklerine uyup yanlış yollara sapmamak için şu uyarılarda bulunur:

“Aptallığından nefsin çuvalına girdin, aptal olmasaydın bırakırdın bu eşeği.

Eşeğin başını çek; onu yola sok, doğru yolu bilenlerin ve görenlerin yoluna sür.

Onu boş bırakma, yularını tut; çünkü o, yeşilliğe gitmeyi sever.

Gaflet edip de bir an boş bıraktın mı çayırlara doğru fersahlarca yol alır.

Eşek yol düşmanıdır, yeşillik görünce sarhoş olur. Onun yüzünden nice ona kul olanlar telef olup gitmişlerdir.

Eğer yol bilmezsen eşeğin dileğine aykırı hareket et; doğru yol o aykırı yoldur.”

Peki, dost istersek dünya ve ahiret Rabbimiz bize yeter, diyoruz. Düşman istersek de nefis.

Rabbimize, Huda’ya mı yoksa nefse, hevaya mı tabi yaşıyoruz, düşünelim.

Evimizdeki TV’ yi,

Elimizdeki akıllı telefonları,

Çarşıda pazarda düğünde nişanda ekran karşısındaki gözümüzü,

Mal karşısındaki kalbimizi,

Ben diye başlayan cümlelerimizi,

Bitmez tükenmek bilmeyen hırsımızı,

En ufak bir meselede bile öfkelenen kendimizi,

Tek başınayken meşguliyetimizi,

Vücudumuzdaki dominant duygularımızı,

Mal, makam, ilimde derece kat edince tavrımızı tekrar bir gözden geçersek ne kaybederiz.

En büyük ve tesirli nasihat olan ölüm gelip zamansız bizi bulmadan.

                                                                                                                          ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-17

Yolculuk Var Yolculuktan Öte

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-16

Nimetin İflası

Yanlış Bağlanma ve Beklenti

Ali Altaylı 9 Kasım 2025
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Yolculuk Var Yolculuktan Öte
Sonraki Yazı Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-17
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?