Bugün bir saat önce, on yıla yakındır tanıştığımız genç bir müşterim geldi. Daha önce evlendiğini bildiğim için yanındaki hanımefendiye hoş geldiniz yenge hanım dedim. Genç, hocam o benim ablam eşim değil dedi. Eşimle ayrılma aşamasındayız, diyerek konuşmaya başladı. Çay içim süresince konuşmamız devam etti. Evliliklerinin kısa sürdüğünü bir tane çocuklarının olduğunu söyledi.
Bugünkü yazımızda aile hayatımızı olumsuz yönde etkileyen, gençlerin ahlaklı ve ciddi duruşunu yıkıma uğratan hedonizm kokan diziler ve programlar konusuna değinelim. Yirmi dört saat zaman diliminde hem iyilik hem de kötülük akar farklı yönlere hayatımızın bir bölümünde. Kimileri iyiliğe hizmet eder, iyi bir dünya tasavvuru için mücadele verir. Kimileri ise kötülüğe hizmet eder, toplumu oluşturan bireylerin bozulmasına ve benimsedikleri ananelerin, gelenek ve göreneklerin, dini değerlerin dejeneresine bilerek ya da bilmeyerek hizmet eder. Bu değişmeyen gerçek dünyanın varoluşundan bulunduğumuz asra ve kıyamete kadar böyle devam edecek.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in mısralarıyla konumuza açıklık getirmeye çalışalım.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir
Biri aşk biri nefret; bizim kanadımız çift
Ateş saçmalı ki nur, erisin kapkara zift
Çift oluklu bir dünyada yaşıyoruz. Oluğun birinden ilahilik, nur, güven, iyi niyet, edep hayâ, ilim irfan, iyilik güzellik, hakkaniyet; diğerinden nefsanilik, şeytanilik, kötü niyet, hedonizm, şer, ahlaksızlık, yalancılık akıp gidiyor.
Ne yazık ki ekranlardaki ahlaksızlıklar reyting yapıyor. Bunu bilen yapımcılar dizi ve programları ona göre tasarlıyorlar.
İnsanlara istikamet veren, eğitime, ahlaka, keşfe yönlendiren, manevi değerleri besleyen dizi, sinema ve programları destekliyorum. Her zaman söylerim, kaliteli bir film kötü bir kitap okumaktan daha değerlidir, diye.
Gündemde olan “Yalı Çapkını” diye bir film var. Bazı bölümleri gözüme çarptı. Bunun gibi kendi değerlerimizle uyuşmayan kültürel erozyona ve işgale neden olan bir sürü dizi sıralayabiliriz. Evde akşamları oturup film seyretmekten ziyade farklı bir odada aile bireyleriyle beraber kırk beş dakika, bir saat “ilim saati” adı altında okuma programı oluştursak ne güzel olur. Hem kendimizi hem de sorumlu olduğumuz aile bireylerini ahlaki erozyondan korumuş oluruz.
“Yalı Çapkını” dizisi örnekliğinde tüm reyting uğruna aile yapısına zarar veren, memnuniyetsizliği ve şikâyeti arttıran ve toplumun manevi değerlerini görmezden gelen dizilerin ortak özelliğine göz atalım:
Aldatmalar
Yatak sahneleri
Çıplaklık
Sonradan ortaya çıkan çocuklar
Yakışıklı erkek güzel kız
Yalılar
Şirketler
Yatlar, deniz, havuz
Güvensizlik
Konforlu yaşam
Çok lüks evler
Konforlu, görkemli arabalar
Şiddet sahneleri
Bir toplumda kötülüğün, çirkinliğin, yanlışın, ahlaksızlığın sesi çok çıkmamalı. Yanlışlar, kötülükler, ahlaksızlıklar her yerde ifşa edilmemeli. Ekranlar aracılığıyla yanlışlar öğretilmemeli, önlem alınmalıdır. İnsanlığa kötü örneklik teşkil eden programlar, diziler, sinemaların önü alınmalı. İyilik, güzellik, olumlu örneklik çoğaltılmalıdır.
Akıl, kalbi, vicdanı bir türlü dinlemeyen, diziler ve çeşitli programlarla görsellerle şişirilen içimizdeki soyut; ama çok sinsi olan nefis; bizi tembelliğe, huzursuzluğa, zevksizliğe, hazırcılığa itmiştir.
Boşanmaların, evdeki çatışmaların, memnuniyetsizliğin, şikâyetin, şükürsüzlüğün, tek dünyalı yaşama isteğinin, çalışmadan, üretmeden rahat ve konfor içinde yaşama isteğinin en önemli sebeplerinden biri reyting uğruna ahlaksızlığın aşılandığı dizilerdir. Bu şekilde ekranlarda boy gösteren dizilere, sinemalara, programlara yönelik bir çalışma başlatılmaz, önlem alınmazsa toplumda kaliteli insanların sayısı azalacak, ahlaksızlık, taciz, gayri meşru ilişkiler ve suç oranları artacaktır. Aldatmaların sonucu zarar gören, psikolojisi bozulan ve öldürülen çocuklarda, ahlaksız bir şekilde çekilen filmlerin etkisi yadsınamaz.
Toplumun dertlerini, yanlışlarını tüm hücrelerinde hisseden Mehmet Akif Ersoy yıllar öncesinden bize seslenerek şöyle der:
Vakarı çoktan unuttun, hayâyı kaldırdın
Mukaddesatı ısırdın, Allah’a saldırdın
Ne hatıratına hürmet, ne geleneğine yâd
Deden de böyle mi yapmıştı ey sefil evlat?
Ali Altaylı