Bahçedeyim. Bir yandan kuş, böcek bir yandan köpek sesleri bir nağme oluşturuyor. Kainat ise uyanmaya hazırlanıyor, toprak doğum sancısı çekiyor. Ağaçlar tomurcuk derdinde. Dünyanın en seçilmişi, değerlisi olan insan bazen bitki, hayvan ve toprak kadar bana iyi gelmiyor, huzur vermiyor.
*
Elma ağaçlarını buduyorum. Daha iyi bir verim elde etmek için fazlalıkların alınması gerekir. Kaliteli anne, baba ve eğitimciler de çocukları aynı bir ağaç gibi budar. Çocuklarda görülen istenmeyen davranışları giderirler ki çocuklar daha da güzelleşsin, gür, sağlıklı ve ahlaklı olsun. Fazlalıkları alınmayan eğitilmeyen yanlışlarına müdahale edilmeyen çocukların verim vermesi zordur.
*
Bu sabah hafızlık yapan on bir yaşında bir öğrenciye sordum. Kaçta kalkıyorsun? 4.30’da dedi. Zor olmuyor mu 4.30’ da kalkmak, dedim. Vücudum artık alıştı, dedi. Sonra biz büyüklerin durumu gözümde canlandı. Çoğumuz güne dokuz, on gibi başlıyoruz. Küçüklerden alacağımız çok şey var.
*
Aslında Rabbimiz istediğimiz birden çok şeyi zamanı gelince biz sabırsızlara veriyor. Biz istediklerimizin hemen bir an önce olmasını istiyoruz, Rabbimiz ise biraz bekle diyor. Rabbim, ben bunu istiyorum, diyoruz. Rabbimiz senin ilmin, keşfin az, sana daha iyisini vereceğim, bekle gör diyor.
*
Bir zihin ne zaman çöplüğe döner ve kokusu çevresini rahatsız etmeye başlar? Travmalar, daima negatif bakış açısıyla insanlara ve geleceğe bakmak, dijital bağımlılık, uzun süren kronik stres ve kaygı, vahiy dışı her bilginin sorgulanmadan alınması, sorunlu çevrede bulunmak vb.
*
Bu dünyada hemen hemen birçoğumuz zenginliğe, itibar, şan şöhrete kavuşmak isteriz. Bunlara ulaşmak için bir ömür veririz. Çoğu zaman Hak’la ve halkla aramız açılır. Hatta bu uğurda en çok sevdiklerimizi bile ihmal eder; iç huzurumuzu, sağlığımızı kaybederiz. Peki, sonra ne olur? Rabbimiz (cc) bu istediklerimizin birçoğunu verir ve isteklerimiz yine bitmez. Bazen de öyle imtihanlara maruz kalırız ki önceki halimiz bundan çok çok iyiymiş, deriz.
*
İnsan kendi mahiyetini hakkıyla çözmeden, kendini anlamadan başarılı olamaz. Akıl ve kalp bahçesine güzel tohumlar ekerse her mevsim ilkbaharı yaşar. Midesine, şehvetine ve cinsel organına hizmet eder; tek derdi hazları olursa hayvana benzer ve hayvanca yaşar ve ucuzca ölür.
*
Bir insanı önce anne baba sonra kaliteli eğitimciler, alimler sonra hastalıklar, musibetler terbiye eder. Eğer bu üçü bir kişiyi terbiye etmezse zaman terbiye eder. Zamanla da terbiye olmazsa bir kişi ancak ölümden sonra terbiye olur. Bu ise bir insan için en büyük kayıptır.
*
Kalp genişliği, niyet temizliği, azim, sabır, güne erken başlamak, anne baba eş çocuk memnuniyeti ile bir insanın rızkı genişler. Kalbin darlığı, niyetin hastalıklı olması ile de rızık daralır. Rızık bazen iç huzur bazen sağlık bazen iyi bir eş dost bazen varlık olarak bizi bulur.
*
Bir erkeğin dışarda güçlü olabilmesi için evinde huzuru bulmuş olması gerekir. Erkeği evinden eden, adeta erkeği kadının düşmanı gibi gösteren zihinsel ve kalbi dönüşüme yol açan her türlü program, dizi yasaklanmalıdır. Sadece gelecekte milli ve manevi bağları sağlam, aile bağları güçlü olanlar ayakta kalacak.
*
İnsan sabah kalkınca beyninde iki kanal açılır. Pozitif, rahmani kanal ve negatif, şeytani kanal. Eğer bir kişi daima geçmiş ve gelecekte yaşıyorsa daima eski plağı çalıyor, geçmişten bir türlü çıkamıyorsa negatif; şimdiyi yaşıyor, işine odaklanmayı başarabiliyorsa pozitif kanal.
*
Herkesin bir ilahı var durur içerisinde. Kimimizin ilahı hevası, kimimizinki egosu, enesi kimimizinki makamı kimimizinki parası malı mülkü kimimizinki itibarı şanı şöhreti. Bir Allah’ımız var der dururuz ama nice ilahların sevgisi dal budak salmış özümüzde haberimiz var ya da yok.
*
İnsan olarak doğmak bizim tercihimiz dışında ama insan olarak ölmek bizim tercihimize bağlı. Zira insan olarak dünyaya gelip hayvanlar gibi yaşayıp ölen ne de çok insan var. Bir insan Hakkı tanımaz hazlarını ilah edinir bütün amacı yemek içmek olursa hayvandan farksız olmaz mı?
*
Hayatta hep vermeye değil de almaya alışmış ve asla çalışmaya, üretmeye, zahmete meşakkate alışmamış insanlarla uzun süre dost kalmanız çok zordur. Çevrenizde emeğin, ekmeğin kıymetini bilen yeri geldiğinde sizin için eli cebine giden insanlar olsun.
*
Küçük yaşta eline silah alan çocuklar, bunu nereden öğreniyor? Şiddete dayalı dizilerden, aileden, çevreden. Bir an önce şiddete dayalı diziler, programlar yasaklanmalıdır. Eğitim yuvaları, ilim, sevgi, merhamet, şefkatin öğretildiği yerlerdir. Buralara da sirayet etmesi vahimdir.
*
Bugün yanıma bir yaşlı adam geldi. Biraz sohbetten sonra tanımadığım bir kişi hakkında konuşmaya başladı. Dedim, bu arkasından konuştuğun kişi sana gerçekten bunları yaptı mı? Evet, dedi. Gereksiz konuşmalarla zamanımı çaldığı için biraz da içten içe kızmıştım. Masamda Kuran-ı Kerim vardı. El bas o zaman amca dedim. Adam bir anda yüzü kızardı, irkildi, sustu.
*
Zaman o kadar ucuz mu? Parayla satın almadığımız için mi hoyratça harcıyoruz? Elimizden akıllı telefonlar düşmüyor. Sanki organlarımızdan bir tanesi, biz nerde o orda. Gölgemiz gibi bizi takip ediyor. Sanki gerçek dünyada kalmamamız için elinden geleni yapıyor, ekran ötesine kilitliyor. Ekranda kalma süresi, gün içinde kaç saat telefonda zaman geçirdiğimizi bildirir. Yatmadan önce hiç baktık mı? Yapılacak bir yığın iş dururken bizim elimizde akıllı telefon ve hazlarımıza hitap eden, günaha iten görseller.
*
Neyin daha fazlasına talip olmalı insan. Allah (cc) adına öğrenilen, hayata yansımış bir ilme mi? Yoksa bin bir türlü fitneyi içinde barındıran mala mı? Neyin peşinde bir ömür koşmalı, neye yatırım yapmalı insan? İlim öğrenmek, yaşamak, yaşatmak en anlamlı en kârlı uğraş olsa gerek.
*
Ne de aptalca davranırız bazen. Başkalarını aldatır, kandırır, dolandırırız. İyi bir iş çıkardığımızı kâra geçtiğimizi düşünürüz. İnsan ilk yanlışı kendisine sonra da ailesine çoluk çocuğuna yapar. Niyetimizi bozup haram lokmaya talip olduğumuz zaman farkında olmadan günler hep zarar yazar durur.
*
Dünyada bir tane hak, doğru, adalet var bütün insanlar için. O da İlahi olanın belirlediği. Peki, bu adaleti ne bozar? Biz insanların içindeki benlik, haset, inat, kıskançlık, hırs, nefse düşkünlük, mal mülk ve dünya sevgisi evrensel olan adaleti bozar ve insanlık güneşini kaybeder. Ben olmasam bu işler yürümez, diyerek kendini dünyanın merkezine koyan, zihnini geçmiş ve gelecekle bulandırıp asla bugünde kalamayan, zihin karmaşasından kurtulup kalbin dinginliğine ulaşamayan insanlar ego putunu yerle bir etmeliler. Huzursuzluk üreten zihin ve nefsin tutsaklığıdır, kalbe geç.
*
Çocuklarınıza kendileri için yapılan en küçük bir iyiliğe, fedakârlığa bile teşekkür etmesini, başkaları için de iyilikte bulunmalarını, elindekileri paylaşmalarını öğretin. Yoksa her şeyi hak ettiklerine inanıp bencil, sorumsuz, doyumsuz, sorunlu bir hal almaları kaçınılmazdır.
ALİ ALTAYLI