Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Neyin Daha Fazlasına Talip Olmalı İnsan
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Genel

Neyin Daha Fazlasına Talip Olmalı İnsan

Genel
Paylaş
PAYLAŞ

Hiç düşündük mü bu zamana kadar yaşadığımız birey, aile ve toplumsal çıkmazların en büyük nedeni nedir, diye. 

En büyük nedeni talip olduklarımız. 

Neyin talibiyiz? 

Neyin peşinde koşturuyoruz?

En çok zamanımızı neye harcıyoruz?

Gün boyu enerjimizi neye sarf ediyoruz?

Gecemizi gündüzümüze katıp hırsla neleri kovalıyoruz?

Neyin daha fazlasına talibiz, bir kısa ömürde neyi satın alma peşindeyiz? Allah (cc) adına öğrenilen, hayata yansımış bir ilmi mi yoksa bin bir türlü fitneyi içinde barındıran malı mı? Neyin peşinde bir ömür koşmalı, neye yatırım yapmalı insan? İlim öğrenmek, yaşamak, yaşatmak, gözünü gönlünü kitaplara mıhlamak derde derman eserler ortaya koymak en anlamlı en kârlı uğraş olsa gerek.

Abdullah ibn Abbas’tan (r.a) nakledilen ve Resûl-ü Ekrem Efendimiz’e (a.s.m.) dayandırılan rivayete göre, doymak bilmeyen iki tür insan vardır:

İlim Talibi (İlmi Arayan): İlim öğrenmeye doymayan, ne kadar öğrenirse öğrensin daha fazlasını isteyen kişi.

Dünya Talibi (Dünyayı Arayan): Dünya malına karşı doymak bilmeyen, tamahkâr kişi.

Kendimizi şöyle bir test edelim, neyin daha fazlasına talibiz?

Eğer hayata yansımış Allah (cc) adına öğrenilen ilim değil de dünyalıklardan elde ettiğimiz fazlalıklar ise baş ağrımız, gönül sızımız, insanlarla bozuk ilişkilerimiz, hırsımız, açgözlülüğümüz, Hakkın bizi dertlerimizle baş başa bırakmasının ardı arkası kesilmeyecektir.

Eğer marifetullah ilminin fazlalığının peşindeysek Rabbimiz bizi yardımsız bırakmayacak kışımızı bahar gecemizi gündüz yokuşlarımızı düz eyleyecek, musibet karanlıklarından şifa aydınlığına çıkaracaktır.

Ahzâb Suresi 72. ayet üzerinde ne kadar da az düşünüyoruz?

“Şüphesiz biz emâneti göklere, yere ve dağlara arz ettik de onlar onu yüklenmekten çekindiler ve onun sorumluluğunu yerine getirememekten korktular. Ne var ki, onu insan yüklendi. Bunca kabiliyet ve nimetlerle donatıldığı halde yüklendiği emânetin hakkını veremeyen insan ne kadar zâlim, ne kadar câhildir.”

Rabbimiz biz insanlara hitaben “kabiliyet, akıl ve nimetlerle donatıldığı halde yüklendiği emanetin hakkını vermeyen insan ne kadar zalim ve cahildir.” der.

Biz insanoğlu cahil ve zalim tarafımız olduğu için elmas gibi değerli olanı bırakır camdan yapılmış şişelerin peşinden bir ömür koşarız da farkında bile olmayız, farkına vardığımız zaman da iş işten çoktan geçmiş olur.

Sonra da Niyazi-i Mısrî gibi feryat etmeden  kendimizi alamayız:

Bir ticaret yapmadım, nakd-i ömür oldu hebâ,  

Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan bîhaber. 

Ağlayıp, nâlân edip, düştüm yola tenhâ, garip

Dîde giryan, sîne biryan, akıl hayran, bîhaber.

Doğru bir tercihin, isabetli kararların madeni marifetullah ilmini bırakıp ondan yüz çevirip dünya ve içindekilerin talibi olmak aslında bizi hayvanlara yaklaştırıyor. İnsan aklını vahiyle işlettiği ve dünyaya gelme amacı üzerinde derin tefekküre daldığı ve ölüm gerçeğiyle yüzleştiği zaman insan oluyor, yükseliyor, değerli hale geliyor.

Vahiyden beslenmeyen akıl yönünü kaybediyor, ölçüsüz dünya ve dünyalıklar sevgisinin sarhoşu oluyor. Sahi sadece içki içen mi sarhoş olur, ya biz dünya malı sevgisiyle sarhoş olanlar.

Tek tek saymaya gerek var mı o kadar çok ki, hepimizin bir çakma ilahı var durur içerimizde.

Hüdâyî-i Kadîm ne güzel ifade etmiş:

 Hırlaşır bir lâşeye üşmüş nice yüz bin kilâb

 Biz de pay almak içün geldik bu kavgâ üstüne 

(Yüz bin köpeğin bir leş üstünde hırlaşarak pay alma sevdasına tutulduğu gibi biz de bu dünya nimetlerinden pay alma sevdasına düştük. Tam bu kavga üzerine geldik.)

Dünya ve ukba kazançlı çıkmamızı sağlayan, fazlalıkların zarar vermediği Nuh’un gemisi, son nefese kadar sürme amacı taşıyan ilim yolculuğumuzdur.

Her şeyin fazlası başımıza bela olurken, dünya mutluluğumuzu giderirken ve bizi gitgide yalnızlaştırırken ilmin fazlalığı insanlarla ve Rabbimizle aramızı düzeltiyor, tarifi mümkün olmayan bir ruhani haz veriyor.

İmam Gazali ise ilmin önemi hakkında şöyle der:

“Hiç şüphesiz ki ilim nurdur. Allah için ilim tahsil etmek ibadettir. İlmi aramak cihattır. Bilmeyene öğretmek sadakadır. İlmi müzakere etmek tesbihtir. Allah ancak ilimle bilinir ve Allah’a ancak ilimle ibadet edilir. Allah kavimlerini ilmiyle yüceltir ve diğer insanlardan üstün kılar. Millet ancak ilmiyle doğru yola erişebilir.”

Yüce kitabımızın ilk emri oku. “Yaradan Rabbinin adıyla oku.” Peki, neden ilk emir namaz, oruç, hac, zekât, çalışmak değil de oku. Rabbimiz en iyi bilen değil mi? 

İlim olmadan hiçbir ibadet, amel yerini hakkıyla bulmayacak ve Rabbimizin istediği insan, aile, toplum tipi ortaya çıkmayacaktır.

Hayata yansımış kalbimizi, aklımızı, ruhumuzu onaran Rabbimizin ve Resulünün istediği öğrenme şekli olmadan insan tekemmül edemeyecek, ergen kalacak ve dünyayı cehenneme çevirecektir. Ancak ve ancak aşırı duygularımızı akıl taşkınlığı, şehvet taşkınlığı, öfke taşkınlığını bu öğrenme şekliyle aşabiliriz. Sadece fenni ilimler öğrenmek bizi kör, sağır ve basiretsiz yapar.

Sahi günlük, haftalık, aylık kaç saat ilim öğrenmeye zaman ayırıyoruz?

En son okumakta olduğumuz kitabın ismi ne?

Nâbî ise mısralarında ilmin öncelikli olması konusuna değinir:

Tahsil-i ilmin üstüne tercih eder mi nâs

Tahsil-i mal vasıta-i rîf’at olmasa

(Mal edinmek insanların nazarında itibar aracı olmasaydı, onlar para kazanmayı ilim öğrenmeye tercih ederler miydi?)

Mal elde etmek hırsı dışı süs içi pis, çoğu zaman imtihanı kaybetme aracı. Zengin olup da hakkını veren ne de çok az. Çoğaltma biriktirme arzusu vermenin, ikram etmenin katili. Malı zenginliği yönetmek de Allah’ın lütfuna mazhar olmuş kişilere nasip oluyor. İlimsiz, imansız, islamsız zenginliği yönetmek ise denize girip kuru kalmayı istemek gibi bir şey.

Mal ile itibar devşirmek ise sadece sonradan görmelerin, cahillerin ve egosu şişkin olanların mesleği olsa gerek.

Necip Fazıl Kısakürek şu iki beytinde ne güzel ifade etmiş.

Bu dünya bir tamam’dan eksiklikler âlemi;

Kopuşlar, ayrılıklar, kesiklikler âlemi

Bu dünyadan bir gün hiç de hazır olmadığımız bir anda ayrılacağız. Tam olan Rabbimiz, sonsuzluk hayatı yarım, eksik olan ise bizler ve dünya. Ancak eksikliğimizi, noksanlığımızı bir nebze de olsa ilimle giderebiliriz. İnsanı, kâinatı, yaratılış gerçeğimizi ancak bu yolla çözebiliriz. İlim dışındaki yollar ise çıkmaz sokaktan öteye gitmeyecek, susuzluğumuzu arttıracaktır.

*

Varlık yalnız Bir’dedir, toplam bölüm hep birde… 

Devam eden yalnız bir, sayıda dört tekbirde… 

Aslında Tekâsür Suresi 1 ve 2. ayetinde ifade ettiği gibi Rabbimiz “Çoklukla övünme yarışı sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.”

Vahdeti bırakıp kesrete dalmak, biri bırakıp binlere talip olmak, azla yetinmeyip çoklukta kendimizi kaybetmek, övünmeye değer olmayan şeylerle gururlanmak, övünmek ta ki son nefese kadar.

İlmin kapısı Hz. Ali’nin sözüyle bugünkü yazımızı bitirelim:

“Dünyayı isteyen ilim öğrensin, ahireti isteyen ilim öğrensin, her ikisini isteyen yine ilim öğrensin.” 

                                                                                                                                ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

İlahlaştırılan ve Köleleştirilen Çocuklar

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-22

Temiz Toplum

İstiğna, İzzet ve Huzura Açılan Kapı

İnsan Bu Dünyada En Çok Neyi Arar

Ali Altaylı 25 Nisan 2026
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-22
Sonraki Yazı İlahlaştırılan ve Köleleştirilen Çocuklar
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?