Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-14
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Genel

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-14

Genel
Paylaş
PAYLAŞ

Adam şöyle bağırıyordu. Süleyman Hacı kavunu bunlar, bal gibi kavunlar, bal! Yunus Emre, ballar balını buldum kovanım yağma olsun, diyordu. Demek değmez ki alınsa çürük maldır hep bu çarşıda /Öyleyse geç iyi mallar dizilmiş arkasında, diyordu asrın vicdanı. Acaba bal tadı nerede? Mana da mı maddede mi yerde mi gökte mi hayatın önünde mi sonunda mı?

* 

Dün çocukları berbere götürdüm. Çocuklardan önce tıraş olan genç bir müşteri, arabasının kaç model olduğundan bahsediyordu. Yaşlı amca ise satacağı evin bedelinden dem vuruyordu. Sayılar, çokluklar, madde hayatımızın tam ortasındaydı. Birçoğumuzun hayatında madde hâkim, mana ise mahkûmdu. Sayıları, rakamları, çoklukları sıfırlayan ölümü ise hatırlamak bile istemiyorduk.

*

Kısa boylu yaşlı bir adam, kendinden daha uzun olan bir çöp kovasının içini elindeki bir çubukla karıştırıyor. Topladıklarını satıp evine ekmek götürüyor. Bazı yaşlılarda evde oturup hanımlarına eziyet vererek evi savaş alanına dönüştürüyor. En sıkıntılı insan, boş ve tembel olandır. Boş olanın dili işlek, zihni karışık, geçmişin hesapları derin olur.

*

Yolun karşısında elinde bir çubuk olan bir genç, yürümekte zorlanıyordu. Çubuk yardımıyla zar zor yürümeye çalışıyordu. Bizim ise şikâyetimiz ne de çok. Hayatta en zor olan hakkıyla şükredebilmektir. Vücudumuzun her bir azasının yerinde olması ve sağlıklı olması şükür gerektirmez mi? Şükür nimet sahibine olur; gözün, aklın, kalbin, elin, ayağın sahibine.

*

Biraz önce bir dede, oğlu ve torunuyla beraber geldiler. Alışveriş tutarını dede ödedi. Ne güzel torununuzu destekliyorsunuz, dedim. Görüyorsunuz ortalık belli, biz sahip çıkmaz desteklemezsek sokak sahip çıkıyor, dedi. Dede var, elindekileri paylaşır dede var mal mülk hırsıyla kimseye zırnık göstermez. Ne sevgi ne mal yönüyle cömert olmayan dedeler de güzel ülkemizde az değil.

*

Ya tek olanın istediğini yapmada ısrarcı olacağız ya da çokların istediğini. Çokların memnun olduğu hiç görülmemiş. Vahdetin manevi iklimini solumak varken kesrette boğulmak niye? Hak bize kâfi iken halkın içinde günaha dalmada aşırıya gitmek niye?

*

Peygamber Efendimiz (sav) yanınıza cennetlik bir adam gelecek, diyor. Üçüncü defa da aynı sahabe geliyor. Sahabenin cenneti kazandıran öncelikli özelliği kendi ifadesiyle şunlardır: Ben Allah’ın bir Müslüman kardeşime verdiği bir nimetten dolayı haset etmem, onu kıskanmam ve ona kin tutmam.

*

Ne öğüt ne konferans ne okuma ne telkin ne eğitim. İnsanı en kalıcı şekilde uslandıran, eğiten, yola getiren yoksunluk. Önceki nimetlerin elinden bir süreliğine çıkmasıdır. Rahatının kaçıp kaybettiklerinin ona acı ve ıstırap vermesidir. Yoksa biz insanoğlu azar, şaşar, şükrü unutur. Nimet azgınlığının çaresi yoksunluk.

*

Hayatta öncelik sırasına göre herkese lazım olan en önemli yedi kazanım, nimet vardır. Bunlara sahip olan dünyanın en zengin, devletli insanıdır. İman, iç-dış huzur, bedenen ve ruhen sağlık, kaliteli aile eş dost çevresi, güvenilir olmak, olumlu bir bakış açısına sahip olmak, zihin ve öz temizliği.

*

İnsanın vücudunda akan ikinci kan sevgi, ilgi ve takdir görme kanıdır. Birinci kan, insanın hayatta kalmasını sağlar. İkinci kan olan sevilme, değer görme ve takdir edilme kanı ise daha çok dışardan enjekte edilir. Dışardan bu kan zamanında verilmezse insan, sorunlu ve zorba olur. Sorunlu ve zorba olan insanların geçmişini şöyle bir araştırın; sevgisizlik, ilgisizlik, değersizlik virüsüne rastlarsınız bir yerlerde.

*

Çok kitap okumayan, çok seyahat etmeyen, farklı konumda ve kültürdeki insanlarla buluşup vakit geçirmeyen, dini hayatından dışarıda bir yerlere koyan, belirli bir hedefi olmayan insanlar, çoğu zaman dedikodu ile zaman öldürürler ve mal mülk sevgisiyle sarhoş bir şekilde ölürler.

*

Bir malı aldığınızda onun gerçek değeri neyse onu verin. Satıcının bilgisizliğinden ya da zor durumundan faydalanarak onun hakkını gasp etmeyin. Yoksa o mal elinizde bomba olur, patlar. O maldan hayır görmezsiniz. Huzurunuz, sağlığınız ve aile saadetiniz elinizden alınır.

*

Hiç düşündük mü? İhtiyaçlarımızı karşılamak için mi her gün belirli bir mücadelenin içine giriyoruz yoksa ihtiyaç fazlası için mi?  İhtiyaç içinse ne güzel bir mücadele, ihtiyaç fazlası içinse içi boş bir ceviz. Hırs ve açgözlülüğümüz dünyayı çekilmez kılıyor; kin, düşmanlık ve ayrılıkları arttırıyor. İlme, öğrenmeye, keşfetmeye harcayacağımız zamanı dünyalık toplamaya, kazanmaya ayırdığımız içindir ki, gerçek muhabbet, huzur ve sevgi bizden çok uzaklara göçüp gitti.

*

Hemencecik yapıver bekletme hiçbir şeyi. Zaman bereketsiz, ömür sermayesi bitmek üzere. Kim, nerde, nasıl kaç yaşında son nefesini verecek bilinmez. Sevdiklerine sarıl, benim için çok değerlisiniz, de. Bir simidin varsa paylaş, kırdığın gönülleri tamir, et. Bir şeyler keşfet, üret. Güzel bir söz söyle, kalıcı bir söz armağan et dünya insanına. Zihninde ve gönlünde oluşanları hiç vakit kaybetmeden yazıya dök.

*

Bir çocuğun ilk eğitimcisi annesidir. Annesinden aldığı ilk telkinler, eğitim ve öğretim hayatının temelini oluşturur. Kaliteli bir nesil isteyen milletler, önce anneyi eğitmeli, zihni bulandıran dizilerden, gündüz programlarından, zehir saçan reells videolardan ve çocuğuna vermesi gereken zaman kıtlığından anneyi kurtarmalıdır.

*

Anne rahminden dünya pazarına düşen her insan zamanla eskir, bir süre sonra da toprakla buluşur. Peki, kimlerin dünya pazardan kârı çoktur. Dünya pazarının sahibine itaat eden, ilim öğrenen, yaşantısına yansıtan, bildiklerini başkasına öğreten, cömert olan, zihni, özü temiz olup şükreden, takdire rıza gösteren.

*

Cennete açılan evlerimiz, dünyadaki en kıymetli varlığımızdır. O evlerde Rabbimiz zikredilir, ibadet edilir, kutsal kitabımız okunur, Allah’ın dediği olur. Evinde cenneti kaybeden bir ailenin, başka yerde cenneti bulması çok zordur. Cennete açılan evlerde daima açık duran ekranlar değil, kitaplardır.

*

Daima ara, bugün altın ararken bakır bulursun, yarın bakır ararken altın, diyor Cenap Şahabettin. Merak, araştırma, okuma, öğrenme, arayış içinde bir ömür hakikate varmanın en önemli adımıdır. Okumayı sevmeyene dokuz hoca az, der atalarımız. Okumayı sevmek, en büyük başarıdır.

*

Değerli bir üniversite hocamız şöyle demişti: “Bir erkek, ekranlarda ya da dışarda başka kadınlara bakarsa evindeki hanımına sevgisi ve ilgisi kalmaz. Yine bir kadın, ekranlarda ya da dışarda başka erkeklere nazar ederse kocasını beğenmemeye başlar; şükrü azalır, şikâyeti ve bir türlü sonu gelmeyen isteği çoğalır.”

*

Bir beyefendi şöyle demişti: “Günümüzde herkes her şeyi biliyor, kimse burnundan kıl aldırmıyor, kimse ayranım ekşi demiyor.” Dünya üniversitesinde son nefese kadar daima öğrenci kalmanın önündeki en büyük engel, “oldum, tamamım, biliyorum, çok zekiyim, hata yapmam imkânsız” demektir.

*

Dünyayı bir limona benzetirsek sıkılan her damlasında, zamanın dönen çarklarında bize düşen nasip ayrılık, hüzün, gam, keder, hastalık, gurbet, zahmet, stres ve ölümdür. Çok az da olsa mutluluk, huzur bulunur bu dünyada. Dünya ve ukbanın sahibi, kulunu bin bir zorluklarla deneyerek cennete hazırlar.

*

Toprak; yağmur, su ve gübreyle buluşursa istenilen verim elde edilir o tarladan. Bir toplumda da Rabbimizin kelamı ve Peygamber Efendimizin sünneti samimi kardeşlik, güven ve ahlakla buluşursa o toplumda huzur, ahlak, diğerkâmlık ve adalet filizlenir. İnsanlar birbirinin kurdu değil, yurdu olur.

*

Bir toplumda namaz kılan insanlar çok bir yandan da kötülükler de çoksa iki şey akla gelir. Birincisi, namaz kılan insanların, şirkle karışık ibadet etme ihtimali; ikincisi de namazlarını her gün vahiyle sünnetle ilimle irfanla zikirle tefekkürle tevekkülle şükürle beslememe ihtimali. Yani taklidi imanın tahkikiyle yer değiştirememesi.

                                                                                                                                                 ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Kazananlar ve Kaybedenler

Sosyal Sorumluluk ve Sonsuzluğun Yudumlanması

Yapmayın, Anne Babalar Allah Aşkına Yapmayın!

Ailede ve Okullardan Başlayarak Yeniden Dirilmek

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-12

Ali Altaylı 26 Eylül 2025
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Sosyal Sorumluluk ve Sonsuzluğun Yudumlanması
Sonraki Yazı Kazananlar ve Kaybedenler
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?