Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Bir Anlık Emanet
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Yaşam

Bir Anlık Emanet

Yaşam
Paylaş
PAYLAŞ

Ağzımızın tadını kaçıran, bizi derin düşüncelere sevk eden, sarsan, bir anda gündemi kendisine hasreden binlerce kişinin yaralanmasına ve vefatına neden olan şu ana kadar ülkemizde görülmemiş büyük çaplı deprem de yine bizim yönümüzü faniliğimize, acizliğimize, ölümlülüğümüze çeviriyor.

Günlük, gün aşırı duyduğumuz ölümleri, pandemiyle daha çok duyar olduk. Pandemiyle günde birden çok kişinin ölümü bizi sarstı, dünyanın faniliğini hatırlattı. En son yaşadığımız depremde dünyasını değiştiren insanların binleri bulması ise milletçe bizi yaktı; canımızın ve malımızın bir anlık emanet olduğunu, aslında hiçbir şeyin gerçek sahibi olmadığımızı iyice mühürledi.

Necip Fazıl Kısakürek içinde oturduğumuz vücut binasının emanet olduğu gerçeğini mısralarında şu şekilde dillendirir:

Bir anlık emanetle ne türlü övünelim;

Gel, rahmet kapısında ağlaşıp dövünelim!

Risale-i Nur’da biz insanların ölüm karşısındaki acziyeti şu şekilde anlatılır: “ Senin vücudun taştan, demirden değildir. Belki daima ayrılmaya müsait muhtelif maddelerden terkip edilmiştir. Gururu bırak, aczini anla. Mâlikini tanı, vazifeni bil, dünyaya niçin geldiğini öğren!”

“Evet, insan nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde, sermayesi hiç hükmünde… Hem nihayetsiz musibetlere maruz olduğu halde, iktidarı hiç hükmünde bir şey… Âdeta sermaye ve iktidarının dairesi, eli nereye yetişirse o kadardır. Fakat emelleri, arzuları ve elemleri ve belaları ise dairesi, gözü hayali nereye yetişirse ve gidinceye kadar geniştir. Bu derce aciz ve zayıf, fakir ve muhtaç olan ruh-u beşere ibadet, tevekkül, tevhid, teslim ne kadar azim bir kar, bir saadet, bir nimet olduğunu bütün bütün kör olmayan görür, derk eder.”

Depremden üç gün önce yazdığım bir yazıda (3 Şubat 2023) biz insanların acziyetini anlatan konulara değinmiştim. Bazı bölümlerini tekrar yazma gereği duydum.

“Gerçekten biz kimdik, neydik, neciydik? Zihnimde biz insanların şu beş madde arasında gidip gelen, yuvarlanan varlıklar olduğu canlandı. Acizlik, fakr, ayrılık, musibetler, ölüm.”

“Bir haftadır baş ağrısı çeken, ağzının tadı kaçan adam kendisinin acizlik derelerinde yuvarlandığını gördü. Eğer bir insan durduk yere hastalanabiliyor, felç geçirebiliyor, bir anda kalp krizine yakalanabiliyorsa aslında çok da muktedir değildir.”

“Doğunca aciz, yaşlanınca çok aciz bir varlık olan insanoğlu iki acizlik dönemi arasında ömür süren bir varlık değil miydi? Gençlikte güçlüydü; ama o gücü de tam hissedemiyordu. Yaratıcı acizliğini hatırlatan, çok da güçlü ve büyük olmadığını gösteren imtihanlarla baş başa bırakabiliyordu.”

“Biz insanlar fakir ve yaratıcıya muhtacız. Dünyanın en zengini de aslında fakir ve Yaratıcıya muhtaçtır. Dünyanın en zengininin elinde ne bir güneş ne bir ay ne bir ay ne bir yağmur ne de günlere aylara yıllara sahip olma gücü vardır. Ne ölümü öldürme ne de kabir kapısını kapatma yetkisi vardır. Ne de tüm canlılara rızık verme yaşatma iddiası vardır. Dünyanın arzı ve seması ve içindeki her şey yüce Yaratıcıya ait değil mi?”

“ Her insan bir musibete uğrama adayıdır, aslında. Musibetler istenilmez; ama bizden de çok da uzakta olmaz. Bir anda keyfimizi kaçıracak kaza bela, ayrılık, hastalık, iflas, yangın gelir bizi bulur. Bu yaşamın olmazsa olmazıdır.”

“Ölüm bize uzak görünür ta ki yakınlarımızın cenazesine iştirak edene kadar. Sabah işyerini açınca yüz yüze geldiğimiz, birden çok esnaf arkadaşım ebedi istiratgahına gitti. Öğretmen emeklisi, bilgisayarcı altı ay önce vardı şimdi yok. Tüpçü, bir yıl önce vardı şimdi yok. Sucu, iki yıl önce vardı, şimdi yok. Çaycı üç yıl önce vardı şimdi yok. Dedem ve ninem şimdi toprak altında.”

Peki, başımıza gelen musibetlerden acaba ders alıyor muyuz?

Acaba, her yıl binlerce bina yapan müteahhitler kendince bir ders çıkarıyor mu?

Kul hakkına girdiğimiz bina sahipleriyle nasıl helalleşmeyi düşünüyoruz?

Daha önceki yazılarımızda değindiğimiz beş ilişki ve iletişim yöntemimiz ne durumda?

Benim Yaratıcım ile ilişki ve iletişimim nasıl?

Benim insanlarla ilişki ve iletişimim nasıl?

Benim yakınlarımla ilişki ve iletişimim nasıl?

Benim diğer canlılarla ilişki ve iletişimim nasıl?

Benim eşyayla maddeyle ilişki ve iletişimim nasıl?

Rabbimiz yüce milletimize bir daha böyle acılar vermesin. Birlik ve beraberliğin somut örneğini gördüğümüz devlet-millet dayanışmasını daim etsin. Ülkemizin cömert ve fedakâr insanlarının yolunu açık etsin. Milletimizin başı sağ olsun.

                                                                                                                                 ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Gerçek Özgürlüğün Şifreleri

Söz ve Düşüncelerimize Dikkat!

Evrensel Hakikate, Huzura Susayan Dünya Güneşe Hasret

Köpekleri Nasıl Bilirsiniz?

Zaman İhtiyarladıkça KUR’ÂN Gençleşiyor

Ali Altaylı 15 Şubat 2023
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Aciz Kullarız ALLAH’IM (Hayat Mısraları-19)
Sonraki Yazı Karamanlı Bir Yiğit
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?