Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: İnsanın İnsan Kalma Mücadelesi
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Genel

İnsanın İnsan Kalma Mücadelesi

Genel
Paylaş
PAYLAŞ

İnsanların yaptıklarını görünce ve onları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyorum, diye bir söz okumuştum. İnsan olarak doğmak bize verilmiş en büyük hediye olduğu halde insan kalmak ve ölmek günümüzde çok zorlaşmaya başladı.

İnsan, canlılar içerisinde en kıymetli, eşref’i mahlûkât, Allah’ın kendi ruhundan üflediği büyük bir değer, ilahi kelama muhatap seçkin, eşsiz, şerefli bir varlık olduğu halde değişmeyenlere göre değil de değişenlere göre hayatını şekillendirmeye başladığı zaman çirkinleşiyor, hayvanlaşıyor, elmas iken kömür, altın iken cam parçası gibi değersizleşiyor.

Eskiden biz insanları gelenek ve görenekler tutar, yanlış yapmamızı engellerdi. Dünyanın küçülmesi, kültürel erozyonun artması, sosyal paylaşım sitelerinin değer anlayışını bulandırması nedeniyle artık gelenek ve göreneğin bizi tutma yönü çok zayıfladı. Şu an sadece ve sadece bizi tutan mukaddesatımız ve kanunlar.

Ekrana yansıyanlar veya duyduklarımız gidişatın hiç de iyi olmadığını gösteriyor.

Peki, bizi ne tutacak, yanlış yapmamızı ne engelleyecek?

Dünya nüfusu 8,2-8,3 milyar ve yaklaşık 2 milyarı Müslüman.

Dünyanın 6,2 milyarı tevhit inancından uzak ve 2 milyar olan biz Müslümanların ise hakkıyla hayata yansımış bir örnekliği yok. 

Bizleri yeniden iman etmeye çağıran Rabbimiz iki değişmeyen olan kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin  (sav) en güzel örnekliğinde hayatımızı yeniden gözden geçirmemizi istiyor.

Değişmeyen:  Kur’an ve sünnet

Değişen: Bilimsel, maddi ve teknolojik gelişmeler, zihniyet, fıtrata müdahale

İnsanlık ne zaman ilahi olanı değişmeyeni öncelemiş, dünya huzur bulmuş; değişenin büyülü dünyasında değişmeyeni unutmuş, dünya yaşanmaz bir hal almış. 

Değişenler, değişmeyeni unutturmazsa ve onun emrinde olursa dünyada cenneti yaşayacağız; tam tersi olursa da dünya aklını kaybedecek, divane olacaktır.

İnsanın insanlığı değişmeyene göre hayatını şekillendirmesine bağlıdır. Çalışması üretmesi, eğitim, maddi, teknolojik ve bilimsel gelişmeleri bu bağlamdan kopmamalıdır.

İnsanlık bugün ilmi, maddi ve teknolojik gelişmelerin zirvesinde olmasına rağmen insan kalma ve dünyaya huzur getirme noktasında diplerde seyretmektedir.

Yeryüzünü imar etmek, daha iyi bir konuma taşımak için yaratılmış olan biz insanlar değişmeyeni hayatımızdan çıkarır, kafamıza göre takılır, çağın gidişatına göre kılıktan kılığa girer, Rabbimizi ve Resulünü (sav) hayatımızın dışında bir yerlerde konumlandırırsak hem bizim şahsi hem ailevi hem de toplumsal hayatımız bozulur. Temsilde hata olmasın dünya da iki büyük güneşini kaybettiği için asla ısınamaz; huzur, güven, sevgi, dinginlik ve merhamet bulamaz.

Değişenin hakim olduğu ve değişmeyenin gündemde tutulmadığı ve tutulmak istenmediği bir dünyada neler olur şöyle bir gözden geçirelim.

İnsanın Rabbiyle iletişimi zarar gördüğü için insanla ve diğer canlılarla da iletişimi bozulur.

Güven ve sevgi ortamı zarar görür, güvenilmeden ve hakkıyla sevgi, muhabbet olmadan yaşanılmaya başlanır.

Haklı olan değil güçlü olan kazanmaya başlar.

Menfaat ve bencillik ön plana çıkmaya başlar.

Kendini beğenen ve kendine tapan egoist insan modeli çoğalmaya başlar.

Nefsani arzularını her şeyin üstünde gören hedonist insan modeli artmaya başlar.

Kan bağı, akrabalık bağı gibi birden çok bağ zarar görmeye başlar.

Sahte, uydurma tanrılar çoğalmaya başlar. İnsanlar arzularını, parasını, mal mülkünü, eşyayı, dizileri sahip olduğu her şeyi tanrılaştırmaya başlar.

Uyutucu hevesat ve fantaziyeler, ayartılarla insanlar morfin yemiş hastalara dönüştürülür.

Savaşın her türlüsü özellikle sıcak savaşlar eksik olmaz.

Yahudi planı işlemeye başlar; aileyi ortadan kaldırmak ve toplumu futbol, film, fuhuş, top, şarkı, aşk meşkle meşgul etmek. 

Hakkaniyet ortadan kalkar.

Merhamet ve şefkat azalır.

Hırsızlık ve gayri meşru yoldan para kazanma düşüncesi artar.

Çalışmadan emek vermeden sabretmeden bir an önce köşeyi dönme fikri filizlenir.

Kadın evinden çıkarılır, uygun olmayan çalışma ortamlarında çalıştırılır ve cinsel bir meta olarak görülmeye başlanır. 

Çocuk sahibi olmak isteyen kadın sayısı azalır, serbest yaşam anneliğe tercih edilir.

gençler uyuşturucu bataklığına itilir.

İnsanların dayanak ve yardım noktaları ilahi değil beşeri,  zayıf, kırılgan olduğu için intiharlar çoğalmaya başlar.

Ziya Paşa fıtratının gereğini yapmayan, fıtratını bozmuş, değişmeyeni hayatından çıkarmış, değişkenlere göre değişe değişe bir hal olmuş, yaşayış itibariyle hayvanlara bile denk olamayan, hayvanlardan daha aşağı bir seviyeye düşen insan modeli için şöyle söyler:

Dehri arasan binde bir âdem bulamazsın,
Âdem görünen harları âdem mi sanırsın?

(Dünyayı arasan binde bir insan bulamazsın, insan görünümündeki eşekleri insan mı sanıyorsun?)

Dünya insanı ve bizler, bize yüklenen emaneti yerine getirdiğimiz sürece insanız ve değerliyiz. Rabbimizden gelene kayıtsız şartsız bağlandığımızda ve hayatımıza hayat kıldığımızda insanlığımızı koruyabilir, aşkın ve taşkın bir ruhla dünyaya iyilik tohumları ekebiliriz. İnsan kalma ve insan olarak ölme mücadelemiz ancak ve ancak değişmeyene sıkı sıkıya bağlı olmakla mümkündür. Eğer her gün, her hafta, her ay, her yıl insan kalabiliyorsak ne mutlu bizlere!

Bazen kendimize ara ara şu soruları sormak gerekir:

Benim hayatımın merkezinde değişmeyen mi var yoksa değişenler mi?

Ben bugün insan olarak evime dönebildim mi?

Bu hafta, bu ay, bu geçen yıl gerçekten insan mıydım?

Belki de vücut rayımızın makası çoktan değişti de haberimiz yok, ne dersiniz?

                                                                                                                                     ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Dedikodu Satılıyor, Alan Var Mı?

Bir Kadının Ulaşabileceği En Büyük Nimet

Kaliteli Birey, Aile ve Toplum Yetiştirme Enstitüsü-2

2026 Yılında Ajandalarımız ve Geleceğimiz

Kaliteli Birey, Aile ve Toplum Yetiştirme Enstitüsü

Ali Altaylı 13 Ocak 2026
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Bir Kadının Ulaşabileceği En Büyük Nimet
Sonraki Yazı Dedikodu Satılıyor, Alan Var Mı?
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?