Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Kaliteli Birey, Aile ve Toplum Yetiştirme Enstitüsü-2
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Genel

Kaliteli Birey, Aile ve Toplum Yetiştirme Enstitüsü-2

Genel
Paylaş
PAYLAŞ

Temiz bireyler, temiz aileleri, temiz aileler de temiz toplumları oluşturur. Bireylerin en iyi şekilde eğitilmesi, kaliteli aile ve topluma giden yolda en değerli köşe taşlarımızdı. Daha önceki yazımızda bireyler konusuna değinmiş, bireyin kalitesinin artmasının ailenin kalitesinin artması anlamına geleceğini söylemiştik.  

Bireyin vahiyle barışık olması, öğrenme yolculuğunu sürdürmesi, özellikle erkeklerin ekonomik özgürlüğe sahip olması, çalışmayı ve üretmeyi sevmesi, zaman ve finans yönetimini öğrenmesi, aydınlanmış bir zihne ve temiz bir gönle sahip olması, değerli alışkanlıklara ve arkadaş çevresine sahip olması, kendi bencil dünyasını aşmaya çalışarak derdinin ve davasının büyük olması bireyin kalitesini arttıracağını söylemiştik.

Bugünkü yazımızda ise kadın, erkek ve çocukların bir araya gelerek oluşturduğu çekirdek aileden bahsedeceğiz. Özellikle kadın, anne konusunu ele alacağız; bir sonraki yazımızda ise aynı başlık altında ailenin en önemli bir diğer öğesi olan babadan söz edeceğiz, daha sonra da çocuklardan.

“Kaliteli Birey Aile ve Toplum Yetiştirme Enstitüsünün” en değerli en başat üyesi kadın, annedir.

Eğer bir toplumda kadınlar ve anneler hakkıyla eğitilirse o toplum sağlıklı, huzurlu, dingin; eğitilemezse sağlıksız olur. 

“Bir erkeği eğitirseniz bir adamı eğitirsiniz. Bir kadını eğitirseniz bir kuşağı eğitirsiniz.” 

“Bir kadını eğitirseniz, bir aileyi eğitmiş olursunuz; bir kızı eğitirseniz, geleceği eğitmiş olursunuz.” denir.

Kadın, annelik kurumunu hafife alır; kedi, köpek beslemeyi ya da bekâr kalmayı anne olmaya tercih ederse fıtratına uygun davranmamış olur.

Kadının evlenmeyi, anne olmayı eğitiminin önünde bir engel görmesi ya da önemsiz görmesi toplumdaki işleyişi bozar.

Evli çalışan kadınların ise evini çoğu zaman bir otel gibi görmesi, günün büyük bir kısmının evinden uzakta geçirmesi, çocukların hakkıyla hayata hazırlanmamasına neden olduğu gibi aile kurumunun da sağlıklı işleyişini bozar.

Çalışmak zorunda kalmayan evli kadınlar ise çocuklarını hakkıyla hayata hazırlamak yerine sosyal paylaşım sitelerinde zaman öldürür; dizi takibi, gündüz kuşağı programlarıyla ekranlara yapışık yaşarsa o çocuklar yetişmez, sadece büyür. Evde ise düzen, huzur, dinginlik ve bereket olmaz.

Kadın vahyi dinler, Allah (cc) ve Peygamberinin (sav) kendine vermiş olduğu haktan, emniyetten, özgürlükten memnun kalır ve tehlikeli arayışlara girmezse dünya ve ukba selamette olur. Eğer bir kadın Yaratıcısının kendinden istediğinden yüz çevirir, kafasına göre takılır, Batı medeniyetinin hayat tarzını kuşanır, kocasına saygı ve sevgide kusur eder, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmezse o ailede çocuklar istenilen düzeyde yetişmez ve kadının dünya ve ukba kaybeder.

Bir toplumda kadın, dinin çizdiği sınırdan uzaklaşır, ilahi öğretiden yüz çevirirse işler zorlaşır; aile düzeni raydan çıkar ve en sonunda da ayrılıklar, çözülmeler yaşanmaya başlar.

Batı medeniyeti, kapitalist, seküler, Yahudi hastalıklı düşünme tarzı kadının kulağına sinsice fısıldar ve kafasını karıştırdıkça karıştırır, düşünme şeklini değiştirtir. 

“Fazla çocuk yapmanın güzelliğini bozduğunu, canlılığını öldürdüğü, erkekle birlikte toplumun işlerinin çekip çevrilmesine katılmaktan kendisini alıkoyduğu söylenir. Basın (tabi diğer iletişim araçları) bu konu üzerinde o derece ısrar eder ki sonunda kadın, fıtratının çemberinden dışına çıkar ve evliliğe kendisini engelleyen bir pranga gözüyle bakmaya başlar. Çocuk doğurmayı, güzelliğini ve zarafetini bozan bir düşman olarak değerlendirir; evi, ev ile uğraşmayı gücünü boş yere harcamak, hatta şerefini bile ayaklar altına almak şeklinde görmeye başlar. Daha önceden çocuğun feryadı- fıtratında yerleşmiş olan şekliyle-kadın için sevinç kaynağıyken evden hoşlanmaz olur. Artık kadınlık misyonunu gerçekleştiren hamile kalmak çocuk doğurmak istidadında olduğunu müşahhas şekilde ortaya koyan, dişiliğini ispat eden çocuğun feryadını, tiksintiyle karşılamaya yüz tutmuştur. Bu şartlar altında evlenecek bile olsa zarafetini korumak için çocuk doğurmayı önleyici yollara başvurur. Basının ve diğer kitle haberleşme araçlarının kadın üzerinde etkisi yine devam eder. Öyle ki artık kadın herhangi bir ahlaki, sosyal veya başka tür bir engelin varlığını kabul etmeksizin, hayattan serbestçe yararlanmanın kendisi için bir hak olduğuna inanmaya başlar.”

Dinimiz kadına ve özellikle anneye büyük değer vermiş, Kutlu Nebi (sav) “cennet annelerin ayakları altındadır” diyerek anneliği yüceltmiştir.

Bir kadının kendisine ve sevdiklerine yapabileceği en büyük iyilik, güzellik, hayır dinini en güzel şekilde öğrenmesi, yaşantısına aktarması, edep ve hayâ duygusundan taviz vermemesi, dua ve ibadetle Rabbine doğru bir yol almasıdır. Diziler, sosyal paylaşım siteleri ve aileyi dağıtmak, kadını İslami düşünce sisteminden koparmak için sinsice hazırlanmış bütün dinlemelerden, dinletilerden, görsellerden, programlardan sıyrılmaktır. 

Kadın anne olunca daha da kıymetlenir. Kadın evin huzur kaynağı ve çocuklarının, kocalarının en kıymetlisidir.

Bir ailede kadın mutluysa o ailede bütün bireyler mutludur. Annesi yanında olmayan ya da hakiki ilgilenilmeyen, sevgi gösterilmeyen çocuklar gölgede kalan, güneş almayan meyveler gibi olgunlaşamazlar.

Bir toplum en hayırlı bir şekilde var olmak istiyorsa kadını eğitsin, kadına sahip çıksın, anne olmaya teşvik etsin. Kadını sadece cinsel bir meta gibi gören şer odaklarının elinden kurtarsın. Kadın bozulur, İslami terbiyeden çıkarsa erkeğin işi zorlaşır; erkek evde huzur bulmazsa dışarda güçlü olamaz. Kaliteli çocukları sadece ve sadece anne yetiştirebilir. Bir erkek işten güçten çocuklarına hakkıyla zaman ayıramayabilir.

Sözlerin büyüğü büyüklerin sözleridir, derler. 

Anneliğin kıymetini anlatan büyüklerin sözleriyle bugünkü yazımızı sonlandıralım.

“ Bir anne evladını dokuz ay karnında üç beş sene kucağında ve bir ömür boyu kalbinde taşır.”

*

“Benim cihangirliğim annemin seher vakti duasının bereketidir.”

*

“Anneler evlatlarının kalbine ilk zikri nakşeder. Benim kalbime “Allah sevgisini” annem işledi.”

*

“Kudüs sevgisini annemin dizinin dibinde öğrendim.”

*

“Annem bana Allah’ı sevdiren ilk mürşidimdir.”

*

“Ben dindarlığımı annemin dindarlığına borçluyum.”

*

“Annemin helal lokma ve hassasiyeti ve duası beni bu makama getirdi.”

*

“İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi onun validesidir.”

*

“Benim ilmim annemin duasının bereketidir.”

*

“Ben annemi nasıl sevmem ki, o beni bir müddet cisminde, bir müddet kollarında, hayat boyu da kalbinde taşımıştır.”

*

“Bizim kabrimizi ziyarete gelenler, önce validemizin kabrini ziyaret etsinler.”

                                                                                                                                        ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Bir Kadının Ulaşabileceği En Büyük Nimet

2026 Yılında Ajandalarımız ve Geleceğimiz

Kaliteli Birey, Aile ve Toplum Yetiştirme Enstitüsü

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-18

Yoksa Değişen Sadece Yıllar Mı?

Ali Altaylı 2 Ocak 2026
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı 2026 Yılında Ajandalarımız ve Geleceğimiz
Sonraki Yazı Bir Kadının Ulaşabileceği En Büyük Nimet
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?