Dostluklar eski dönemlere nazaran daha kısa süreli ve kırılgan. Değer ilişkisine bağlı dostlukların yerini, çıkar ilişkisine dayalı dostluklar aldığından beri kısa ömürlü bağlar göze çarpıyor. İnsanlar arasında uzun süren ilişki ve iletişim git gide azalıyor. Akraba eş dost demeden birbirimizi bir anda silebiliyor, köprüleri yıkabiliyoruz. Köprüleri yıka yıka geçecek köprü kalmıyor ve git gide yalnızlaşıyoruz.
Hayat yükünün zorluğuna bir de çevremizdeki insanların narsist tutumu eklenince zor olan hayat yolculuğu, iyice çekilmez hale geliyor. Bu dünyanın imtihan yeri olduğunu hepimiz biliyoruz, bu dünyada her şeyin gönlümüzce olmayacağını da biliyoruz. Necip Fazıl Kısakürek’in ifade ettiği gibi hayat oluğunda su misali kıvrım kıvrım akan insanoğlunun yokuşlarda suya hasret kalacağını da biliyoruz. Bilmesine biliyoruz da ne kendimize, gönlümüze ne çevremize bir türlü anlatmakta aciz kalıyoruz.
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Zorunlu ya da tercihe bağlı yalnızlık, dünya genelinde her geçen gün artış göstermekte ve yalnız yaşamanın sonucu psikolojik sağlığını kaybeden bireyler göze çarpmaktadır. Kimi kimsesi olmayan insanlar, yalnız yaşayarak hayatlarını devam ettirmeye çalışırlar. Bazıları da “az insan çok mutluluk” diyerek kendi sağlıklı tercihlerinden dolayı yalnızlaşırlar. Bazıları da yanlış, hastalıklı tutumlarından dolayı kendilerini yalnızlaştırırlar. Bu üçüncü gruba giren insanlar narsistir. Narsistler zor ve yalnız insanlardır.
Narsistler kendilerini başkalarından üstün gördükleri ve başkalarını sömürerek var olmaya çalıştıkları için gün geçtikçe yalnızlaşırlar.
Bu denemeyi dost gibi görünüp bir sülük, bir vampir gibi kanınızı emen bireylere karşı daha dikkatli olmanız konusunda kaleme alıyorum.
Öncelikle narsist kime denir, tanımlamaya çalışalım.
Narsist: Öz-önemini abartan, kendine hayranlık duyan, başkalarını düşünemeyen benmerkezci ve kibirli olan kişilere denir.
Günümüzde uzun süren sağlıklı bir iletişim, dostluk, muhabbet azaldı, demiştik. Narsist insanla bu süre daha da azalır; çünkü narsist insan daima “ben” der ve “daima benim isteklerim daima benim kurallarım daima benim çıkarlarım,” der ve hayatı sadece kendi dünyasından yorumlar, seyreder.
İşin uzmanlarından dinleyerek aldığım notları siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim. Bir bireyin narsist, zor ve sıkıntılı bir insan olduğu nasıl anlaşılır; sıraladığımız maddeler eşliğinde anlamaya çalışalım.
Muhatabının etinden, sütünden, derisinden bütün imkânlarından en iyi şekilde yararlanmak isterler; verici değil, alıcı konumdadırlar.
Kendilerini yükseltebilmek için diğerlerini aşağı çekerler.
Muhatabınıza hayran ya da adanmış değilseniz sizi zor duruma düşürür.
Sizi daima suçlarlar, tedirgin hissettirirler.
Empati yapmada zorlanırlar.
Çevresini kontrol ve denetim içinde tutmak isterler.
Egosunu şişirenleri çok severler, eleştirenleri düşman sınıfına dâhil ederler.
Asla eleştiriye tahammülleri yoktur.
Hak duyguları sadece kendilerine yöneliktir.
Kendilerini diğer insanlardan üstün görürler.
Diğer bireyleri kendi kazanımları için kullanırlar.
Kendi yetenek ve başarılarını abartmada ustadırlar.
Sürekli haklı çıkacağı ortamlar yaratmaya çalışırlar.
Sürekli övgü beklerler, ilgiyle beslenirler.
Diğer insanları kendinden daha yeteneksiz, daha başarısız, daha az zeki ve daha az güzel bulurlar.
İnsanların kendisine hizmet etme durumunda olduklarını düşünürler.
Toplumun içerisinde kendilerinin özel muameleyi hak ettiğine inanırlar.
Başkaları üzerinden var olmaya çalışırlar.
Sınır konulmaktan asla hoşlanmazlar.
Çoğu zaman hayal dünyasında yaşarlar gerçeklerle yüzleşmek istemezler.
Muhatabının kolunu kanadını kırarak yaşam enerjisini sömürerek var olmaya çalışırlar.
Asker-komutan köle-efendi ilişkisi içinde hayatlarını devam ettirirler.
Otoriteye saygıları vardır, gücü kutsarlar, güç kendilerine geçince zulmederler.
Çoğu zaman sorumluluk almak istemezler, çocuksu ergen tavırları vardır.
Büyüklenmeci tavırlarından kurtulamazlar; daima beğenilmek, alkış almak isterler.
Daima sınırlarınızı ihlal ederler ve bundan zerre kadar suçluluk duygusu hissetmezler.
Kendilerinden başka kimseyi görmezler, sevemezler ve dinlemezler.
Kolay kolay teşekkür etmezler ve özür dilemeye yanaşmazlar.
Psikolojik şiddet uygularlar, dilleri keskin, kırıcı ve yaralayıcıdır.
Çocuklarla benzerlik tarafları vardır. Dünyanın merkezinde kendilerinin olduğunu zannederler.
En büyük organı egosudur, son derece çıkarcıdırlar, kimden nasıl çıkar elde edeceğini iyi bilirler.
Erdem mi çıkar mı derseniz, çıkarı tercih ederler.
İstediklerinin hemen şimdi olmasını isterler, sonra onlara göre değildir.
Kendisinde yanlış görenleri ve yanlışlarını yüzüne söyleyenleri düşman gibi görürler.
Teflon tiplerdir, kendileri yanmazlar başkalarını yakarlar.
Asla özeleştiri yapamazlar, kendilerini kusurlu olarak göremezler.
Devamlı vermenizi ve alttan almanızı isterler.
Karşısındaki kişiyi suçlu hissettirerek manipüle ederler.
İstediklerini cevap veremediğiniz zaman bir anda sizi gözden çıkarabilir.
Hiç bitmeyen ve sonu olmayan bir beklenti, sevgi, ilgi, takdir içerisindedirler.
Dışarda iyi görünürler ama içerde yakınlarına dünyayı dar ederler.
Sizi vampir gibi emip posanız çıktıktan sonra sizi terk ederler.
Yürüyorum dikenlerin üstünde gibi bir hayat yaşamanıza neden olur.
Aman alınmasın aman kırılmasın aman öfkelenmesin aman aramız bozulmasın diye alttan almanız narsistin daha da güçlenmesine neden olur.
Narsist birey, sizi her zaman yaralar; savaşta yara alan bir asker gibi her tarafınız belirli bir süre sonra delik deşik olur.
ALİ ALTAYLI