Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Hazımsızlık Problemi
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Genel

Hazımsızlık Problemi

Genel
Paylaş
PAYLAŞ

Yediğimiz gıdaların bazen hazımsızlık sorununa neden olduğunu hemen hemen hepimiz biliyoruz.   Hazımsızlık sorunu nasıl ki bedenimizin biyolojik yapısına zarar veriyor. Mide ve bağırsaklarımızın işleyişini bozarak bedenimizi hasta ediyor.  Yine aynı şekilde toplum olarak vücudumuzu hasta eden, psikolojimizi bozan, iç huzurumuzu ve mutluluğumuzu gideren iki önemli hazımsızlık problemimiz vardır:

Kadere teslim olamamak

Taksime razı olamamak

Kadere teslim olamamak dengimizi bozuyor; şikâyetimizi, gerginliğimizi arttırıyor, psikolojimizi alt üst ediyor. Rabbimizin bizim hakkımızdaki takdirine rıza gösterememek bizim bizle bizim yaratıcımızla bizim diğer insanlarla ilişki ve iletişimimizi bozuyor. Seçim yönü aslında çok sınırlı olan biz insanlar büyük iradenin çizdiği sınırları aşamıyoruz.  Seçtiğimizi sandığımız şeylerde bile külli iradenin rolü vardır. Kendi aklımıza, gücümüze güvenerek seçtiklerimizin ve seçemediklerimizin, hazır bulduklarımızın gönlümüzün istediği gibi olmaması şu dünya hayatını çekilmez kılıyor. Bu dünyada cennet arayan ve imtihan sırrını unutan bizler adeta kendimizi ve çevremizi yiyip bitiriyoruz. 

Sevmediğim insanlarla ve olaylarla niçin karşılaşıyorum, diyoruz. Sevmediğim ot burnumun dibinde niye biter ki diyoruz. Burnumuzun dibinde sevmediğimiz otlar olacak ki imtihan olsun. Biz bu imtihanlarla çok zor olsa da tahkiki bir inanışla teslim olarak hoş geldin diyerek gönderenin hatırını sayarak dünyanın mahiyetini içimizde çözerek katlanabiliriz ve imtihanımızla barışabiliriz.

Dünyaya gelen biz insanların süzülüp kıvama gelmesi, ateşe dayanan altın misali değerli hale gelebilmemiz, acziyetimizi anlamamız ancak hoşumuza gitmeyen, ağzımızın tadını kaçıran imtihanlarla gerçekleşiyor. Güneş görmeden meyveler hakiki tadına kavuşamayacağı gibi biz de ne yazık ki imtihan güneşi görmeden tadımız yerine gelmiyor. Alternatif bir yol aramak boşuna. Altına ateş, meyvelere güneş gerek biz insanoğluna çeşitli imtihanlar.

“Kadere iman eden, kederden emin olur.” kudsî düsturu bizi savrulmaktan, kendimize dayak atmaktan, dünya kafesinde oraya buraya saldırmaktan kurtarıyor.

Geçenlerde ismini hatırlayamadığım bir doktor hanımın konuşmasını dinlemiştim. Şu ana kadar kendisine gelen, tedavi ettiği hastaları üzerinde konuşuyordu.

Doktor hanım hastalığa daha az yakalanan insanlarda gözlemlediği özellikleri sıraladı. Hatırladığım kadarıyla şunları söyledi:

Kendisiyle çevresiyle ve kaderiyle barışık olanlar daha az hasta oluyor.

Dili temiz, ağzından çıkan kelimelere dikkat eden, olumlu düşünen ve iyiyi gören insanlar daha az hasta oluyor. Ağzınızdan çıkan kelimelere dikkat edin kaderiniz olur.

Geçmiş ve gelecekte boğulmayan, onlara enerji vermeyen bugünü, anı yaşayan insanlar daha az hasta oluyor.

Bu sonsuz boşlukta dünya, toplu iğnenin başı kadar yer kaplıyor, biz insanların yerini siz tayin edin. Sınırlı ve ölümlü bir varlık olduğumuzun bilincinde olarak bizi yoktan yaratanın bizim dünyadaki rolümüzü bizim çabamıza, niyetimize bakarak belirlediğini unutmamalıyız. Her şeyin bu dünyada istediğimiz gibi olmayacağının farkına vararak huzurumuzu bozacak düşüncelere yönelmekten kendimizi koruruz.

Müslüm Gürses’in dediği gibi

Kul kaderini yaşar bahtına ne çıkarsa.

Düşmez kalkmaz bir Allah! Unutma, sakın evlat.

Necip fazıl Kısakürek ise kaderi beyaz kâğıda sütlü yazılmış yazı olarak tanımlar:

Kader, beyaz kâğıda sütle yazılmış yazı;

Elindeyse beyazdan, gel de sıyır beyazı!

Kadere razı olamamak daha çok bireysel, taksime razı olamamak ise toplumsal yönümüzle alakalıdır. Taksime razı olamamayı besleyen en önemli iki ayak ise benlik ve kıskançlıktır. Niçin ben değil de o dememiz? Başkalarının elindeki kazanımlara göz dikmemiz, bunları sadece kendimizin hak ettiğini düşünmemizdir. Bize göre o veya onlar dünyalık o imkânları elde edecek kapasiteleri yoktur. O imkânları kendileri gibi sadece özel kişiler elde edebilir. Aslında onlara göre yaratıcı güzellik, yakışıklılık, zenginlik, ilim, makam yönüyle yanlış kişileri seçmiştir. Bu özelliklerin birçoğu kendilerinde vardır ve sadece onlara verilmelidir.

Bu şekilde yanlış bir düşüncenin içerisine giren kişiler, o imkânlara sahip olan kişilerin ayakkabılarını giyerek çektiği sıkıntılara ve ödedikleri bedellere talip olarak geçmişe yolculuk yapmayı asla istemezler. Bedel ödemeden çok daha iyi yerlerde kendilerini görmek isterler, bunu hak ettiklerine kendilerini iyice inandırırlar.

Kendilerinden daha iyi konumdaki insanları görmek onların mutluluğunu giderir, onları strese sokar. Arkalarından konuşarak kendilerini rahatlatma yoluna giderler. 

Aslında dış görünüşün arkasında ne bedeller var, ne huzursuzluklar var bir bilseler belki de hiç talip olmayacaklar. Ne yazık ki şöhret ve serveti elde edenlerin sadece dışı gözümüze çarpıyor ve bu çarpmanın sarhoşluğuyla onların iç âlemine yolculuğu ihmal ediyoruz. 

İlmin kapısı olan Hz. Ali bu konuda da bize ışık olur:

“Gönül huzuru, başkasının elindekinden ümidini kesmektir.” der.

Kadere teslim olmak, taksime rıza göstermek başarının, mutluluğun sırrı, Hak ve insanlarla iletişimin yerine oturması ve özgürlüğün anahtarıdır.

                                                                                                                      Ali ALTAYLI

You Might Also Like

Evlenmeden ve Boşanma Kararını Vermeden Önce Kendinle Yüzleşebilmek

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-6

Sosyal Medya Yangını ve Vazgeçemediklerimizin Ağır Bedeli

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-5

Devrin Tadı Kaçtı

Ali Altaylı 10 Mayıs 2023
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı İnsanın İsrafı
Sonraki Yazı Tüketirken Tükenmeyin, Harcarken Harcanmayın
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?