DİYECEK OLDUM!
Allah’ım bu dertleri niye verdin bana diyecek oldum?
Üstü başı yırtık bir deli gördüm, hemen sesimi kestim.
Bu sabah, yine bir anda hayatımdan şikâyet ettim.
Bir ihtiyar geldi, dedi: “Ne sen sor ne ben söyleyeyim?”
Halime şükrettim, kadere teslim oldum, sorgulamadım.
*
Allah’ım ben bunları hak edecek ne yaptım diyecek oldum?
İki kızı bir oğlu hasta ev sahibim dedi: “Ben geldim.”
Nefsim beni sıkıştırdı, ondan kaçabildiğim kadar kaçtım.
Bir de ne göreyim? Sokak ortasında özürlü vatandaşım!
Halime şükrettim, kadere teslim oldum, sorgulamadım.
*
Yakınlarım niçin bana gül yüzünü göstermiyor diyecek oldum?
Dediler, değişmez kuraldır bu: “En yakın en çok verir insana elem.”
Ormanı küle çeviren kibrit çöpü aklıma geldi, bir anda sustum.
Kadere iman ettim, olanda hayır var dedim, biraz sakinleştim.
Halime şükrettim, kadere teslim oldum, sorgulamadım.
*
Bir amca geldi biraz önce dökülen saçını gösterdi, baktım.
Oğlumu tekvandoya gönderdim, tek vuruşuyla yandı göğsüm.
Bir gecenin sabahında döndü beyaza simsiyah saçım.
Hanım ne zaman boyattın saçını? dedi, inandıramadım.
Halime şükrettim, kadere teslim, oldum sorgulamadım.
*
Dert amcayı söylettikçe söyletti, ben de dinledim.
İnsan nankördür dedi, kimseyi memnun edemedim.
Terk ettim, döndüm gurbetten şimdi çok yalnızım.
Şiire başladım, gamımdan kâğıtlar yanar diye yanımda suyum.
Halime şükrettim, kadere teslim oldum, sorgulamadım.
Ali Altaylı