Kaliteli bireyler yetiştirmeden kaliteli aile kurmak, kaliteli ve huzurlu bir toplum oluşturmak imkânsızdır. Peynirin, sucuğun, yağın, peynirin, balın, reçelin, ekranların, beyaz eşyaların, halının, bindiği arabanın, oturduğu evin kaliteli, kullanımlı olmasını isteyen insanoğlu ne zaman kaliteli bireyler yetiştirmek için dertlenir, kendi kalitesine de önem verirse kalite arayışları bir anlam ifade edecektir. Yoksa sahip olduğu eşyaların kıymetli olması kendi değerinin limitini uzun süreliğine yükseltmeyecektir.
Yaşadığımız dönemde kullandığımız eşyalar yeni, orijinal, kıymetli olmaya başladı. Ayakkabılarımız marka, takım elbiseler ve gömleklerimiz marka. En iyi evlerde oturuyoruz en iyi en yeni arabalara biniyoruz en iyi telefonları kullanıyoruz; ama mutlu olamıyoruz, birbirimizi mutlu edemiyoruz, uzun süreliğine dostluklar kuramıyor ve iç huzura kavuşamıyoruz.
Yaratılmışın ortaya çıkardığı bir marka, Yaratıcının üzerinde mührü olan insanoğlundan daha değerli olmaya başladıysa yanlış giden bir şeyler var demektir. İnsanoğlu kendi değerini nasıl düşürdü ve değersizleşti, bu noktada kafa yormaya çalışalım.
Yunus Sûresi 44. ayetinde Rabbimiz bizlerin kendi kendine zulmettiğini söyler:
“Her halde Allah, insanlara zerre kadar haksızlık yapıp zulmetmez. Ancak insanlar kendi kendilerine zulmediyorlar.”
Biz insanlar, Hakkı kabul etmeyerek kitaba ve sünnete göre hayat programı geliştirmeyerek kendilerine zulmediyorlar. Taklidi, sözde var ama tahkiki, hakiki, özde olmayan bir yaşantı, gidişatla kendilerine zulmediyorlar. Benlik, haset, nefislerini ve şahsi çıkarlarını ilahi olanın önüne geçirdikleri için kendilerine zulmediyorlar. Yanlış bir yolda ve yaşantıda ısrar ettikleri için kendilerine zulmediyorlar. Zaman yönetimine önem vermedikleri, kendilerini eğitim ve öğretimle hakkıyla güzelleştiremedikleri için kendilerine zulmediyorlar. İlk yaratılışlarını unutup verilen imkânlarla şımardıkları, ölümü ve hesabı unuttukları için kendilerine zulmediyorlar.
Ra’d Sûresi 11. ayette Rabbimiz değişimin bizden, bireyden başlaması gerektiğini söyler.
“..Bir toplumu oluşturan fertler kendi iç dünyalarındakini değiştirinceye kadar, Allah onların oluşturduğu toplumu değiştirmez.”
Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu Cengiz Han şöyle der:
“Sakın bir çiviyi küçümseme. Bir çivi bir nalı, nal bir atı, at bir komutanı, komutan bir orduyu, ordu koca bir ülkeyi kurtarır.”
Baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka götürecekti onu ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Evde bulunan Dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna uzattı:
– Eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni parka götüreceğim! dedi. Sonra düşündü:
– Oh be, kurtuldum! En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez! Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi: Babacığım, haritayı düzelttim. Artık parka gidebiliriz! dedi. Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de hayretler içindeydi ve oğluna bunu nasıl yaptığını sordu. Çocuk şu ibretlik açıklamayı yaptı: Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan resmi vardı. İnsanı düzelttiğim zaman dünya kendiliğinden düzelmişti.
Bu sözden ve hikâyeden ilham alarak önce bireyden başlayarak kapsamlı, tutkulu bir ıslah çalışmasına acilen başlamamız gerekmektedir. Zira İslam medeniyeti topraklarında dünyaya gelmiş bir insanın bozulması diğer ülkelerin insanlarının bozulmasına benzemiyor. Biz yağ gibiyiz bozulursak dönüşümümüz olmaz, çöpe gideriz.
“Sakın bir çiviyi küçümseme. Bir çivi bir nalı, nal bir atı…” diyor, Cengiz Han.
Çivi, bireyse nal, ailedir.
Sakın çiviyi küçümseme,
Sakın çiviyi ihmal etme,
Sakın çiviyi küflendirme,
Sakın çiviyi çürütme,
Sakın çiviyi başıboş bırakma,
Sakın çiviyi cahil bırakma,
Sakın çiviyi umutsuz, çaresiz bırakma.
Çivi demek; nal demek, at demek, komutan demek, ordu demek, ülke demek, gelecek demek.
Peki, kaliteli birey nasıl yetişir?
Bu enstitü nerede? Bize bizden daha yakın, çok yakın, yakınlarda bir yerde.
Aile
Okul
Ekranlar
Bir birey, önce ailede sonra eğitim yuvalarında günümüzde de ekranların karşısında yetişmektedir.
Aileler, eğitim yuvaları ve ekranlar istenilen düzeyde güzelleşirse kaliteli bireyler çoğalacak, kaliteli bireyler kaliteli aile kuracak, kaliteli aileler de sevgi, güven ve ahlakla yoğrulmuş toplumu ortaya çıkaracaktır.
Kaliteli, ahlaklı, güvenilir, merhametli, çalışkan, dürüst, sorumluluk şuuruna sahip, vatanına milletine faydalı bireyleri, Allah’ın boyasıyla boyanmış aileler, kendini çok iyi yetiştirmiş yaptığı kutsal mesleğe tutkulu, inançlı eğitimciler ve temiz zihinlere ekmek, su ve hava gibi faydalı bilgiler ulaştıran ekranlar yetiştirecektir.
ALİ ALTAYLI