Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Yapmayın, Anne Babalar Allah Aşkına Yapmayın!
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Genel

Yapmayın, Anne Babalar Allah Aşkına Yapmayın!

Genel
Paylaş
PAYLAŞ

Okullar açılmadan birkaç gün önce daha önceden tanıdığım on, on bir yaşlarında bir çocuk geldi. Çizgi film açtım ve bir süre sonra baktım ki, dizi açmış. Dedim, bu senin yaşına uygun değil, istersen çizgi film izlemeye devam edebilirsin; ama biz ailecek izliyoruz, dedi. Nasıl cevap vereceğimi kestiremedim, şaştım kaldım. Bir anne baba, küçük yaştaki çocuğunun yanında her yönden çocuğa zarar verebilecek şiddet ve hedonizm barındıran programları, dizileri, filmleri, haberleri nasıl izleyebilir? 

Çocuklarımızın geleceğini çalmaya hakkımız var mı?

Okullar açıldı, bizim zihin ve öz dünyamız ne zaman hakkıyla açılacak; kendimize ne zaman çeki düzen vermeyi düşünüyoruz?

Yanlışlarımızın kapısına ne zaman kilit vuracağız?

Kulağımız ve gözümüzden girenlerin utanma duygumuzu giderdiğinin ne zaman farkına varacağız?

Bir anne baba farkında olmadan da olsa çocuklarına nasıl zarar verir, dengesini bozar, geleceklerini karartır; gelin, bugünkü yazımızda bu konuda kafa yormaya çalışalım.

Bir bitki, bir ağaç, bir hayvan gibi büyüyen çocuklarla bilinçli bir şekilde yetişen çocuklar arasındaki farkı ortaya koymaya çalışalım.

Çocuklarının öğretmenleriyle hakkıyla iletişim kuramayan, ödevlerini geçiştiren, çocuklarına büyük bir hedef, vizyon veremeyen ailelerin çocukları sadece gelişir; “çocuk, öğretmen, aile” işbirliğine inanan ve çocuklarını takip eden onlarla özel ilgilenen ailelerin çocukları yetişir.

Evde büyük ekran televizyonu olan, günün üçte biri ekran karşısında geçen ve evinde kitaplığı olmayan, her gün az da olsa kitap okuma alışkanlığı olmayan ailelerin çocukları sadece büyür; evinde kitap okuma alışkanlığı olan ve çocuklara da bu bilinci veren ailelerin çocukları yetişir.

Anne baba arasındaki iletişimin sevgi, saygı ve güvenin olmadığı ailelerin çocukları sadece gelişir; anne baba arasında muhabbet, sağlıklı iletişim, sevgi, saygı ve güvenin olduğu ailelerin çocukları yetişir.

Şiddetli geçimsizliğin gürültü patırtının eksik olmadığı ailelerin çocukları sadece büyür; evde huzur ortamının sağlandığı ailelerin çocukları yetişir.

Evde babanın otoritesi gasp edilmiş, adam yerine konulmayan, silikleştirilen, susturulan, görüşü önemsenmeyen ailelerin çocukları başına buyruk sadece büyür; baba otoritesi ve saygınlığı korunan ailelerin çocukları ise yetişir.

Evdeki annenin dışlandığı, aşağılandığı, değersizleştirildiği ailelerin çocukları sadece gelişir; annenin değerli ve vazgeçilmez olarak görüldüğü ailelerin çocukları yetişir.

Akıllı telefonların, evdeki ekranların yüzüne bakmaktan çocuğunun yüzüne bakmaya fırsat bulamayan çocuklarıyla hakkıyla ilgilenmeyen “saldım çayıra Mevla’m kayıra” veya “verdim eline, keyfim yerine” anlayışıyla hareket eden ailelerin çocukları sadece büyür; ekranlardan uzak durmayı başarabilen, ekranları ölçülü kullanan ve çocuklarına zaman ayırabilen, kaliteli zaman geçiren ailelerin çocukları yetişir.

Ellerine tablet, akıllı telefon tutuşturulan ve bunları bakıcı, susturucu olarak görme eğiliminde olan ailelerin çocukları saldırgan, sinirli, tutarsız, dengesiz ve zihni dağınık olur. Her gün elinde tablet ve akıllı telefonla gezen, sınır konulmayan, bu noktada hayır denilemeyen ailelerin çocukları gerçek olmayan bir dünyada sadece büyür; ekranları kullanma noktasında hassas olan çocuğuna her istediğinde vermeyen, belirli bir kullanma saati olan ailelerin çocukları yetişir.

Sorumluluktan uzak, hazırcı yetişen anne babanın evin hemen bütün yükünü taşıdığı, yaşına göre küçük sorumluluklar verilmeyen ailelerin çocukları sadece büyür; yaşına göre sorumluluk verilen gerçek hayatla az da olsa tanıştırılan ailelerin çocukları yetişir.

Çocuklarına hiç kıyamayan, çocuklarının üzerine aşırı düşen onları bir emanet olarak değil de bir kral, tanrı gibi gören ailelerin çocukları sadece büyür; çocuklarını Allah’ın bir emaneti olarak gören Allah’ın gösterdiği şefkatten daha fazlasını göstermeyen sevgi ve muhabbette aşırılığa kaçmayan ailelerin çocukları yetişir.

Çocuklarını bir başka çocukla kıyaslayan, çocuklarının sevgi açlığını gidermeyen, yanlarında küfür beddua eden, akrabalarına ağza alınmadık sözler sarf eden, dili kronik kirli, ailelerin çocukları sadece büyür; her çocuğun yeteneğinin, alım gücünün farklı olduğunu düşünerek çocuğunu başka çocuklarla kıyaslamayan, akrabalar arasındaki problemi çocuklara taşımayan, dili ve davranışı temiz ailelerin çocukları yetişir. 

Ego savaşları, sorumluluk ihlali, sabırsızlık, şükürsüzlük, iletişimsizlik ve küçük bir mesele yüzünden ayrılan, bu zorlu hayat yolunda can damarlarından birinden olan ailelerin çocukları boynu bükük kalır ve istenilen başarıyı gösteremeyebilirler. Özellikle çocukları olan anne baba evliliklerine son vermeden önce yuvalarını iyileştirmek için var gücüyle emek vermeleri gerekiyor. Arada çocuk varsa bahaneler ölmüştür. (ihanet, aldatma, uzun süren fiziksel şiddet vb. hariç)

Enes İbni Mâlik radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp terbiye ederse, kıyamet günü o kimseyle ben şöyle yanyana bulunacağız.” buyurdu ve parmaklarını bitiştirdi. (Müslim, Birr 149. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 13)

Çocukların terbiyesi hususunda hadîs-i şerîfte:

“Hiçbir baba çocuğuna güzel ahlâktan daha hayırlı bir mîras bırakmamıştır.” 

(Tirmizî, Birr, 33)

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem:

“Kim Kur’ân’ı küçük yaşlarda öğrenirse Kur’ân onun etine ve kanına işler.”

(Ali el-Müttakî, I, 532)

“Sağlam çocuklar yetiştirmek, arızalı insanları düzeltmekten kolaydır.”

Frederick Douglass, Aktivist ve Devlet Adamı.

“Çocukların eleştirmenden çok doğru rol modellerine ihtiyacı vardır.” 

 Joseph Joubert, Fransız Ahlakbilimci

“Çocuklar yaş çimento gibidir, üzerlerine ne düşse iz bırakır.”

Haim Ginot, Çocuk Psikiyatristi

Toplumumuzun en kırılgan bireyleri olan çocuklarımıza şiddet ve korkudan arındırılmış bir hayat borçluyuz.”

 Nelson Mandela, Güney Afrika Eski Başkanı

“Çocuklar bugünkü nüfusumuzun üçte birini, geleceğimizin ise tamamını oluştururlar.”         

Çocuk Sağlığı Geliştirme Paneli, 1981.

“Çocuklar, göremeyeceğimiz bir geleceğe gönderdiğimiz canlı mesajlardır.” 

John F. Kennedy,  ABD 35. Başkanı.

Özetle ülkemizin bütün çocukları kıymetli ve özel. Hepsi güzel bir geleceği hak ediyor. Anne baba olarak bizlere, öğretmenlerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Sorumluluğun ihlali, çocukları imha eder, gelecek güzel günlerin güneşini ellerinden alır. Güneş görmeyen çocuğun ise serada yetişen sebzeler gibi kokusu ve tadı istenilen kıvamda olmaz. Anne babalar olarak çocuğumuzdan daha çok ders çalışmalı, kendimizi geliştirmeli ve yenilemeliyiz. Çocuğumuzda görmek istemediğimiz hiçbir davranışı, eylemi evde ve dışarda yapmamalıyız, vesselam.

                                                                                                                        ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Sosyal Sorumluluk ve Sonsuzluğun Yudumlanması

Ailede ve Okullardan Başlayarak Yeniden Dirilmek

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-12

Dest Ü Pâyın Var İken

Hayat Zor Narsist İnsan Daha Zor

Ali Altaylı 12 Eylül 2025
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Ailede ve Okullardan Başlayarak Yeniden Dirilmek
Sonraki Yazı Sosyal Sorumluluk ve Sonsuzluğun Yudumlanması
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?