Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Evliliklerde Hangi “S” Daha Önemli?
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Genel

Evliliklerde Hangi “S” Daha Önemli?

Genel
Paylaş
PAYLAŞ

Bize evlenmeden büyükler,   evlilikte 5 “s”  kuralı vardır, bunlar çok önemlidir, bunları evliliğinizde uygularsanız huzurlu bir yuvanız olur, derlerdi.  

Bunlardan en önemlisi ise kişiden kişiye değişiyordu.

Kimilerine göre “sevgi” olmadan olmazdı.

Kimilerine göre önce “saygı” gelirdi.

Kimilerine göre “sadakat” en önemli olanıydı.

Kimilerine göre “sabır” olmadan hiçbir şey olmazdı.

Kimilerine göre “sorumluluk” şuuru önemliydi.

Söylenenlerin hepsinde doğruluk payı bulunmakla beraber evlilikte en önemli olan “sorumluluk bilinci ve saygı”dır.

Sorumluluk bilinci yerleşmemiş, evlenene kadar doğru dürüst sorumluluk almamış, aile bireyleri tarafından sorumluluk verilmemiş ve çoğu zaman size karşı saygı sınırını aşan bir eşin ne sevgisi ne sadakati ne de sabrı hakkıyla yerine oturmuş olur.

Dün gözlemlediğim bir olay bana bu yazıyı y azmama neden oldu. 

Otomobilin içinde üç saate yakın oturan beyefendi karısı çapa yaparken sadece izledi ve telefonla ilgilendi. 

Sıcağın altında tek başına mücadele vermek bir kadın için zor olsa gerek.

Eline bir çapa alıp az da olsa karısının yanında olması karısına büyük bir destek olacaktı.

Elinden telefon düşmeyen bir hanımefendi ise kocasına bütün işleri yaptırdı. Mangal yakmak, eti pişirmek, çay koymak, sebzeleri meyveleri yıkamak, önüne kadar getirmeye kadar. 

Yani kadın telefonla zaman geçirdi.

Kocası iki saat ayakta sofra kurmaya çalıştı.

Bir kadın bir işte çalışsa da kocasından daha yüksek maaş da alsa zengin bir fabrikatörün kızı da olsa kocasına saygı gereği çok az da olsa ortak yapılan bir etkinlikte bir işin ucundan tutabilmeli, onunla beraber hareket edebilmeli. 

Gelin bu “sorumluluk şuuru” ve “karşılıklı saygı” meselesini biraz açalım.

Sorumluluk,  bir kimsenin kendi davranışlarını veya yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, mesuliyet alabilmesi ve yaptığı bir iş için gerektiğinde hesap verebilmesidir. 

Evlilik büyük bir sorumluluğun altına girmektir. Evlilikte sorumlulukları yerine getirmemek büyük bir yıkımdır. Sorumluluklar yerine gelmediği takdirde sevgi, saygı, sadakat, sabır yavaş yavaş kaybolur, gider.

Sorumluluk zihnen ve bedenen yorulmaktır, evlilikteki yükün paylaşımıdır. Bu tek taraflı olursa zamanla yükün çoğunu taşıyan bir süre sonra yorulmaya başlar. Boşanmaların en büyük nedenlerinden biri, bir tarafın sorumluluğunu yerine getirmemesinden kaynaklanır.

Bir erkek ilk önce evin maddi gelirinden sorumludur, bunu tembelliği yüzünden yapmıyorsa sorumluluğunu ihmal ediyor, demektir. Bu görevden birinci derecede sorumlu evin hanımı değildir.

Yine bir erkek, hanımı ve çocuklarını koruyup kollayandır, sorumluluğu fazla olandır. Evin şefidir. Eğer bunu hakkıyla yerine getirmiyorsa sorumluluğunu ihmal ediyor, demektir.

Eğer bir erkek, kötü çevre ve kötü alışkanlıklar yüzünden evini ihmal ediyor, kazandıklarını içki, kumar, şans oyunları vb. veriyorsa sorumluluklarını ihmal ediyor, demektir.

Eğer bir erkek, çocukları ile geçirilmesi gereken zamanı kahvehane köşelerinde veya başka yerlerde geçiriyorsa sorumluluklarını ihmal ediyor, demektir. 

Yine bir kadın, herhangi bir işte çalışmadığı halde evin temizliğine dikkat etmiyor, çocukların bakımına özen göstermiyorsa sorumluluğunu ihmal ediyor, demektir.

Bir kadın, akıllı telefonlarda TV’de günün üçte birini geçiriyor, evin işleri yetişmiyor diye kocasını mutfakta yardıma zorluyorsa sabah kocasını kahvaltı yaptırmadan işe gönderiyorsa sorumluluğunu ihmal ediyor, demektir.

Yine bir kadın, maddi olarak yeterli bir düzeyde iken kocasının iyi bir geliri var iken eşini, çocuklarını, evini ihmal ederek çalışmada ısrar etmesi çok önemli bir sorumluluk ihlalidir.

Bir kadın kocası işten gelince yüzü asık, şikâyeti çok, şükrü az olursa sofra hazırlamada gönülsüz olur ya da hiç sofra hazırlamaya yanaşmazsa sorumluluğunu ihmal ediyor, demektir.

Saygı değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu” şeklinde tanımlanabilir.

Evliliklerin sağlıklı bir şekilde uzun süre yürüyebilmesi için sorumluluk şuurundan sonra karşılıklı saygı da önemli bir yere sahiptir.

Saygının olmadığı yerde sevgi ne kadar güçlü de olsa bir müddet sonra yerini bıkkınlığa ve çaresizliğe bırakır. 

Bir evlilikte karşılıklı saygı yoksa sabır ve sadakat duyguları yavaş yavaş yara almaya başlar.

Bir erkek, devamlı hanımını başkalarının yanında aşağılıyorsa o evlilikte saygıdan söz edemeyiz.

Bir erkek, hanımına çocuklarının yanında bile küfredebiliyor; onu mutsuz, çaresiz, neşesiz bırakabiliyorsa o evlilikte saygıdan söz edemeyiz.

Bir erkek, hanımını başka kişilerin hanımıyla karşılaştırıyor ve bunu devamlı yapıyorsa o evlilikte saygıdan söz edemeyiz.

Yine bir erkek,  hanımının anne babasına, akrabalarına hürmette kusur ediyor; önemli bir sebep olmadan gidip gelmesine engel oluyorsa o evlilikte saygıdan söz edemeyiz.

Bir kadın, kocası işten eve gelince kapıya kadar gelemiyor, rahatını bozmuyor, elinden telefonu bırakıp  “hoş geldin bey” bile diyemiyorsa o evlilikte saygıdan bahsedemeyiz.

Bir kadın, kocasının yeterli alım gücü olmadığı halde ikide bir çok da gerekli olmadığı halde alınacaklar listesi çıkartıyor, yerine getirilmediğinde de evi savaş alanına çeviriyorsa o evlilikte saygıdan söz edemeyiz.

Bir kadın, teşekkür etmek nedir, şükretmek nedir bilmiyor; her şeyin zaten kendi hakkı olduğunu zannediyor ve kocasının eliyle kendisine gelen nimetleri görmezden gelip kocasını anne babasının ve akrabalarının yanında yerden yere vuruyorsa o evlilikte saygıdan söz edemeyiz.

Bir kadın, ufak bir meseleden bile kocasının anne babasına yakınlarına ağzına geleni sayıyorsa “gerçekten seven sevdiğinin sevdiklerini de sever” kaidesine uymayarak onlara karşı haddi aşıyorsa o evde saygıdan söz edemeyiz.

Yine bir kadın,   kocasına devamlı olarak beddua ediyor, karşılaştırma yapıyor, ağzına geleni sayıyor, dil iffetini muhafaza edemiyor, evde çocuklarının gözü önünde çıngar çıkartıyorsa o evde saygıdan söz edemeyiz.

 Bugün dünyada ve ülkemizde büyük bir değişim var. Bu değişim ve dönüşümden en çok etkilenen kurumlardan biri hiç şüphesiz aile kurumudur. İnsan değişti ve dönüştü. Aileyi oluşturan kadın ve erkeğin beklentileri ve bakış açıları da değişti. Önceleri din gelenek ve göreneğe bağlı olan birey ve aile,  şimdilerde ise sosyal paylaşım sitelerine, dizilere, konfora ve sadece kendi nefsine ve peşin çıkarına bağlı.

Dış görünüşü insana güven veren nicelerinin zihinsel dönüşümü, hal ve hareketleri, insani ilişkileri bizi şaşırtıyor. 

Peki, zihinsel dönüşüm nasıl gerçekleşti?

Yavaş yavaş

Önce hangi duyularımız aracılığıyla gerçekleşti?

Göz

Kulak.

Gördüklerimiz ve duyduklarımız bizi sinsice değiştirdi ve dönüştürdü.

TV karşısında başlayan değişim ve dönüşüm bilgisayar, akıllı telefonlarla iyice kontrol edilemez bir duruma geldi.

Bir ayet, bir hadis bize ne söyler?

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum, 30/21)

Ayette belirtildiği gibi eşler arasında sorumluluk, saygı, sevgi, sabır, sadakat varsa huzur bulmak vardır; yoksa çatışma ve huzursuzluk vardır.

“Bir kadın kocası kendinden memnun ölürse cennete gider.” 

Kadının kocasına karşı erkekleşmesi saygı sınırlarını aşması, sorumluluk şuurundan uzak olması, kadının kocasına karşı itaat etmemesi, sözünü dinlememesi yine aynı şekilde erkeğin evine bağlı olmaması, maddi yükünü omuzlayamaması, kötü alışkanlıkların pençesinden kurtulamaması, ilahi sınırları aşması dünya ve sonsuzlukta işini zorlaştırıyor. 

                                                                                                                  ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Senden Öte Benden Ziyade

Eczanede Satılmayan En Etkili Üç İlaç

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-8

Evlenmeden ve Boşanma Kararını Vermeden Önce Kendinle Yüzleşebilmek

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-6

Ali Altaylı 12 Ağustos 2025
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Eczanede Satılmayan En Etkili Üç İlaç
Sonraki Yazı Senden Öte Benden Ziyade
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?