Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-15
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Genel

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-15

Genel
Paylaş
PAYLAŞ

Sadece dünyada cenneti yaşamak isteyenler hayvanlar gibi yer içer, çiftleşirler. Başka insanları, milletleri sömürerek var olurlar, hak hukuk tanımazlar. İlahları güç, para ve şehvettir. Güven vermezler, çıkarlarına göre yön değiştirirler. Bu tip ülkeler dünyanın baş belasıdır.

*

Hayat ne garip. Sevdiklerimizi bir bir kaybediyoruz. Mezarlıklar dolup taşıyor. Hal böyle iken biz insanoğlunun hırsı, kini, düşmanlığı, dünyaya düşkünlüğü bitmiyor. Şairin dediği gibi Böyledir de ölüme kimse inanmaz hâlâ/Ne tabutu taşıyan, ne mezarı kazan, ne de mevtanın üzerine taze toprak atan.

*

Dünyanın genişliğinden ve güzelliklerinden ancak gönlü, zihni, bakışı, niyeti güzel, iki kanatlı yaşayan insanlar yararlanabilir. Zihni fakir, gönlü dar; niyeti, bakışı bozuk ve tek dünyalı yaşayan insanlar için dünyanın yer ve gök arasındaki genişliğinin hiçbir önemi yoktur.

*

Her gün yer sofrasına oturuyoruz. Kimimiz yer sofrasında kimimizde mutfak masasında karnını doyuruyor. Her gün Allah’ın verdiği nimetlerden yiyoruz. Ya Allah’ın gönderdiği Kur’an sofrasından nasibimiz ne? Her gün az da olsa okuyor muyuz, bize ne diyor anlamaya çalışıyor muyuz? Her gün mutfakta kurulu sofraya oturup Kur’an sofrasından nasiplenmeyen bir insan, insan ismine layık mıdır?

*

Niceliğe verdiğimiz değerin ölçüsü bizim kalitemizi belirliyor. Nitelikli insan, daha çok niceliğin hakim olduğu bu dünyada ulvi gayelerin peşindedir. Rakamlar, sayılar, bitmeyen hesap kitaplar, çoklarımıza daha çoklar ekleme hırsı verilen nimeti, şükrü, dostluğu, vefayı, ölümü unutturuyor. Niteliğin, niceliğin elinde can çekişir duruma gelmesi bir toplumun ahlaki zafiyetidir. 

*

İnsan akıl, kalp, nefis ve ruhtan oluşuyor. Aklını vahiyle buluşturur, iman ile Rabbine doğru bir yol alır, kalbini masivadan, Allah dışındaki her şeyden çeker, nefsine de istediğini vermez, ruhunu da manevî gıdalarla beslerse tekemmül eder, istenilen kıvama gelir, melekleşir.

*

Önceden gelenek görenek bizi tutar el âlem ne der, diyerek göz önünde her şeyi yapmazdık. Şimdilerde ise bir insan bir yanlışı insanların gözü önünde yapmıyorsa içindeki iman, Allah (cc) sevgisi ve korkusundandır. Kızarmayan yüze yüz denir mi? Ar damarı çatlarsa geriye ne kalır?

*

Bir kadın kocasının sabah evden çıkıp akşama kadar evin maddi yükünü omuzladığını görmeyerek evdeki işleri yaparken ben senin hizmetçin miyim, kölen miyim gibi laflar ediyorsa bilin ki ya sizi ve evini gerçekten sevmiyordur ya dizileri kaçırmıyordur ya sosyal medyada zihnini bulandırıyordur ya da el âlemin kuklasıdır.

*

Rabbimiz (cc) kadının gözlere görünür olmasını istemiyor. Kadına evinde en büyük özgürlüğü ve güveni veriyor. Batı medeniyeti ise kadını evinden dışarı çıkardı, gözler önünde bir hayata mahkum etti. Batı toplumlarında boşanma oranının çok fazla olmasını başka neyle açıklarsınız?

*

İlimle insan yolunu bulur. İlim bir güneştir, önce sahibini aydınlatır ve ısıtır, sonra da çevresini. İlmin ne kadar kıymetli olduğunu bilseydi insanoğlu zamanın cebine lira değil; ilim, edep, ahlâk koymaya çalışırdı. Marifetullah ilmi ve kitaplar başta olmak şartıyla gördüğü her şeyden gittiği her yerden ilim devşirirdi.

*

Bir insan güçlü bir imana sahipse Rabbini gerçekten tanıyor ve seviyorsa ilim peşinde koşar. Eşine çoluk çocuğuna akrabalarına bütün insanlığa ilmin üstünlüğünü anlatır. Dilde var ama yaşantı da yok bir imana sahipse de mal peşinde koşar ve mal yüzünden iki dünyasını da kaybeder.

*

Uyan ey Müslüman, uyan! Filistin’de öldürülen mazlumlar için uyan! Eğer Yahudilerin bunca zulmünden sonra kendi Kutsal Kitabını hakkıyla anlamaya çalışmaz, hareketli cesur olmaz; konforu, dizileri, sosyal medyada zaman öldürmeyi bırakıp çok çalışıp üretmezsen kaybın büyük olacak.

*

Dedemin iki oğlu varmış, babamın da iki oğlu var, benim de iki oğlum var. Dünya imtihanlarla dolu, dedem imtihan olmuş, babam imtihan oldu, ben ise daha yolun başındayım. Çocuklar daha küçük; Rabbim imtihanımızı kolay, çocuklarımızı göz aydınlığımız eyle.

*

Bir evde babanın saygınlığını anne sağlar. Anne çocuklarının yanında babalarını adam yerine koymaz, daima küçük görür; en küçük bir sorunda bile eleştiri oklarıyla babaya saldırırsa o evde çocuklar, babaya saygı göstermez. Baba otoritesinden yoksun çocuk ise büyür; ama yetişmez. Büyük sorumluluklar alarak kendi ayakları üzerinde durması zorlaşır. 

*

Bugün öğleden önce iki beyefendi geldi. Birisinin oğlu cezaevine girmiş, torunlarına kendisi bakmak zorunda kalmış. Diğerinin ise kirasını yükseltmişler, taşınmak için ev aramak zorunda kalmış. Asgari ücretli kazandığımı kiraya veriyorum, diyor. Dünyadaki sıkıntıların bir sebebi de garibanı, fakiri düşünmeyen zenginler değil midir? Açgözlülüğün bir limiti var mı?

*

Zengin daha çok zengin olmak istiyor; şükür az, huzur az, hırs çok, kibir çok. Fakir zengine özeniyor, zengin gibi yaşamak istiyor, kanaat etmiyor, risk alamıyor; beynini, çevresini güzelleştirmiyor, dedikodu ile zaman öldürüyor. Kimse halinden memnun değil, ne zengin ne fakir.

*

Görme engelli, kör kimdir? Biyolojik olarak görmeyen gerçekten kör müdür? Ya ilahi kelama, en güzel örnek olan Rasûlullahın (sav) sünnetine, Allah’ın nimetlerine, kendi hatalarına, yapılan iyiliklere, hak ve hakikate karşı kör olanlar. İşte bu körlük en tehlikeli olanıdır, sonsuz hayatı kaybettiriyor.

*

Gerçek şu ki, insan ne zaman kendini yeterli görse fütursuzca azar, diyor Rabbimiz. Bize verilen akıl, yetenek, bilgi mal mülk itibar, izzet, şeref çoluk çocuk bağ bahçe yat kat gibi bin bir türlü nimetler Rabbimizin bize ihsanıdır. İşte biz insanlar, nimet vereni unutursa azar.

*

Şüphe beyni yorar, ibadeti bozar, ilişkileri zedeler, sağlıklı iletişimi yok eder. Dünyadaki en huzursuz insan şüpheci, hasetçi, narsist, hedonist, açgözlü olanıdır. İnsan, insanın yurdu iken bu özellikler insanı canavara, kurda dönüştürür. Şüpheci ne huzur bulur ne huzur verir.

*

Münakaşada zafer, mağlup olanındır. Yenilmek zenginleşmektir. Bilmediğinizi öğreneceksiniz ve ego denen köpek havlamayacak, diyor Cemil Meriç. Kaybetmek insanı kendine getirir. Yeniden daha farkındalı ve güçlü bir şekilde yol almasını sağlar. Kaybın, yenilginin kârı çok, ama isteyeni az.

*

Bizler bazen Allah’ın verdikleriyle Rabbimize savaş açabiliyoruz. temsilde hata olmasın bu çocuğuna her türlü imkânı sağlayan bir babanın çocuğu tarafından unutulması gibidir. Rabbimiz akıl, mal, makam, ilim, sağlık, bin bir türlü nimet verir; biz ise asıl başarı vereni unutur, kendimize mal ederiz.

*

Enaniyetin, nefsin ve hasetin uykusu çok hafiftir. Bu üç unsuru uyandırmaya çalışmayın. Bu üçlü bizi hak yoldan alıkoymakta Hakkın hatırını zayi etmektedir. Ene yerine Hak, nefis yerine gaye-i hayal, haset yerine gıptayı tercih etmelidir, inanmış bir insan. Yoksa düz yolda kaybolma ihtimalimiz çok büyük.

*

Bir insanın rahatlaması, rahat bir şekilde yol alabilmesi için içinde biriken gübreyi boşaltması gerekir. Dünya insanının rahatlaması, rahat bir şekilde yol alabilmesi, huzur bulması ise Yahudilere haddini bildirmekle dünya insanını, dünya karnında biriken gübrelerden temizlemekle mümkündür.

*

Değerli bir dostum şöyle güzel bir söz söyledi: “Aslında İslam bizim hayatımızı kolaylaştırıyor.” Ne güzel bir söz ne güzel bir ezeli tespit. İslam ne zorluk ne esaret ne kölelik dini. İslam hürriyet, özgürlük, izzet, şeref, ahlak, tevhit ve kolaylık dini.

*

Beni bozuk para gibi harcıyor zaman, bir izmarit gibi eziyor, diyor Cemil Meriç. Sahi, imtihan için bedava verilen zaman, güneşin altındaki buz gibi eriyen sayılı günlerimiz nasıl geçiyor? Ölüme her geçen gün biraz daha yaklaştığımızı ne de çabuk unutuyoruz. Bizden geriye ne kalacak? Esersiz insanın yerinde yeller daha şiddetli esiyormuş doğru mu?

*

Yıllarca aç kaldım. Koca bir şehirde yapayalnız ve aç kalmak. Köpeklerin bisküvilerle beslendiği bir dünyada aç bir aydın aç milyonlarca aydın. Ama beni açlıktan fazla isyana sürükleyen tek oluşumdu. Aç ve tek olmak. Gurbet ve açlık, diyor Cemil Meriç. Aydınların yolu dikenli mi?

*

İlahi olan ayetler yani Kelamullah ve Peygamberimizin (sav) hadisleri, beşeri olandan şahısların söylediği sözlerden çok kıymetli olmadıkça söylenen beşeri sözleri Kur’an ve sünnet terazisinde tartmadıkça yanlış adreste yol almaya devam edeceğiz. Önce ilahi olanı öncele, öğren sonra beşeri sözleri dikkatli bir şekilde özümseyerek al.

*

İnsanın insana zulmü bitmedi. Güçlünün zayıfa; çirkefin, arsızın, hırsızın, densizin mülayime zulmü artarak devam ediyor dünyanın her yerinde. Allah’ın verdiği bin bir nimet ve güç unsuru bir başkasının başında bomba olup patlıyor. Nimet şükür ile avlanırken biz nimetle azıyoruz.

*

Önceden nefis terbiyesine önem verenimiz ne de çoktu. Bulunduğumuz zamanda ise bedenini kutsayan onu istenilen kıvama getirmek için uğraşan, bu uğurda büyük paralar harcayan insan tipi çoğaldı. Nefis terbiyesi bizleri meleklere, bedenin törpülenmesi ise hayvanlara yaklaştırıyor.

*

Narsistler kendilerini dünyanın merkezine koyarlar, adaleti sadece kendilerine isterler, hiçbir sınır tanımazlar, asla eleştiriyi kabul etmezler, özür dilemezler, doyumsuzdurlar. Narsist insan kibirli insandır. Çıkarları için dünyayı ateşe verirler. Bu tip insanlar baş belası, ömür törpüsüdür.

*

Biraz önce bir aile geldi. Ailenin en büyüğü, bu çocuklar yetim; babası kalp krizinden genç yaşta vefat etti, dedi. O aile gittikten sonra düşünmeye başladım. Rabbimizin ömrümüzü uzatması bize en büyük ikramıdır. Biz ise uzatılan ömrü nerede, nasıl kullanıyoruz bir düşünelim?

*

İnsanların arasında Allah’ın en sevgili kulu gibi görünen ama tek başına kaldığında Allah’ın asla sevmediği işleri yapan ne de çok iki yüzlü insanlar var şu yaşadığımız temeli çürük dünyada. Ne zaman kendimizle baş başa kaldığımızda Rabbimizden korkarak bir günahı terk edersek işte o zaman güzelleşecek dünya.

*

Bir gün ölüm zamansız bizi bulacak. Bu gece ve gündüz gibi kesin. Ya katta ya yatta ya düğünde ya cenazede ya kitap ya ekran başında ya hastanede ya eczanede ya camide ya meyhanede ya karada ya denizde ya havada. Gelecek hakkında yüzde yüz bildiğimiz ölüm, diğerleri ihtimal. ihtimaller için bir ömür veriyoruz ya kesin olan için çabamız ne durumda?

*

Bir kadının cennete girmesine vesile olan iman, haya ve edeptir. Her gün dizi izleyen her gün instagram, face, tiktokta gecenin bir yarısı cadde ve sokakta gezer gibi tek başına ekran karşısında takılan bir kadın, önce şükürsüz sonra itaatsiz olur. Sonra da ulvi seciyelerini yavaş yavaş kaybeder.

                                                                                                                                                  ALİ ALTAYLI

You Might Also Like

Dünyadaki Cennet Nerede?

Bakış Açısı, Bakış Acısı

Gerçekten Peşinden Koştuklarımız Bizi Sonsuzluğa Taşıyacak Mı?

Bu Cesur Ruh, Aktivistler Dünyayı Ayağa Kaldıracak

Hangi Sofra Bizi Ötelere Taşır?

TAGGED: ali altaylı, karaman, karamanoğlu mehmetbey üniversitesi
Ali Altaylı 16 Ekim 2025
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Bakış Açısı, Bakış Acısı
Sonraki Yazı Dünyadaki Cennet Nerede?
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?