(SEZAİ KARAKOÇ)
Büyükleri unutmamak ve unutturmamak gelecek nesillere borcumuz olsa gerek. Din, iman, vatan, millet için mal, can ve canandan geçen enerjilerini ve kıymetli zamanlarını davaları için harcayan büyük, aşkın ruhlu insanlar unutulmamalı ve unutturulmalıdır.
Peki, büyükler niçin büyük?
Büyük ruhlu, imanlı, vizyonlu oldukları için büyük.
Yanlışlara canlarını ve cananlarını hiçe sayarak yanlış diyebildikleri için büyük.
Tutkulu bir eğitim ve ıslah derdi oldukları için büyük.
Dehşetli bir zamanda Rablerine tevekkül ederek cesaretle meydanlara atıldıkları için büyük.
Küçük bir dertte boğulmayarak büyük dertleri taşıyabildikleri için büyük.
Bir şeylerin yanlış gittiğini en önce fark ettikleri ve bu uğurda mücadele ettikleri için büyük.
Kişileri konuşarak boş işlerle uğraşarak kıymetli zamanlarını harcamadıkları için büyük.
Ümitsizlik, şikâyet, karamsarlık, tembellik, konfor bataklığından kendilerini ve halkı kurtardıkları için büyük.
Küçük hesap peşinde hırsla koşarak ömür sermayelerini bir hiç uğruna harcamadıkları ve büyük hesabı unutmadıkları için büyük.
Kısa bir hayatı sonsuz hayata taşıyabildikleri ve kıyamete kadar zihinlerde, gönüllerde yaşamayı başardıkları için büyük.
Diriliş şairi ve dava adamı Sezai Karakoç’ u vefatının dördüncü ölüm yıldönümü haftasında kendi sözleriyle rahmet ve minnetle anmaya çalışalım.
Evet, Batılılar ve marksistler, aya da çıksalar, yerin dibine de inseler, ruhları itibariyle barbardırlar ve kurdun tabiatını taşımakta devam ediyorlar. Biz yırtık pırtık çul çaput içinde kalsak dahi hiç olmazsa medenî olmanın büyük anısını taşıyacak kadar medenîyiz. Biz mutlaka ışıkta iş görebiliriz.
*
“İnançlıyım, barış ve düzen yanlısıyım. Savaşım bunlar içindir.”
*
“Ben insanın ruh, ruhun da bir tapınak olduğuna inanıyorum.”
*
“Şeytanın kentini darmadağın etmeye ant içmişim.”
*
“Geceye yenilmeyen her insana, ödül olarak bir sabah, bir gündüz ve bir güneş vardır.”
*
“Tek çare ve çözüm, İslam dünyasının, uyanıp Batı’nın NATO’su gibi bir askeri güç, AB gibi bir siyasi birlik oluşturmasıdır.”
*
“Ölenlerin kanında Musa bilincinin çiçeği açar. Zulümde boğulan halka, suda boğulmayan bir çocuk yol gösterir: Suları yarıp geçme yolunu.”
*
“Kendini arayan, yitirmeden bulamaz.”
*
“Seni hiç değişmemiş görüyorum insanoğlu. Bir parça değiş artık.”
*
“Seni yok sayacaklar, sen daha çok var olacaksın!”
*
“Kendi elimizle kendimiz cehenneme çevirdik içimizi…”
*
“İçimde ölen öldü, kalan kaldı, ben aynı…”
*
“İnancın yarısı utançtır. Her şeyi tam olsa da utancını yitirmiş bir medeniyet, sağlıksızdır.
*
“Ama neden anlayan kişi hep susuyor?”
*
“İnkâr tutsaklık, inanç özgürlüktür.”
*
“Artık kendimize bile o kadar yakın değiliz.”
*
“İnsan doğar doğmaz ölmeye başlar…”
*
“Sakın kader deme/ Kaderin üstünde bir kader vardır”
*
“Maddi kazanç da manevi kazanç da ancak emekle elde edilir. Emeksizlik, hareketsizliğe, hareketsizlik de ölüme götürür. Alın teri ise dirilişe…”
*
“Başarı, hayata tapmakta değil, hayatın hakkını vermektedir.”
*
“Umutsuzluk yok! Gün gelir gül de açar, bülbül de öter.”
*
“Arkamda ve yanımda güçlü surlar vardı sûrelerden.”
*
“Tek var olan O… Gerisi gölgeler!
*
“Gönül, gönül verilerek alınır.”
*
“Hakikate susamıştır sürekli olarak ruhum.”
*
“Doktor istemem, annem gelsin.”
*
“Kendi hocasına saygı borcunu unutan, çömezinden sevgi beklememelidir…”
*
“En verimli hasat, hakikatin hasadıdır…”
*
“İnsandan insana şükür ki fark var.”
*
“Hakikat eskimez.”
*
“Herkes gibi olmak, olmayacak bir şey… Herkes gibi olmak, olmamak gibi bir şey…”
*
“Hayat dediğimiz ölüm, ölüm sandığımız gerçek hayat!”
*
“Günün adamı değil, “dem”in adamı olmak.”
*
“Anlamak masraflı iştir; emek ister, gayret ister, samimiyet ister. Yanlış anlamak kolaydır oysa. Biraz kötü niyet, biraz da cahillik kâfidir…”
*
Sen cuma gününün hürriyet kadar kutsal olduğunu onlara anlat.
*
“Her eve, kütüphane fikri sokulmalıdır.”
*
“Unutmayalım ki amaç, her zaman için şartlardan güçlüdür.”
*
“Artık en büyük savunma savaşımızı içimizde veriyoruz.”
*
“Anlaşılıyor ki, İslâm âleminin kaderi, Türkiye’deki kördüğümün çözülmesine bağlı.”
*
“Hayat, anlamını yitirmeğe başladığı zaman, “hayatın ölümü” başlamış demektir…”
*
“Yeni hayat için, yeni bir hareket gerekliydi.”
*
“Allah’a inanan insanın özgür olduğuna inanıyorum. İnsan boynuna zincir atan, takan eşyadan öteki insanlardan, insanların tanrılaştırdığı kişi ve eşyadan insanı ancak AIIah kurtarır. Yani insanı ancak Allah özgür kılar.”
*
“Yani sadece psikolojik Müslümanlık, sadece sosyolojik Müslümanlık veya sadece tarih içi Müslümanlık yetmez. Her Müslüman önce, kendi iç dünyasında Müslüman olmalı, fakat ondan ayrılmaz bir şekilde toplum içinde ve toplum halinde de Müslüman olmayı idrak etmeli. Ve nihayet bu psikolojik ve toplumsal muhtevaya mutlaka tarih şuurunu da eklemeli.”
*
“Üzerinde Kâbe ya da cami resimli doğum günü pastaları, sosyetik umre turları, lüks ve israf içinde dinî şova dönüşen İslami hayatlara artan ekonomik refah değil, sığlaşan din algısı üzerinden bakmak gerekiyor.”
*
“….dışını böyle süsleyerek içindeki boşluğu gizliyorsun…”
*
“Ve son sözü hep alın yazısı söyler.”
*
“Şiir, ruh pencerelerini Allah’a açtıkça şiirdir. Yoksa balmumundan peteklerdir, bal değil.”
*
“Ve soylular gördü ki, Allah isterse, hükümdar da, devlet de bir kölenin önünde eğilir…”
*
“Ot gibi var olacağına öl ve yeniden diril.”
*
“Allah’ı kaybetmiş insan, neyi aramaktadır? Allah’ı aramayan insan, neyi bulacaktır?”
*
“Mevlana, “olduğun gibi kal!” demiyor, “gel de değiş!” diyor.”
*
“Her çağda, şartlar ne kadar ağır ve umutsuz olursa olsun; inananlar için bir Nuh’un gemisi vardır…”
*
“Ölürken yeni doğmuş gibi ölebilmek, bu dünyaya gelişimizin sebebi.”
*
“Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı günlere geldim bunu bana öğretmediniz.”
*
“Müslüman, İslam’ı öyle sağ ve diri, canlı yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin.”
*
“Müslüman, kendisini Müslüman bilmek veya saymakla Müslüman olamaz. Müslümanlığı bir varoluş haline getirmek borcundadır. Bu varoluşun şuur ve sorumluluğuyla dolup taşmak kaygısını taşımalıdır.”
*
“Tembellik, nefsin yatağıdır.”
*
“Her Müslüman önce, kendi iç dünyasında Müslüman olmalı.”
*
“Her evde kutsal kitaplar asılıydı. Okuyan kimseyi göremedim. Okusa da anlayanı görmedim.”
*
“Müslüman babadan ve Müslüman anadan gelen, dünya kütüklerine Müslüman diye kayıtlı, birbirini Müslüman adıyla çağıran, ama İslam hariç kaç yol ve yön varsa dalan, kurt görmüş koyun sürüsü gibi bir Doğuya bir Batıya koşan Müslüman kitleyi, İslam, yeni bir dirilişe çağırıyor!”
*
“İnanç tam, güven tam, sabır tam, cihat tam olduğu anda, zafer de tamdır…”
*
“Bir gün gelecek, yine yüce İslam milleti, bilinçlenecektir. Nerelerden nerelere geldiğini öğrenecek ve bu onu uyandıracaktır. Buna en büyük bir inançla inanıyorum.”
*
“Özgürlük dedin, eşitlik dedin, başka bir biçimde insanı insana köle yaptın. Allah’ın kulu olmaktan kaçtın, insanın ve eşyanın kölesi oldun.”
*
“İslam sana, et, kemik, deri gibi, hatta ciğer, ilik, kalp, beyin olacak, hatta zekâ, zihin ve ruh olacaktır.”
*
“Ah! Taş olsak, toprak olsak; denecek çağ geldi…”
*
“Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız.”
*
“İnsan, kendini hakikate adadığı, ruhunu ona açtığı ölçüde insandır.”
*
“Hakikat, Adalet, Fazilet. İnat etmiyoruz, bunlarda ısrar ediyoruz.”
*
“İnsanlara gurur gelmesin, acizliklerini unutmasınlar diye Allah, ölümü yarattı. Bunu hiç unutmayarak, saatleri ve dakikaları, zamanı tam anlamıyla değerlendirmek: İşte bu dünyada bize düşen budur. Bundan ötesi bize ait değil.”
*
“Evet, tarihi şöyle yorumluyorum: hakikat savaşı ve hakikate karşı savaşlar, başkaldırmalar.”
ALİ ALTAYLI