Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
  • İnsan
  • Yaşam
  • Aile
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Okunuyor: Bir Erkek Nasıl Doğurur?
Paylaş
Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Aa
  • İnsan
  • Aile
  • Yaşam
  • Anladım ki
  • Zaman Gösterdi ki
Search
  • YAZILAR
    • İnsan
    • Aile
    • Yaşam
    • Anladım ki
    • Zaman Gösterdi ki
Takip Et
  • Anasayfa
  • Tüm Yazılar
Kadir KATIRCI tasarladı.
Gözlemlerimİnsan

Bir Erkek Nasıl Doğurur?

Gözlemlerim İnsan
Paylaş
PAYLAŞ

Geçen hafta akrabalarımdan bir hanımefendi bir erkek çocuğu dünyaya getirdi. Hastane ziyaretinden eve dönerken acaba biz erkeklerin doğumu nasıl olur diye düşünmeye başladım. Bir erkek, bir bayan gibi çocuk dünyaya getiremeyeceğine göre o zaman bir erkeğin kendi kendini nasıl doğurabileceği sorusu kafamı tırmalamaya başladı. Bir erkek büyük dünya karnında nasıl doğurur, doğumu nasıl olur, bu doğumdan ne elde edilir, bugün konuda yazmaya çalışalım.

Aşağıda sıraladığım maddelerin en az yarısı hangi erkekte varsa o erkek yavaş yavaş kendini doğurmaya, gerçekleştirmeye başlar. Orijinal, dingin, huzurlu, farkındalı bir hayatın kapıları o bireye yavaş yavaş açılmaya başlar. Hayatındaki kışlar yerini bahara bırakmak zorunda kalır.

Her günkü alışkanlıklarına daha iyi bir alışkanlık ekleyerek kendini doğurur.

Tutkulu bir vizyonla büyük bir ruhla kendini doğurur.

Karamsar bakış açısından kendisini kurtararak cesaret, ümit ve umutla kendini doğurur.

Musibet sancısıyla doğurur.

Okuma aşkı, araştırmacı ruhu, düşünce gücüyle doğurur.

Gezerek, tanışarak, kaynaşarak, konuşarak doğurur.

Beyin, kalp, niyet temizliğiyle kendini doğurur.

İnsan yetiştirip eser bırakarak doğurur.

Her günkü alışkanlıklarına daha iyi bir alışkanlık ekleyerek kendini doğurur.

Hepimizin bildiği gibi biz insanlar son nefesimizi verene kadar bir şeylere alışırız. Bu alışkanlık ya iyi yönde olur, bizi geleceğin aydınlık günlerine kavuşturur ya da kötü yönde olur geleceğin karanlıklarına gömer. İnsan kötü alışkanlığına ve kötü alışkanlığa sebep olan arkadaş çevresine her gün, her hafta, her ay, her yıl daha yenilerini ekleyeyerek ne yazık ki istenilen bir düzeye gelemiyor. Bugün tembellik alışkanlığı olan bir kişinin yarın ekran bağımlısı olması, sigara alışkanlığına müptela olması, diğer haftalar alkol kullanması, diğer aylar kumara alışması vb. Kötü alışkanlıklar insanın kendini doğurmasına değil yavaş yavaş kendini öldürmesine neden olur.

Goethe: “Faydasız bir hayat, erken bir ölümdür.” der. 

Biz insanlar ancak iyi alışkanlıklarımıza gelecek günlerde daha iyi bir alışkanlık ekleyerek kendimizi yeniden doğurabiliriz. Biz insanların güzelleşmesi, kaliteleşmesi, milletine hizmet etmesi bu yolla mümkündür. Bugün erken kalkma alışkanlığı olan birisinin, diğer günler güneş doğmadan önce spor yapması, spordan sonra yarım saatte olsa kitap okuması, gününü planlaması, hedefleri için bir şeyler yapması, yatmadan önce bugün kendim, çevrem, insanlık için kaç iyilik yaptım sorusunu sorması, haftada bir dostlarını ziyaret etmesi, ayda bir hasta ziyareti, kabristan ziyareti yapması, her yıl farklı bir program içinde olması kendini yeniden doğurması anlamlı ve huzurlu bir hayatın kapılarını aralaması demektir.

Bir insan güzel, anlamlı, hayırlı alışkanlıklarına az da olsa her gün, her hafta, her ay, her yıl farklı güzel alışkanlık ekleyerek alışkanlıklarını çoğaltarak kendisini doğurur.

Tutkulu bir vizyonla büyük bir ruhla kendini doğurur.

Bir insan sabah erken sıcak yatağından niçin kalkmak ister ki? Bir insan gününü niçin programlamak ister ki? Zaman ile ilişkisini para ile ilişkisini insanlarla ilişkisini niçin düzeltmek ister ki?  Ekranların çekiciliğinden niçin kitaplara doğru akmak ister ki?

Hedefsizlik yerinde saymak, hazza, dedikoduya, malayaniyata yönelmek demektir. Küçük yaşamak küçük ölmek, şikâyet ve karamsarlıkla bir ömrü heba etmek demektir.

Tutkulu bir amaca, güçlü bir imana, büyük bir ruha sahip olan insandan daha güçlü bir insan tanımıyorum. Bu gruba giren insanlar her gün kendini doğurur, çoğalarak topluma yön verir.

“Başarının sırrı, bir hedefi durmaksızın takip etmektir.” der Anna Pavlova.

Mekke, Medine, Osmanlı, Çanakkale ruhuna sahip insan modeli yeniden dünyayı güzelleştirecektir.

Karamsar bakış açısından kendisini kurtararak cesaret, ümit ve umutla kendini doğurur.

Şu ana kadar öğrendiğim bir şey var: O da karamsar, bedbin, şikâyetçi, rahatını kutsayan bir insan yük almaz, yük olur; şevk vermez, umudu kırar. Kendini gelecekte doğurmaz, atılım yapmaz, risk almaz, insanın şevkini, heyecanını emer, eylemsizleştirir, kabirdekilere yaklaştırır.

Mehmet Akif Ersoy mısralarında ümitsizliğin, tembelliğin karşısında durarak bizlere seslenir:

Ye’s öyle bir bataklıktır ki düşersen boğulursun

Ümide sarıl sımsıkı seyret ne olursun

*

Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak

Alçak bir ölüm varsa eminim budur anacak

Rabbine ve kendisine güvenen insan, gelecekten ümitvar olur. Güzel görür, güzel düşünür; ümit ve umutla gün, hafta, ay, yıl kendini doğurarak çoğalır.

Musibet sancısıyla doğurur.

Kendi hayatıma baktığımda benden başka bir benin ortaya çıkmasına neden olan başımın zonklaması, gönlümün daralması, hayatın gönlümce olmamasıdır.

Rahat günlerimin beni onardığını hiç görmedim kırk senelik hızlı geçen ömrümde. 

Doksan yaşına gelen bir insan yaşadığı zaman diliminde hastalık, fakirlik, ayrılık, iflas, gurbet, kaza bela, geçimsizlik gibi insanı zora sokan durumlarla karşılaşmamışsa talihsiz, ham, doğurmamış bir insan olarak ömrünü tamamlamış demektir.

Bizim hoşumuza gitmeyen musibetlerin arkasında nice güzellikler vardır. Beklemesini, sabretmesini, teslim olmasını, rıza göstermesini, kendimize dönerek iç muhasebe yapmasını bilebilirsek.

Bir hamile bayana suni ve doğal sancı çektirilmeden çocuk dünyaya gelemiyorsa biz insanlarda musibet sancısı çekmezsek dünya karnında doğuramayız. Cennete layık insan haline dönüşemeyiz. Rabbimiz şahsi ve toplumsal ağır imtihanlardan bizi korusun. İmtihanlar bizi isyana değil, bir adım daha Yaratıcımıza yaklaşmaya vesile olsun.

Okuma aşkı, araştırmacı ruhu, düşünce gücüyle doğurur.

Bir insanın hayatı, insanları, kâinatı, başına gelen olayları, dünyayı hakkıyla doğru bir şekilde okuyabilmesi için kitap okuması zaruridir. Önce Rabbimizin kitabını daha sonra hak ve hakikat öncelikli diğer kitapları okuması gerekir.

Okumayan bir insanın her zaman bir tarafı eksiktir. Okumak bizi günceller, doldurur, kıvama getirir. Almanların, Japonların mekân ayırt etmeden okumaya verdiği değerle ekonomik güçleri arasındaki paralellik dikkate değerdir.

“İyi bir kitap insana can veren kandır.” der John Milton.

Okumayan, araştırmayan, tefekkür yolculuğunu içten dışa doğru başlatmayan bir insan şu kısa ömürde kendini doğurması zordur.

Ne zaman evlerimizde kitaplıklar ve okuyanları çoğalıp ekranlar hedefe yönelik kullanılır, gereksiz olan tüm eşyalar gözden çıkarılırsa o zaman kendisini doğuranlar daha da çoğalacaktır.

Gezerek, kaynaşarak, konuşarak, tanışarak doğurur.

Seyahat etmeyen, kaynaşamayan, konuşmaya ve tanışmaya yanaşmayan bir insan dar bir dairede ömrünü tüketir. Zamanla kendi kendini doğuran insanların en önemli özelliklerinden birisi de insanlarla iç içe olmasıdır. İnsanları ve diğer canlıları sevmesi onlarla uyum içinde yaşamasıdır.

Bugün öğleden sonra Hataylı Cuma abi geldi. Hatay’dayken imalatçı olan abimiz işyeri ve evi zarar görünce Karaman’a gelmiş. Cuma abi bana hayat ve esnaflık tecrübelerini anlattı. Ondan öyle şeyler öğrendim ki beni silkeledi, kendime getirdi. Eğer Cuma abiye zaman ayırmamış olsaydım ondaki bilgileri, tecrübeleri alamamış olacaktım.

Bazı insanlar görüyorum soğuk, kibirli, kendi kendisini kutsayan, kaynaşmaya yaklaşmayan, başka bir yerli, yabancıya zaman ayırmayan bu insanlar kendilerini doğurarak çoğalamazlar.

Yunus Emre:

Gelin tanış olalım

İşi kolay kılalım

Sevelim sevilelim

Dünya kimseye kalmaz

Mısralarında geçici şu dünyada tanışıp kaynaşmanın muhabbete vesile olacağını söyler.

 Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde:

“Mümin, başkasıyla hoş geçinen ve kendisiyle hoş geçinilen kişidir. İnsanlarla güzel geçinmeyen ve kendisiyle güzel geçinilmeyen kimsede hayır yoktur.” buyurmuştur.

Beyin, kalp, niyet temizliğiyle kendini doğurur.

Beynini, kalbini, niyetini hakkıyla temizleyemeyen bir insanın kendi kendisini doğurması çok zordur. 

Peki, beynimiz nasıl kirlenir?

Aklımızı çok üstün görüp diğer akıllardan bir şeyler almayı ihmal ettiğimizde, aklımızı vahiyden, maneviyattan uzaklaştırdığımızda, aklımızı şeytani işlerde kullanmaya başladığımızda beynimiz kirlenmeye başlar.

Peki, kalbimiz nasıl kirlenir?

Öncelik sırasını değiştirdiğimizde, sevgimizi önce Baki olana değil de fanilere verdiğimizde ve özümüzü kin, nefret, kıskançlık, gösteriş, cimrilik, öfke, benlik ile beslediğimizde yavaş yavaş kalbimiz kirlenmeye başlar.

Niyet hayır akıbet hayır, dememişler mi atalarımız. Niyetimiz güzelleşince yoğurduğumuz hamurlar maya tutacak, fırına girecek, ekmek olacaktır. Şu ana kadar niyeti kötü olup da iyi sonuçlar elde eden bir kimse görülmemiştir.

İnsan yetiştirip eser bırakarak

Önce kendisini çok güzel bir şekilde yetiştirip sonra başka insanları yetiştirerek onların hayatına dokunan ve eser bırakan mütefekkirler de en büyük doğumu gerçekleştirirler. 

 Ey şehit oğlu şehid, isteme benden makber

 Sana âgûşunu açmış duruyor peygamber           

Bu ruha sahip şehitlerimiz de büyük bir doğum gerçekleştirmişlerdir. 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü vesilesiyle şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz.                                                                                                   

Ali Altaylı

You Might Also Like

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-7

Terapiste Gitmeden Önce Kendimize Bir De Bu Yönden Bakabilmek

Zihinsel Üretim ve Gözlemlerim-2

Buluş, Kucaklaş, Kaynaş; Can, Canan ve Yeni Bir Kan Ol

İki İlaç ve İki Zehir

Ali Altaylı 18 Mart 2023
Bu yazıyı paylaş
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp Email Copy Link Print
Paylaş
Önceki yazı Ne Zaman Uslanacak Biz İnsanlar?
Sonraki Yazı Esaret Zincirlerini Kıran Ay: Ramazan
Yorum bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ali Altaylı Kişisel Web Sitesi
Takip Et

Kadir KATIRCI tasarladı.

Welcome Back!

Sign in to your account

Lost your password?