Akşam hanım ve çocuklarla yemeği yedikten sonra Instragram’da bir konuşma gözümde ve kulağımda kendine yer buldu. Saliha Erdim Hanımefendiye ait olan söz aklımda kaldığı kadar şöyleydi: “ Ben kocama karşı sesimi yükseltmedim, saygıda kusur etmedim. Hata ettiğimde özür dilemesini bildim, elini öptüm. Saygının olmadığı yerde sevgi olmaz.”
Uzman Aile Danışmanı ve Yazar Saliha Erdim, ben kocama saygıda kusur etmedim; sesimi kocama karşı yükseltmedim, diyor. Saygının olmadığı yerde sevgi de olmaz, diyerek bir gerçeğe pencere açıyor. Tv’de, diğer ekranlarda, çeşitli programlarda, saygısızlığın zirvesini ülkemizin insanları önünde sergileyen çiftler bize ne söyler? Ağza alınmayacak sözleri birbirine kin, öfke, intikam duygusuyla sarf eden aldıkları verdiklerinden, zararları faydalarından bin kat daha fazla olan gündemdeki programlara ne demeli? Ufak bir hatasından dolayı hanımına çocukları önünde hakaret eden, bağırıp çağıran erkeklere ne demeli? Yine aynı şey bayanlar için de geçerlidir.
Gördüğüm kadarıyla ülkemizde evlilik kararı çok çabuk veriliyor. Ön araştırma çok kısa tutuluyor. Nişanlılık dönemindeki süre, tanıma tarihe karışıyor. Eve paket teslim gibi evlilikler yapılmaya başladı. Bir insan ev, araba, eşya alırken uzun süre araştırma yaptığı halde evliliklerde çok az araştırma yapabiliyor. Önemli olan aday bulmak diyerek bulduklarına memnun olarak kısa sürede resmi işlemlere başlayabiliyorlar. Yapılan hataların yansımasının ağır bedellerini ekranlar, insanlar, caddeler, sokaklar bize haber veriyor.
Evlenmeden önce şu beş şey üzerinde kafa yor, araştırma yap ve sonra bulduğun adayla yolunu birleştirip birleştirmeme noktasında kendin karar ver:
- Evlilik çok büyük bir sorumluluktur, bulduğum aday bu sorumluluğu kaldırabilir mi? Şu anki yaşına kadar hangi sorumluluklar almış araştırdın mı?
- Ana kuzusu, narsist, egosu yüksek, asla hatasını kabul etmeyen bir kişi ile evliliğin uzun sürmeyeceğini bilmelisin.
- Bulduğun adayın psikolojik sağlığı yerinde mi? Her yönden sağlıklı insanın evliliği yürütmede zorlandığımız bu asırda, sağlıklı karar verme ve düşünme yeteneğini kaybetmiş bir kişiyle uzun yol alınamayacağını bilmelisin.
- Zihin, kalp, ekonomik ve sağlıklı iletişim özgürlüğü olmayan bir bireyle evlilik yolculuğunda zorlanacağını bilmelisin.
- Gelişime ve eleştiriye açık, denklikleriniz fazla olduğu, haddini bilen elindeki gücü ve imkânları Yaratıcının bir emaneti olduğunu bilen şımarmayan, belirli süre sonra rayları değiştirmeyeceğinden emin olduğun bir aday mı tutkuyla bağlandığın, ondan başka gözüm herkese kör demiş olduğun aday?
Yukarıdaki maddeler üzerinde kafa yordun, adayı ve ailesini geniş çapta araştırdın, kitaplar okudun, Google, You Tube’tan uzman kişileri okudun, dinledin, nişanlılık dönemini çok kısa tutmayıp eşini ve ailesini iyice tanımaya çalıştın ve en son evlendin. Sonra büyüklerin ve aile danışmanlarının genellikle söylediği birçok çiftin bildiği “5 s” kuralı üzerinde düşünmeye ve uygulamaya başlamalısın. Okumanın kolay uygulamanın emek, sabır, fedakârlık istediğini bilmelisin.
Saygı
Sevgi
Sorumluluk
Sadakat
Sabır
“Beş s” kuralı olarak hepimizin bildiği maddeleri açıklamaya çalışalım:
Saygı: Öncelikle eşlerin kırılganlığının arttığı ve çiftlerin birbirine benim gibi düşüneceksin, benim baktığım yerden bakacaksın, bana benzeyeceksin dayatmasının yaşandığı günümüzde bireysel farklılıklara dikkat edilmemektedir. Evlenmeden önce eşlerin kendine ait bir yaşam tarzlarının olduğu unutulmamalı, zamanla oluşmuş iyi kötü kazanımların bir anda bırakılamayacağını bilmeliyiz. Eşimizin değerli olduğunu, yaratılış, beyin yapısı, olaylara anlam yükleme bakımından farklı olduğumuzun şuurunda olmalıyız. Gizli kin, şüphe, güvensizlik, geçmişi unutamamak, kadere teslim olamamak, elindekileri değil başkalarının elindekileri görmek, memnuniyetsizlik eşlerin birbirine ağza alınmayacak sözler söylemesine, birbirlerini rencide etmesine, saygı sınırlarını aşmaya yöneltmektedir. Eşlerin uzun süre birbirlerine karşı saygısızlıkları, sevgilerinin azalmasına, sevgilerinin azalması da aile kurumunun sağlıklı yürümesini engellemektedir.
Sevgi: Sevgilerini sonsuzluğa taşımasını bilen, iki dünyalı yaşama azminde olan çiftlerde sevgide tutarlılık görülüyor. Dış, şekil, görüntü, maddiyatı aşamayan buna odaklanan çiftlerde belirli süre sonra sevgilerinde azalma görülebilmektedir. Birbirlerini Allah’ın emaneti olarak gören dıştan çok öze odaklanan ve dünyanın imtihanlarla dolu olduğunun bilincinde olan çiftlerin sevgileri kalıcı olmaktadır. Tek dünyalı yaşayan, eşinin özüne değil de eşinden kendisine gelen faydaya, konfora sevgisini veren eşler o imkânlar sonlanınca tökezleyebilmektedirler. Birbirini çıkarsız seven, gözlerini ve gönüllerini birbirine sadık kılan, evlerine de Yaratıcının emirlerini taşıyan eşlerin evlilikleri daha mutlu, huzurlu, uzun ömürlü olmaktadır.
Sorumluluk: Nişanlısından ayrılan bir genç şöyle demişti: Salın küreğini hep ben çekmek zorunda kaldığım için ayrıldım. Tek kanatlı kuşun uçmayacağını herkes bilir. Evlilik karşılıklı sorumluluğun yerine getirilmesiyle yürür, güzelleşir, kalıcılaşır. Eğer erkek evin maddi yükünü omuzlamıyor veya kazandığı parayı evine harcamıyorsa evde problemler kendini göstermeye başlar. Yine bayanlar akşama kadar ekran başından kalkmayıp çocuklarını ve evin yapılması gereken işlerini ihmal ediyorlarsa problemler kaçınılmaz hale gelir. Bayanların da iş hayatında aktif sorumluluk aldığı günümüzde eşler birbirlerinin hayat yükünü azaltmalı, sorumluluklarını ihmal etmemelidir. Bir evde yaşayan çocuklar, gençler de yaşına göre sorumluluk almalı bedava yaşamayı bırakmalıdırlar. Günümüzde git gide bireylerde beklenti, konfor, hazırcılık çoğalmakta; sorumluluk alıp bir işin ucundan tutma, yükü paylaşma gayreti azalmaktadır. Bu da evin yükünü belirli kişilerin çekmesine neden olmaktadır. Tek taraflı sorumluluklar her zaman yorucu, yıpratıcı, üzücüdür. Evliliklerin kısa sürmesine neden olur.
Sadakat: Evliliklerin kısa sürmesinin en öneli nedeni sadakatsizliktir. Aşkım, gözümün bebeği, canımın içi diye başlayıp da daha sonra ufak bir meseleden yolları ayıran çiftler tanıyorum. Bağlılığın kaynağı kadere teslim olmaktan geçer, eşimizin iyi yönlerini beslemekten geçer, sorunlara çözüm yolu bulma gayretimizden geçer. En önemlisi de gözümüzü ve gönlümüzü eşimize has kılmamızdan geçer. Sadık kalmanın zor olduğu günümüzde bu konu çoğu aileleri zor durumda bırakmaktadır. Sadakatsizlik önce gözlerden sonra niyetin istikametsizliğinden filizlenmektedir. Çok önemli bir neden yokken yuvasını yıkan, düzenini bozan, çocukların ortada kalmasına neden olan bir eş, aradığı güzel geleceği ve huzuru bulmakta zorlanacaktır. Tiktok, facebook, ınstagram gibi uygulamalar içindeki görseller, diziler, sinemalar ve bazı programlar sadakati zayıflatmakta aile kurumuna zarar vermektedir. Ne yazık ki kızaran yüzlerimiz bir süre sonra alışmakta, hayâsızlığımızı bile kanıksamaktayız. Nasıl ki sıfırla hangi sayıyı çarparsak çarpalım yine sıfır eder. Sadakatsizlik de bütün kazanımları, iyilikleri, fedakârlıkları, çokları sıfırlar. En önemlisi de insanlara güveni zedeler. Güven duygusu zarar görürse de işler zorlaşır.
Sabır: Yaşımkırkı geçti. Çok sabırsız biriydim. Geçen yıllar, yaşadıklarım, eğitim hayatı, ticaret hayatı zorla sabrı öğretti bana. Geçen yıllarıma baktığımda başarısız olduğum, üzüldüğüm, strese girdiğim her işin arkasında acelecilik olduğunu gördüm. Hayatın her aşamasında başımıza gelen her üzücü olayda sabır gerekir; ama evlilik hayatında daha çok sabır gerekebilir. Evli çiftlere sorduğumuzda evliliğin beş altı yıldan sonra oturmaya başladığını söylerler. İlk beş yılda sabır kuvvetimizin daha çok olması gerekir.
Üç ay içinde ayrılan bir çiftle görüşmüştüm. Konuşmalarından sabır kuvvetinin az olduğu kendini gösteriyordu. Nasıl ki araba sürmek için ehliyet alıyoruz. Çok kapsamlı sınavlardan geçirilerek yıkımı trafik kazasından daha çok olan evliliklerde de de belge verilse.
Âlimler sabrın üçe ayrıldığını söylerler.
- Musibetlere karşı sabır
- Günahlara karşı sabır
- İbadetlere karşı sabır.
Bu üç sabrı kuşanarak Rabbimizden yardım isteyerek her güzel şeyin arkasında sabrı görerek dünyadaki cennetimizi ebedi cennete basamak yapabiliriz.
Ali ALTAYLI